Gece Yarısı Suları

Belki de uzaklaştırma cezası alan Reita-kun’un yerine ben geçerdim. İşlediğim suçun ağırlığı düşünülürse, okuldan atılabilir hatta karakolluk bile olabilirdim. Ama bunu zaten hak etmiştim, bu yüzden umurumda değildi.

"Lafınız bitti mi?" Biri merdivenlerden aşağı indi. Karanlıkta yüzünü seçemiyordum ama ses Hondo Serika’ya aitti.

Düşününce, Serika’nın da burada olacağını söylemişlerdi ama ortalıkta görememiştim... Rahatça konuşalım diye bize zaman mı tanıyordu acaba?

Miori, "Serika, sen ne yapıyordun orada?" diye sordu.

"Natsuki ile Reita’nın kavgasını izlerken aklıma harika bir şarkı fikri geldi, ben de hemen taslağını çıkardım" diye yanıtladı.

Tamamen yanılmıştım. Her zamanki gibi ne yapacağı kestirilemeyen biriydi.

"Pekala, görünüşe göre her şey tatlıya bağlandı." Serika, Reita-kun ve çocuklara doğru bir göz attı, ardından gözlerini üzerimizde gezdirdi. O "her şey" ifadesinin neleri kapsadığını sorsam bile muhtemelen cevap vermezdi. Gerçekten gizemli bir kızdı.

Miori gözlerini kısarak, "Bunlar ne yapıyor böyle?" dedi.

Ben de nehir yatağına doğru döndüm. Çocuklar bir ara doğrulmuş, şimdi nehre bir şeyler fırlatıyorlardı. Suyun yüzeyinde belli belirsiz dalgalanmalar oluştuğunu görebiliyordum.

"Taş mı sektiriyorlar?" diye sordum.

"Ne? Eğlenceli görünüyor, ben de yapmak istiyorum!"

Serika çocuklara doğru koşmaya yeltendi ama Miori onu durdurdu. "Hayır, aralarına katılmayacaksın. Eve dönüyoruz."

"Emin misin? Bir şeyler söylememiz gerekmez mi?"

"Eminim. Böyle anlarda erkekleri kendi hallerine bırakmak en iyisidir."

Miori haklıydı. Karanlıkta sadece birer karaltıdan ibaret olsalar da kahkahaları kulağımıza kadar geliyordu. Üçü de hayatlarının en güzel anını yaşıyor gibiydi. Onları öylece izlerken yüzüme gayriihtiyari bir tebessüm yerleşti.

Sadece taş sektirirken bile nasıl bu kadar heyecanlanabildiklerine akıl sır erdiremiyordum... Yine de Reita-kun’u böyle görmek beni mutlu ediyordu. Aşkıma asla karşılık bulamasam bile, sadece bu kadarı bile bana yeterdi.

Arkamdan bir ses, "Ne yapıyorsun orada, Hasegawa?" diye seslendi.

Miori ve Serika dönmüş bana bakıyorlardı. Sanki beni bekliyor gibiydiler.

"Eve dönüyoruz!"

Neye uğradığımı anlamadan kendimi birinin elimden çekip sürüklemesiyle buldum. Muzipçe sırıtan Miori, gecenin içinde parıldayan ayı andırıyordu.

Natsuki ve Tatsuya ile girdiğimiz taş sektirme yarışının ardından gece iyice ilerlemiş, biz de dağılmıştık. Kaçıp saklanmadan, babamla adamakıllı bir konuşma yapmaya kararlı bir şekilde eve doğru yürüyordum.

Arkamdan biri, "Reita" dedi.

Arkamı döndüm. "Ah, Koya." İki elinde de birer kutu kahve tutuyordu, birini bana fırlattı. "Sakın izlediğini söyleme."

"Aynen öyle. Şurada biraz laflayalım." İlerideki parkı işaret etti.

İtiraz etmeden peşinden gittim, bir banka oturduk.

Koya kahve kutusunun halkasını açarken, "Kavganız komikti," diye mırıldandı.

"Neresi komikti? Rezalet bir beceri sergiledim," dedim.

"Seni böyle çileden çıkmış görmek her zaman nasip olmuyor."

İtiraz edemezdim. Natsuki’ye kaybedeceğim aklımın ucundan bile geçmezdi. Canını yakmamak için yumruklarımı yumuşattığım doğruydu ama zayıf anımdan faydalanıp sağlam bir darbe indirdiği de bir gerçekti.

"Yine de bir meydan okuma mektubu göndereceğini tahmin etmezdim. Bugünlerde pek rastlanmıyor."

Koya bile meydan okuma mektuplarına pek rastlamıyorsa, bu gelenek gerçekten demode olmuş demekti... "Natsuki, böyle saçma sapan işleri son derece ciddiyetle yapacak bir tiptir."

"Peki onun bu saçma sapan işine kapılıp giden kimdi?"

"Biliyorum. Kaybettim."

Gizli tuttuğum duygular, Natsuki’nin o içtenliği yüzünden açığa çıkmıştı. Bir an için herkesin yanına yeniden dönme arzusuyla dolup taşmıştım. O hisler içimde kabardığı an, yenilgim zaten mühürlenmişti.

"Eski günleri hatırlattı. Tıpkı ortaokuldaki düellomuz gibi," diye belirttim. Futbol takımına dönüp dönmeme konusunda bocaladığım o günlerde, Koya aniden beni kavgaya çağırmıştı.

"O kararsızlığına daha fazla katlanamadım. Seni zorla geri döndürmenin daha hızlı bir yol olacağını düşündüm. Zaten o kadar bocalarken geri dönmek istediğini saklayamıyordun."

O kararsızlığım düellomuza da yansımıştı. Günün sonunda, sırf bu yüzden Koya’ya yenilmiştim. Çetesinden kovulup futbol takımına dönmeye zorlanmıştım. Ama bundan memnundum. Bir kez ayrıldıktan sonra takıma dönmek zordu ama yine de tüm takımla birlikte futbol oynamak istiyordum.

"Koya, sana minnettarım." Garip bir şekilde, şu anki durumum da o zamankine benziyordu. Natsuki, Koya’dan fersah fersah zayıftı ama beni sözleriyle vurmayı başarmıştı.

"Geri dönüyor musun?"

"Evet." Koya nereye olduğunu belirtmemişti ama ne demek istediğini biliyordum. "Teşekkür ederim. Gidecek hiçbir yerim yokken bana kucak açtın. Beni kurtardın." Ona sadece son yaşananlar için değil, ortaokulda yaptıkları için de teşekkür ediyordum. Başı belada olduğunda bana ait bir yuva vermişti.

"Arkadaşız. Tabii ki birbirimize yardım edeceğiz." Sırtıma sert bir tokat indirdi. Kocaman elleriyle vurması canımı yakmıştı.

Koya, çeşitli sebeplerle gidecek yeri olmayan çocukları kanatlarının altına alır, hepsinin birbirine destek olduğu bir bağ kurardı. Üstelik bir kez kendilerinden biri olarak kabul edildiniz mi, gitseniz bile size olan muameleleri değişmezdi.

Çetesi, Koya’nın bu duruşuna kapılan çocuklardan oluşuyordu. İyisiyle kötüsüyle, sahip olduğu karizma sayesinde böyle toplama bir grubu sevk ve idare edebiliyordu.

Koya, ikimizin farklı kumaşlardan dokunduğunu ima ederek, "Sen şu anki yerine aitsin," dedi.

Koya ve çocuklarla arkadaş olmaktan memnundum. Ama aralarında kendimi bir nebze olsun yabancı hissediyordum. Değer yargılarımız, kişiliklerimiz ve tavırlarımız gibi önemsiz sayılabilecek bir sürü küçük neden vardı. Koya da içimdeki o hafif huzursuzluğu sezmiş olmalıydı.

"Ama sakın unutma: İstediğin zaman geri dönebilirsin. Ben kimseyi kapıdan çevirmem."

"Evet. Yine takılırız."

Kahvelerimizin kalanını bitirip ayağa kalktık. Koya arkasını döndü, elini kaldırıp veda etti ve yürüyüp gitti.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.