Sahadaki Gölge

İkinci yarıya top bizdeyken başladık.

"Sayıları senden bekliyoruz, değil mi?" dedi Yanagishita-senpai.

"Beni gözünde büyütüyorsun," diye karşılık verdim.

Yanagishita-senpai artık beni tutuyordu, üç numara ise Tatsuya'nın başındaydı. Hücumumuza karşı yaptıkları bu yeni görev dağılımı pek bir şey değiştirmemişti. Üç numarayı geçebiliyorsam, Tatsuya da aynısını yapabilirdi.

Tatsuya da benimle aynı şeyi düşünmüş olmalı ki hiç vakit kaybetmeden içeri doğru yüklendi. Ancak sekiz numara anında bitiverdi ve çiftli sıkıştırma yaptı. Devasa cüssesiyle Tatsuya'nın yolunu kapattı.

Tatsuya dilini ısırdı.

"Tatsuya! Buraya!" diye bağırdı Reita. Tatsuya pası ona çıkardı.

Sekiz numara Tatsuya'ya yardıma koştuğu için kendi adamı Okajima-kun boşta kalmıştı. Bunu benden önce fark eden Reita, alçak pota civarında dolanan Okajima-kun'a ok gibi keskin bir pas gönderdi.

Reita'dan beklenen hareket. Durumu süzme konusunda üstüne yoktu.

"Harika pas!" Okajima-kun topu yakaladığı gibi hemen potanın dibinden şutunu attı. Fakat o devasa cüssesinden beklenmeyecek bir çeviklikle havaya sıçrayan sekiz numara, topa fena bir blok koydu.

"Nasıl yani?!" diye bağırdı Okajima-kun, şaşkınlık içinde.

O adamın hiç basketbol geçmişi yoktu ama hem dev gibiydi hem de inanılmaz hızlıydı.

Kendi yarı sahamıza dönerken Reita duruma dikkat çekti. "Okajima-kun yarı yarıya boş kalsa bile Tatsuya'ya iki kişiyle basmaya devam edecekler."

"Top Okajima-kun'a gitse bile sekiz numaranın onu arkadan bloklayabileceğinden eminler," dedim. Stratejilerini kaşla göz arasında değiştirip zayıf noktalarını ustalıkla kapatmışlardı.

"Ü-Üzgünüm!" dedi Okajima-kun.

"Canını sıkma! Bir sonrakini sokarız!" diye seslendim. Onun suçu değildi ama artık hücum etmek daha da zorlaşacaktı. Zaten en başından beri...

"Güzel hareket, Yanagishita!"

Son sınıf öğrencileri genel beceri bakımından net bir şekilde üstündü.

Yanagishita-senpai, Tatsuya'yı çalımlayıp geçti. Ben yardıma gittiğimde ise ufak bir hamleyle beni de kolayca ekarte etti. Özgüvenle sahanın ortasından şutunu çıkardı. Top deliksiz bir şekilde fileden geçti.

"Bu kötü oldu," diye mırıldandım. Çözüm üretemiyorduk ve aradaki sayı farkı gitgide açılıyordu. Ne yapmalıydık? Bu engeli nasıl aşacaktık? Can sıkıcıydı ama Yanagishita-senpai'yi tek başıma yenmem imkânsızdı.

"Yalnız değilsin. Birlikte kazanacağız," diyerek omzuma vurdu Reita.

Yüzüm iyice asılmış olmalıydı. "Biliyorum ama..."

"Bana güven. Tahmin ettiğinden daha çok işe yararım."

Gözlerindeki kararlı parıltıyı görünce bakışlarına karşılık verip başımı salladım. Şimdi hücum sırası bizdeydi.

"Natsuki!"

Adımı duyduğum an vücudum içgüdüsel olarak harekete geçti. Tatsuya yaptığı perdelemeyle Yanagishita-senpai'yi toptan uzak tuttu. Köşeye doğru koştum. Reita'dan gelen top bana ulaştığı an pasın kusursuzluğunu hissettim. Yakalar yakalamaz sıçradım.

Şutun kalitesini pasın kalitesi belirler derler. Top parmaklarımın arasından kayıp gittiği an potaya gireceğini anladım. Havada süzülen top, nazlıca fileyi havalandırıp parkede sekerek uzaklaştı.

Reita, Tatsuya ve ben birbirimizin avucuna vurduk.

"Gördün mü?" dedi Reita gururlu bir tebessümle.

İtiraz edecek halim yoktu. "Topa odaklanmamı söylerken ne demek istediğini şimdi anladım."

Savunmaya çekildik. Rakip takım hücum fırsatı kollayarak topu kendi arasında çeviriyordu. Üç numara, iki numaraya yavaş bir pas çıkardı; Reita tam o anda araya girip topu kaptı. Topu öne doğru çelip hızla sürmeye başladı.

Savunmaları Reita'ya yetişti fakat o topu arkaya, bana bıraktı. Gerçekten de sahayı inanılmaz iyi okuyordu! Yine de Yanagishita-senpai bana yetişmeyi başarmıştı.

"Seni burada durdurmam gerekecek," dedi dudaklarını yalayarak.

Gelim bakalım. Bu sefer seni geçeceğim. Hızımı kesmeden havaya sıçradım, turnikeye gidiyormuş gibi yaptım. Topu yukarı kaldırdım ama hemen ardından göğsüme doğru geri çektim. Pozisyonum bozulmuş olsa da topu o vaziyette potaya fırlattım.

"Çift hamle mi?!" diye şaşkınlıkla bağırdı tribünlerden biri.

Ancak top yere çakıldı. Yanagishita-senpai beni tamamen çözmüştü. Turnikenin sahte olduğunu anlamış, elini sadece yapacağım ikinci hamleyi engellemek için yukarıda tutmuştu.

"Ritmin benimkine çok benziyor, bu yüzden hamlelerini okumak hiç zor değil." Yüzünde alaycı bir gülümseme belirdi.

Senin ritmine benziyor çünkü o hareketi senden öğrendim. Bu lafı içime gömdüm ve sadece, "Bir sonrakini sokacağım," dedim.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.