Kitabın içindeki mevsimle bu cildin yayımlandığı mevsim nihayet birbiriyle örtüştü.
Neyse, uzun zaman oldu görüşmeyeli. Ben Amamiya Kazuki.
Bu cilt tamamen Motomiya Miori’nin hikayesinden ibaretti. Dürüst olmak gerekirse serinin en başında onun karakterini nasıl yönlendireceğimi tam olarak netleştirmemiştim. Fakat dördüncü cilde geldiğimizde çizeceğim rotaya karar vermiştim.
Altıncı ciltte pişmanlığı ve sevgiyi işledik. Nasıl buldunuz? Bir tarafta griye çalmış, sönük geçmişini sil baştan yaşamak isteyen bir çocuk, diğer tarafta ise gökkuşağı gibi ışıldayan o eski günlerine dönmeyi arzulayan bir kız var. Birbirine hem çok benzeyen hem de bir o kadar farklı iki dilek bence.
Dahası, geçmişiyle bağını koparmadan bugünü yaşamaya devam eden Miori ile zamanda sıçrama yapıp gelecekten gelen Natsuki’nin olaylara yaklaşımı arasındaki farkı kapatmak hayli zordu. Çocukluğunda onunla geçirdiği günleri cıvıl cıvıl, rengarenk hatırlamasının tek sebebi, küçük ayrıntıları unutmuş olmasıydı.
Günün sonunda Natsuki’yi harekete geçiren şey yine geçmişteki pişmanlıkları oluyor.
Kapak tasarımı için, "Yağmurun altında sırılsıklam olmuş bir Miori düşüncesi kesinlikle berbat bir fikir ama bir o kadar da muazzam olurdu," diye bir öneride bulunmuştum. İşte bu zalimce ama harika kapak tam da böyle doğdu. Yağmurda ıslanmış Miori o kadar güzel, o kadar büyüleyici duruyor ki...
Bu defa sonsöz için bana epey geniş bir alan ayrıldı. Açıkçası anlatacak şeylerim yavaş yavaş tükendi ama madem yerim var, biraz şu sıralar ne alemde olduğumdan bahsedeyim.
Her zaman sadece hikayeler kaleme alarak hayatımı kazanabilmeyi diledim. Asıl mesleğimin yazarlıkla uzaktan yakından ilgisi yok. Günlerimi bir yandan da ek iş olarak yazarlık yapmaya çalışarak geçiriyorum. Fakat durum böyle olunca günümün neredeyse yüzde sekseni tam zamanlı işim tarafından yutuluyor. Yazmak istediğim o kadar çok hikaye var ki ama ne yazık ki vaktim yok. Konusu açılmışken, oynamak istediğim sürüyle oyun, okumak istediğim renk renk manga ve light novel, izlemek istediğim nice anime var... Kısacası zamana bir türlü gücüm yetmiyor.
Son zamanlarda vakit kaybetme düşüncesi beni dehşete düşürüyor. Zaman bu kadar kısıtlıyken elimdeki her anı olabildiğince verimli kullanmak istiyorum. Günlerim dolu dolu geçiyor gibi görünse de hayatımda bir es, bir boşluk eksikmiş gibi hissediyorum. Bakış atıp geçtiğimiz, boşa harcanmış gibi görünen o anların aslında bir romanın diline renk kattığına inanıyorum. Bir bakıma hayatı aşırı optimize etmek, duyarlılığımızı ve hassasiyetimizi köreltmek anlamına da gelebiliyor. Bu durum bana biraz hüzün veriyor.
Doğrusunu söylemek gerekirse, yazarlığı ek iş olarak sürdürmek gelirimi ciddi anlamda düzene sokuyor. Bu şekilde çalışmaya devam edersem gelecekte maddi açıdan bir sıkıntı çekeceğimi sanmıyorum. Gelgelelim insanlar bana "Ömrün boyunca böyle devam edebilecek misin?" diye sorduğunda ne cevap vereceğimi bilemiyorum. Kendi kendime "Artık hangi yoldan yürüyeceğime karar vermemin zamanı gelmedi mi?" diye soruyorum. Seçimim ne olursa olsun, geriye dönüp baktığımda pişmanlık duymadan yaşamak istiyorum.
Şimdi teşekkür kısmına geçelim. Düzenleyenim N-san, bu defa da sanki hiçbir teslim tarihim yokmuşçasına bildiğimi okudum. Bunun için içtenlikle, tüm kalbimle çok üzgünüm... Size sürekli ama sürekli yük oluyorum. Ayrıca çizerimiz Gin-san’a da her zamanki gibi o harikulade çizimleri için sonsuz teşekkürler. Kapak tek kelimeyle kusursuz ve eksiksizdi. Özellikle ilk cildin kapağıyla oluşturduğu o tezatlığa bayıldım...
Bu kitabın yayımlanmasında emeği geçen herkese de şükranlarımı sunarım. Bu hikaye kalbinize ufak da olsa dokunabildiyse bir yazar olarak ne mutlu bana.
Şimdilik benden bu kadar. Bir sonraki ciltte ya da farklı bir serimde yeniden karşılaşmayı dört gözle bekliyorum.
Zihnim gençlik romantik komedileri, isekai fantezileri ve günümüzde geçen doğaüstü savaş hikayeleri yazma arzusuyla yanıp tutuşuyor.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.