Pişman olmak istemezsin, değil mi? Bunu söyledikten sonra dudaklarım benden bağımsızca kıvrıldı, yüzümde kendimle alay eden bir gülümseme belirdi. Her yanı pişmanlıkla kaplı birinden bu lafları duymak da tuhaf ya, neyse.
Natsuki’ye akıl vermeye çalışıyordum ama sözlerim dönüp dolaşıp beni vurmuştu. Tek aradığı geçmiş olan ben, kime ne anlatıyordum ki? Ama onun benim gibi olmasını istemiyordum. En başta hedeflediği o gökkuşağı renklerindeki gençliğe doğru ilerlemeye devam etmesini diliyordum. Benim gençliğim bu yüzden griye boyansa bile.
Natsuki yüzümü inceleyerek, Ne oldu, anlatmak ister misin? diye sordu.
Bir an şaşırdım. Kafası pek basmayan bir çocuk olmasına rağmen garip davrandığımı fark edebilmişti. Yine de asıl sebebi hala anlamamıştı. Hepsi senin yüzünden, demek istedim. Seni sevdiğim için, seni sevmekten vazgeçemediğim için yanında olmak canımı yakıyor. Ne de olsa artık yanında başka bir kız var, ben olmayan bir kız... Sana hislerimi açmak için zaten çok geç.
Bunu dünyada tek bir kişiye söylemem, o da sensin. Ama bil ki hepsi senin yüzünden.
Ne?! Natsuki’nin gözleri şaşkınlıkla açıldı. Belli ki suçun kendisinde olacağını hiç tahmin etmemişti.
Müstahak sana! Umarım biraz olsun yaptıklarını düşünürsün. Ben de sana aşık olmak istememiştim. İşte bu yüzden şu an bu halde olmamın tek sorumlusu sensin. Artık eve dönsek iyi olacak.
Evet. Biraz daha gecikirsek son treni kaçıracağız.
Ama ayağa kalkamayacak kadar yorgunum. Az kalsın yine karamsarlığa kapılıyordum ama durumu toparlamayı başardım.
Tepemizdeki gece gökyüzüne bakarak doğruldum. Ruh halimin aksine gökyüzü pırıl pırıldı. Birden Natsuki’nin yüzü belirdi karşımda. Bana uslanmaz bir baş belasına bakar gibi bakıyordu. Kendime engel olamadım; göğsümün sıkıştığını hissettim. Ondan ayrılmak istemiyordum. Keşke bana hep böyle baksan... Ona gitmeni istemiyorum.
I-ıh? Kendi ağzımdan çıktığına inanamayacağım kadar yapay bir ses çıkardım. Ayağım takılmış gibi yapacaktım. Bahanem bu olacaktı.
Kendimi Natsuki’nin göğsüne bırakıp kollarımı sırtına doladım. Zaten biliyordum ama ne kadar büyüdüğünü ancak şimdi idrak edebiliyordum. Çocukken benden daha ufaktı.
Ona sıkıca sarıldım. Kasılmıştı, göğsü sertti. Ortaokuldaki o yumuşak göbeğinden eser kalmamıştı. Verdiği emeklerin meyvesi olan vücudunun ne kadar çarpıcı hale geldiğini hissettim. Natsuki kollarını arkama doğru uzattı. Sırf düşmek üzere olduğum için beni tuttuğunu bilsem de yüreğim sevinç çığlıkları attı. Nabzım adeta dans edercesine hızlandı.
Ü-üzgünüm... Bacaklarım beni dinlemiyor. İçimde büyüyen hisleri bastıramıyordum.
Sana daha önce bırakalım demiştim.
Olamaz, hayır, hiç sevmem öyle şeyi. Yenilgiyle bırakamam.
Hala bıraktığım o mızıkçı kızsın işte.
Yalvarırım. Lütfen beni affet. Hemen eski halime döneceğim, o yüzden sadece şimdilik...
Şey, Miori?
...bu an sonsuza dek sürsün istiyorum.
Bir sorun mu var? Saçlarımı okşadı.
Neden böyle yaptın ki? Normalde her şeye karşı tamamen körsündür, neden sadece böyle anlarda tam da istediğim şeyi yaparsın? Gerçekten... Affedilir gibi değil.
Şey, Natsuki. Aptal. Kafasız! Lise çağında açılan biri için fazla havalısın. Aklımdan düzinelerce hakaret geçmesine rağmen ağzımdan dökülen kelimeler bambaşka oldu. Sana aşık olduğumu söylesem... ne yapardın?
Ona sarıldığım için hissedebiliyordum; Natsuki şoktan taş kesilmişti. Sessizlik bir an için üzerimizi bir örtü gibi kapladı. Sadece benim kalbim deli gibi çarpıyordu; o ise yalnızca şaşkınlık içindeydi. Zaman geçtikçe aklım başıma geldi. Bir anda yüzümün kireç gibi olduğunu hissettim. Bu da ne? Ben ne yapıyorum böyle?
Ahaha! Neden bu kadar ciddiye aldın ki? Şakaydı tabii ki! Kendimi hemen geri çekip alaycı bir tavırla lafı ağzımdan kaçırıverdim.
Kapa çeneni! Şaka olsun ya da olmasın, orada ne demem gerekiyordu ki?! Natsuki rahatlamış görünüyordu.
Ben eve gidiyorum! Acele etmezsek son treni kaçıracağız!
Koştum. İstasyona doğru koştum. Şu an onun yüzüne bakamazdım. Ne kadar az olursa olsun araya mesafe koymak istiyordum, sırf bir daha böyle bir şey yapamayayım diye.
Duygularıma daha sıkı bir ket vurmam gerek. Tanrım, ona karşı neden böyle hisler besliyorum ki? Hiç aşık olmamalıydım. Aşk olmasaydı canım yanmazdı. Onun mutluluğunu tüm kalbimle tebrik edebilirsek ne güzel olurdu.
O günlere geri dönmeyi düşünmeyi bile istememiştim.
Natsuki yanaklarımdan süzülen gözyaşlarını görmesin diye istasyona doğru koşmaya devam ettim.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.