Şimdiki hedefimiz benim çalıştığım müzik kulübünde sahneye çıkmak, dedi Serika.
Müzik kulübü mü? Kulağa çok korkutucu geliyor, dedi Mei.
Ama kendimize böyle bir hedef koymalıyız. Okul festivali geride kaldı artık, diye ekledim. Hem önümüzde bir hedef olmazsa ne için çalıştığımızı unuturduk. Beraber doğaçlama takılmak da çok keyifliydi ama canlı performansın heyecanı bambaşka bir seviyedeydi. Okul festivalinde hissettiğim, seyirciyle tek vücut olma duygusunu tekrar tatmak istiyordum.
Olamaz, senpai, hepiniz çok küçük düşünüyorsunuz! Rock in Japan Festivali'nde çalalım! Rock in! Yamano yüzünde kocaman bir gülümsemeyle absürt bir şeyler haykırdı.
Kendine güveni iyice yerine gelmişti.
Büyük hayaller kurmak güzel ama önce yeteneklerimizi parlatmalıyız, diyerek Yamano'yu gerçek dünyaya döndürdü Serika. Sesi son derece gerçekçi geliyordu.
Haklıydı, festivalde kalabalığı coşturmuştuk ama grubumuz hâlâ çok toydu. Serika hariç hepimiz acemiydik; benim gitar çalma becerimse şaka yollu bile övülemeyecek kadar berbattı. Festivalde her şeyi pürüzsüzce çalabilmiş olmam tam anlamıyla bir mucizeydi. Ve bu tarz mucizeler her zaman gerçekleşmezdi.
Yamano, giriş sınavların ne olacak, ders çalışabiliyor musun? diye sordum.
Büyük ihtimalle referansla doğrudan kabul alacağım! diye cevap verdi.
Vay canına, demek zeki bir kızsın.
Ryomei'nin akademik başarı puanları epey yüksekti ve okula girmek isteyen çok aday vardı. Referansla kabul edilmek, dönem boyu en yüksek notları korumak anlamına geliyordu.
O zaman senin için endişelenmeme gerek yok herhalde.
Yamano bu sözlerime karşılık bana bir zafer işareti yaptı.
Madem artık Saya da bizimle, haftaya ciddi anlamda çalışmalara başlıyoruz, dedi Serika.
Anlaşıldı! diye ünledi Yamano.
Tamamdır! dedi Mei.
Evet, yine elimizden gelenin en iyisini yapma vakti, dedim.
Hepimiz birbirimizi onaylayarak başımızı salladık. Böylece grup faaliyetlerimiz yeniden başladı. Lise hayatımda dört gözle bekleyeceğim bir şey daha çıkmıştı karşıma. Zaten gökkuşağı gibi parıldayan günlerime yeni ışıklar eklenmişti. Bu yeni grup, gençliğime bambaşka bir renk katacaktı şüphesiz.
Bu arada... Natsuki, dedi Serika, aklına aniden bir şey gelmiş gibi. Miori dün okula gelmedi. Ondan bir haber aldın mı?
Ha? Yok, hayır... Hasta falan mı acaba?
Öğretmen öyle söyledi ama mesajlarıma da dönmedi. Serika başını yana eğerek telefonuna baktı.
Onun da şifayı kapacağı hiç aklıma gelmezdi. Çocukluğumuzdan beri sağlığı hep yerindeydi. Ne de olsa aptallara maraz uğramaz derler. Bildim bileli Miori'nin yataktan çıkamayacak kadar hastalandığını hiç görmemiştim. Gerçi ortaokul yıllarında ne durumda olduğunu pek bilmiyordum.
Umarım sadece basit bir soğuk algınlığıdır, dedi Serika kısa bir sessizliğin ardından.
Grip mevsimi de başladı zaten. Yine de içime hafif bir endişe düşmüştü.
Evet, öyledir herhalde, diyerek kararsızca başını salladı.
Serika konuyu tekrar açmadı ve çalışmaya geri döndük. Altı üstü bir gün devamsızlık yapmıştı. Onun için fazla endişelenmeme gerek yoktu. Şu an her şeyden önce çalışmaya odaklanmalıydım. Gruptaki en zayıf halka bendim; eğer kendimi geliştirmezsem Yamano bile bana tepeden bakmaya başlayacaktı. Gerçi bunun için zaten biraz geç kalmış olabilirdim...
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.