Coşkumuz az çok yatıştıktan sonra dinlenmek için salondan çıktık. Bir de baktım ki bizim kemik kadro yine etrafımda toplanmış. Ben, Tatsuya, Reita, Uta, Hikari ve Nanase... Altımız bir banka kurulmuş rahatlamaya çalışıyorduk.
"Vay canına, gerçekten kazandık. Kalbim hâlâ güm güm atıyor," dedi Hikari.
Reita söze girdi. "Söylenene göre daha önce hiçbir birinci sınıf şubesi şampiyon olamamış."
"Hey, hepsi benim sayemde yalnız!" diye böbürlendi Tatsuya. "Basketbolda birinci olmasaydık üçüncü ya da dördüncü olmuştuk çoktan."
"Tatsu, bütün övgüyü tek başına toplayamazsın," dedi Uta.
Nanase de onu onayladı. "Shiratori-kun ile Haibara-kun'un da payı büyüktü."
"Dürüst olmak gerekirse iş tamamen kondisyonda bitti," dedim.
Tatsuya kıkırdadı. "O tipler sürekli oturup sınavlara çalıştığı için sona doğru pilleri bitti tabii."
Hep birlikte kahkahayı bastık. Dün hissettiğim o tuhaf gerginlikten eser kalmamıştı. Eskisi gibi, doğal bir şekilde sohbet ediyorduk. Onları kaybetmenin eşiğine geldiğimi sanmıştım ama işte yine altı kişilik grubumuzla bir aradaydık. İçim içime sığmıyordu.
"Pekala! Bunu kutlamalıyız, harika bir parti yapalım!" diye önerdi Uta.
Tatsuya inledi. "Bugün antrenman var. Tabi bu saatten sonra kolumu kıpırdatacak halim kaldıysa..."
Hikari acıyan gözlerle güldü. "Tatsuya-kun, işin gerçekten zor."
"Cumartesi günü kutlamaya ne dersiniz? Antrenmandan sonra toplanırız," dedi Reita.
"Nereye gitsek ki?" diye sordu Nanase.
Uta fikrini belirtti. "Saize benim cüzdanıma en merhametli gelen yer! O zaman Saize'de buluşuyoruz!"
"Uta, neden bir kez olsun sizin aile işletmesine gitmiyoruz? Altımızı birden ağırlayacak kadar büyüktür herhalde," dedi Reita.
"Gidebiliriz aslında! Ama Saize'den daha pahalıya patlar!"
"Uta'ların yeri mi? Ne dükkanıydı orası, okonomiyaki restoranı mı?" diye sordum.
"Hı-hı. Alışveriş caddesinin hemen yakınında," dedi Reita. "Çok geniş bir yer değil, bütün sınıf sığmaz ama sadece biz olacaksak bence biçilmiş kaftan."
"Of ama benim hiç param yok ki. Parkta takılsak olmaz mı?" dedi Tatsuya.
Uta hemen itiraz etti. "O zaman kutlama yapmanın ne anlamı kaldı!"
Tatsuya ile Uta yine cıvıl cıvıldı. Yüzlerinde gülücüklerle incir çekirdeğini doldurmayacak şeylerden atışıyorlardı. Bizi peşlerinden sürükleyen bu ikili olmadan altı kişilik grubumuz eksik kalırdı zaten. Bu ortamı yeniden yakalamışken kıymetini bilmek, ona sımsıkı sarılmak istiyordum.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.