Shizuki-chan, bugün gerçekten harikaydın. Şoke oldum, dedi Miori.
Biz birinci sınıflardan oluşan dört kişi, sınıflarımıza doğru beraber yürüyorduk. Bu artık ikinci kez başımıza geldiği için yavaş yavaş bir alışkanlığa dönüşüyordu şimdi.
Funayama-san alçakgönüllü bir tavırla, Hiç de değil, diye karşılık verdi. Önemli bir şey söylemedim ki.
Huzursuz görünüyordu ama onun bu fikrine katılmam mümkün değildi.
Olamaz! O kadar üçüncü sınıfın arasında bu kadar kendinden emin konuşabilmen bile inanılmaz bir şey! Miori böyle deyip göz ucuyla Mei'ye baktı.
İşareti alan Mei başıyla onayladı. Ben de öyle düşünüyorum. Ardından uzaklara bakan gözlerle güldü. Ben orada olsam heyecandan tek kelime edemezdim, diye ekledi kendini küçümseyerek.
Orada sadece kızı övmen gerekiyordu, kendini yerin dibine sokmana gerek yoktu ki! Kızın nasıl bir tepki vereceğini merakla beklerken Funayama-san başını iki yana salladı.
Öyle söyleme. Shinohara-kun, sen okul festivalinde o kadar büyük bir kalabalığın önünde sahneye çıktın, hatırlasana? Hatta tanıtım kısmında yumruğunu havaya bile kaldırmıştın.
L-Lütfen bunu ikide bir hatırlatıp durma, diye mırıldandı Mei, utancından yüzü kıpkırmızı kesilmişti.
Funayama-san bozularak yanaklarını şişirdi. Hatırlatacağım işte. Sen bana ilham verdin. Yanlış bir kelime seçiyorsam kusura bakma ama normalde sen de benim gibiydin... Sıradan ve sessiz biri olduğunu düşünmüştüm ama sahnedeyken göz kamaştırıyordun... Bu da bana kendimi değiştirebileceğimi gösterdi, değişmeyi istememi sağladı.
Mei kızın bu samimiyeti karşısında ne diyeceğini bilemez haldeydi. İnanması güç gelse de müziğimiz her kesimden insana ulaşmıştı. Bastaki performansın, cesaretin insanların kalbine dokunmuştu işte. Senin adına çok sevindim, gerçekten. Nedense onun aldığı bu övgüleri kendi üstüme alınmış gibi hissetmiş, içten içe sevinmiştim.
Senin aksine öyle büyük şeyler başaramam ama en azından kendi fikrimi belirtebileceğimi düşündüm... Çok heyecanlıydım ama bir şekilde üstesinden gelebildim. Funayama-san'ın yüzü derin bir rahatlama hissiyle yumuşadı.
Onun bu tarz ortamlarda birdenbire öne atılıp konuşabilen biri olduğunu sanmıştım ama yanılmışım. Cesaretini toplamış ve kendini değiştirmeye karar vermişti.
Mei şaşkınlıktan ağzı açık bir şekilde donakalmıştı. Sırtına hafifçe vurdum. Kafası karışık bir halde bana baktı, hâlâ tüm bunların bir rüya olmadığına ikna olamamış gibiydi.
Natsuki, birinin bana böyle güzel şeyler söylemesi tamamen senin beni gruba davet etmen sayesinde oldu, dedi.
Hayır, bu senin kendi emeğinin meyvesi. Kendine biraz güven. Gerçek dünyaya dönmesini sağlamak için sırtına bir kez daha vurdum.
Bu arada... Shinohara-kun, sen ne tür grupları seversin? Funayama-san konuyu müziğe getirerek sordu.
Şey, Sonic Youth severim, diye yanıtladı Mei. En sevdiğim albümleri de Goo. Bir de Red Hot Chili Peppers ve Radiohead severim. Başka ne vardı? Hepsi çok bilindik gruplar ama...
Batı gruplarıyla aram pek iyi olmadığı için konuşmayı takip edemiyordum. Miori de anlıyormuş gibi yapıyordu ama yüzünde resmen soru işaretleri uçuşuyordu. Eh, bunun böyle olacağını zaten tahmin etmiştim.
Aaa, diye atıldı Funayama-san birden. Yakında başka bir konser verecek misiniz? İzlemeyi çok isterim.
Mei ile bakışırken ikimizin de yüzünde buruk bir ifade belirdi. Bize bunu soran ilk kişi o değildi, daha önce pek çok kişiden aynı soruyu duymuştuk. Ancak grubumuz dağılmıştı. Yeni bir üyeyle sıfırdan başlayıp başlamayacağımızı bile bilmiyorduk. Hâlâ Serika'nın vereceği cevabı bekliyorduk.
Ve bugün de ikinci müzik odasına gelmeyecekti.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.