Gözlerimi açıp duvardaki saate baktığımda sabah onun geçtiğini gördüm. Hafta sonları erkenden kalkıp koşuya çıkmaya alışkın olduğum için bu pek sık başıma gelen bir durum değildi. Dün Miori'yi ararken sanırım tahmin ettiğimden çok daha fazla tükenmiştim.
Yağmur dindikten sonra onun evine gitmiştik. Polisler orada bizi sorularıyla bayağı bir sıkıştırmıştı. Bir arkadaşım kayıp olduğu için onu aradığımı, olayların detayına dair hiçbir fikrim olmadığını söyleyip sıyrılmıştım. Miori ailesine ve polislere nasıl bir açıklama yaptı bilmiyordum ama Hasegawa ile arkadaşlarının adını vermekten kaçındığı kesindi. Sonuna kadar bütün suçu kendi üstlenmeye kararlıydı.
Laf lafı açtı derken karakoldan salındığımda gece çoktan çökmüştü. Eve döner dönmez çamur içindeki kıyafetlerimi annemgillere bırakmış, duşa girip mışıl mışıl uyumuştum.
O kadar çamurdan sonra çamaşırlar iyi yıkanırsa kurtulur mu acaba... Bayağı endişeliyim. Onları buluşmalar için özel almıştım, dünya paraydı! Aman, şimdi bunu dert etmenin sırası değil. Önce bir yataktan kalkayım.
Böyle düşünerek üzerimdeki yorganı atmaya yeltendim.
Aaa? Vücudum niye bu kadar ağır?
Zihnimde yankılanan sert bir baş ağrısı ve üstüme çöken ağır bir halsizlik dalgasıyla sarsıldım. Tanıdık bir histi bu. Şifayı kapmışım. Elimi alnıma götürdüm, cayır cayır yanıyordu. Koltuğumun altına bir derece sıkıştırıp beklemeye başladım. Alet ötmeyi bitirdiğinde ekranda otuz yedi derece yazıyordu. Çok yüksek bir ateş sayılmazdı belki ama resmen grip olmuştum işte.
Annem bugün evde yok, en iyisi Namika'dan benim için alışverişe gitmesini rica edeyim.
"Eve sırılsıklam döndüğün için hasta oldun zaten! Abiciğim, harbiden tam bir salaksın."
Namika her ne kadar bıkkın bir tavırla söylenip sinirle köpürse de dışarı çıkıp bana grip ilacı ve ateş düşürücü bantlardan alıp geldi.
Tavrının arkasında gizlemeye çalışsa da aslında bayağı endişeleniyor. Her zaman böyledir zaten. Neyse ki bugün günlerden pazar. Bir gün yatıp dinlenirsem yarın okula gidecek kadar toparlanırım.
Görüşüm bulanıklaşıyor, gücümün tamamen çekildiğini hissediyordum. Bütün günü uyuyarak geçireceğim.
Tam yorganın altına geri büzülecektim ki yastğımın kenarındaki telefonum çalmaya başladı. Bu hale gelmemin baş sorumlusu arıyordu.
"Efendim?"
"Bana mı öyle geliyor yoksa sesin bir tuhaf mı çıkıyor?" diye sordu Miori, sesimdeki pürüzü duyunca tedirgin olarak.
"Kimin yüzünden acaba?"
"Üzgünüm... Ateşin var mı?"
"Otuz yedi buçuk. Hafif atlatıyorum. Yakında iyileşirim."
"İstediğin bir şey var mı? Getirebilirim."
"Namika bir şeyler aldı, iyiyim ben."
"Ha, doğru ya. Namika-chan oradaysa endişelenmeme gerek yok."
"Sahi, sen nasılsın, iyi misin?"
"Evet, turp gibiyim. Ben pek hasta olmam zaten."
"Anladım. Şaşırmadım, ne de olsa aptallara grip bulaşmazmış."
"Ne demeye çalışıyorsun sen?"
Gülüp bir espri patlatacaktım ki aniden tutan öksürük krizi yüzünden lafım boğazımda kaldı.
"İ-İyi misin? Aslında sana ricamla ilgili bir şey soracaktım ama başka zaman konuşuruz. Bugün güzelce dinlenip kendine bak," dedi Miori ve telefonu kapattı.
Nihayet... Yatak beni çağırıyor...
Gözlerimi kapattım ama telefon bir kez daha feryat etmeye başladı. Yine ne var?
Ekrana göz attım. Bu sefer arayan Hikari'ydi; içimdeki bütün huysuzluk bir anda buharlaşıp uçtu. Hatta ne gribi, anında iyileştim bile (kuyruklu yalan). Vay canına, bugün ne güzel bir gün böyle.
"Natsuki-kun? Şifayı kaptığını duydum. Nasıl hissediyorsun?"
"Bugün biraz yatarsam yarın bir şeyim kalmaz herhalde. Dur bir dakika, kimden duydun bunu?"
"Namika-chan söyledi. 'Hoshimiya-senpai, abim hasta oldu' dedi."
Yapma ya Namika, Hikari'nin benim için telaşlanmasını istemiyordum ki! İlla çeneni tutamayıp yumurtlayacaksın, değil mi?
"Yanına gelip bakabilir miyim sana?"
"Düşünmen yeter ama hastalığı sana bulaştırabilirim."
"Yine de gelmek istiyorum. Ama bana bakmanı istemiyorsan gelmem tabii."
Beni reddedemeyeceğim yerlerden vurmayı da iyice öğrendi... Havalara uçuyorum elbette.
"Peki, gel o zaman. Haberin olsun, Namika-chan evde ama annemgil yok."
"Sorun değil. Onu da söyledi zaten."
Kız kardeşim üzerinden ne zaman benden habersiz bilgi akışı sağlamaya başladı bunlar? Haber ağı gerçekten korkutucu.
"Miori-chan ile birlikte geleceğiz, biz gelene kadar sen güzelce dinlen."
Kafam sağlıklı çalışmıyordu. Uyanık kalmak gitgide zorlaşıyordu. "Tamam," diye mırıldandım. Konuşmamız böylece sona erdi.
Biraz uyuyayım. İyileştikten sonra gerisini düşünürüm.
Göz kapaklarımı kapattım, yorganı üzerime çekip bir süre öylece yattım. Derken birden kafamda bir şimşek çaktı.
"Miori-chan ile birlikte geleceğiz" mi dedi o? İkisi birden mi buraya geliyor yani? N-Neden ki?
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.