Dalgın dalgın yemek yapmayı bırakıp derin bir nefes aldım.
Dükkan sakinleştiğinde, Kirishima-san arkamdan seslendi. "Hey! Sonunda kendine bir kız arkadaş bulmuşsun diye duydum. Tebrikler!"
"Teşekkürler..." dedim. "Bir dakika, sana kim söyledi?"
"Hmm? Dün Shinohara-kun ve Yuino-chan'dan duydum."
Doğru ya. Dün üçünün vardiyası aynıydı... Ağızlarında bakla ıslanmayan tipler! Artık olay ortaya çıktığına göre Kirishima-san başıma bela olacaktı. Her şeyi büyütmeye bayılırdı zaten.
Sırıtarak yüzünü kulağıma kadar yaklaştırdı. "Eee, nasıl gidiyor? Şey yaptınız mı bari?"
"Şöyle edepsizce sorular sormayı kes artık. Biraz hanımefendi olamaz mısın?" diye tersledim. Gerçekten mi? İlk merak ettiğin şey bu muydu yani?
"Aman aman, beyefendimize bak hele. Kızları gözünde büyütmeyi bırakmalısın bence."
Bırak da hayal kurayım be kadın! Şunun şurasında daha bakirim! İçimden ona böyle haykırsam da, kendimle ilgili fazla açık verirsem Kirishima-san daha da sinir bozucu olacaktı. Bu yüzden istifimi bozmadan sakin kalmaya çalıştım. "Henüz hiçbir şey yapmadık. Biz son derece edepli bir çiftiz."
"Hadi canııım? Söylesene, ne kadardır çıkıyorsunuz?"
"Henüz bir hafta oldu."
"Vay canına! Demek o heyecan dolu cicim aylarındasınız! Ne güzel!" Kirishima-san sanki o günleri yad ediyormüş gibi uzaklara daldı. "Ben de o yollardan geçtim."
Güzelliği ve cana yakınlığıyla kesinlikle tonla aşk tecrübesi olmalıydı. Zaten şu an da hayatında biri yok muydu onun?
"Hey, bana fotoğrafını göster! Çıkar hadi, bakayım!"
Israrlarına daha fazla dayanamayıp ona Hikari ile okulun başlarında çektiğimiz bir fotoğrafı gösterdim. Düşününce, sevgili olduğumuzdan beri hiç fotoğraf çekilmemiştik.
"Oha! Çok tatlı bu kız! Resmen yıkılıyor, inanılmaz sevimli!" Kirishima-san heyecanla çığlık attı.
Haklı bir tepkiydi. Gerçekten de aşırı tatlıydı. Hem de benim sevgilimdi. Hehe...
Tam o sırada arka odanın kapısı gıcırdayarak açıldı. Müdür mola odasından başını uzatıp yüzünde geniş bir gülümsemeyle bize baktı, sonra da kapıyı tekrar kapattı.
Şey... En azından bir şey söyleseydin olmaz mıydı? Ödüm koptu.
Kirishima-san da aynı şeyi hissetmiş olacak ki, yüzü kireç gibi bir halde tek kelime etmeden dükkanı temizlemeye koyuldu. Bir süre sessizlik içinde temizlik yaptıktan sonra sessizce yanıma sokuldu.
"Eee... Öpüştünüz mü bari?"
Ya sen hiç laftan anlamaz mısın? Gerçekten inanılmaz bu kız...
"Ooo, demek öpüştünüz," diye takıldı, bende en ufak bir kararsızlık sezer sezmez. "Ne güzel! Mutlu görünüyorsun."
"Kirishima-san, senin de bir erkek arkadaşın yok muydu?"
Durumu tersine çevirmek için sormuştum bunu ama o sadece inlemekle yetindi. "İki gün önce terk edildim."
İşte bu... Gerçekten çok taze bir haberdi. Etrafındaki hava bir anda kasvetle kaplandı. Ş-Şimdi ne demem gerekiyordu ki?
"Y-Yani sorun değil, gerçekten. Benim için endişelenmene gerek yok. Hı-hı. Zaten en başından beri beni kullandığını hissediyordum... Ayrılmamız pek de umurumda değil aslında... Haaah..."
Umurunda olmasaydı gözlerin dolmazdı herhalde. Ama çenemi kapalı tutmayı tercih ettim.
"Tıpkı senin gibi yeni bir aşk bulmam lazım, Natsuki-chan." Kirishima-san, gözlerinde uzak bir bakışla çenesini pencere pervazına dayadı. "Her neyse, o senin ilk kız arkadaşın, değil mi?"
Başımı salladım.
Bana gıptayla baktı. "Umarım uzun sürer. Benim ilk erkek arkadaşım iki hafta sonra sırra kadem basmıştı."
"Desteğin için teşekkürler ama cevap vermesi bu kadar zor şeyler söylemeyi bırakır mısın artık?" diye çıkıştım. Kirishima-san'ın heybesinde haddinden fazla kendini acındıran şaka vardı. Benden çok daha fazla hayat tecrübesine sahip gibi görünüyordu, oysa zamanda geriye sıçrayan bendim.
"Buldum! Madem bu senin ilk kız arkadaşın, ablacığın sana aşk konusunda birkaç tüyo versin."
"Buna gerçekten minnettar kalırım," dedim biraz duraksayarak. "Aşk meşk işlerinden hiç anlamıyorum."
"Değil mi?! O yüzden bana güvenebilirsin!"
"Peki Kirishima-san, senin bu konularda tecrüben çok mu?"
"Tabii ki! Her ilişkiye evleneceğiz gözüyle bakarım ve şu anki erkek arkadaşım dördüncü... Şey, pardon, artık erkek arkadaşım değil tabii... Sahi, ben gerçekten yardımcı olabilir miyim ki? Dur bir dakika, ben dört kez mi terk edildim yani? Aşk tüyosu da neymiş Allah aşkına?" Kirishima-san kafasını öne eğerek kendi kendine mırıldanmaya başladı.
"Bunu teklif eden sendin, lütfen durup dururken karanlığa gömülme," diyerek omuzlarından sarsıp onu kendime getirdim.
Kendine gelip güçlükle konuştu. "Üzgünüm Natsuki-chan... Pek bir işe yaramayabilirim."
"Benim aşk konusunda sıfır tecrübem var, o yüzden söyleyeceğin her şey çok işime yarar."
"Sahi mi? Tamam o zaman! Bana istediğini sor. Mesela, ilişkinizle ilgili seni endişelendiren bir şey var mı?"
"Şey... Nasıl anlatsam? Aslında aklımı kurcalayan bir şey var ama..." Kararsız kaldım. Benim endişelerim muhtemelen Kirishima-san'ın beklediğinden çok daha basitti. Sonunda soruyu ağzımdan geveledim. "Sevgililer genelde ne yapar?"
Şaşkınlıkla gözleri açıldı. "Nasıl yani?"
Evet, bu tepkiyi bekliyordum ama ben gayet ciddiydim!
"Sevgililer ne mi yapar? Normal randevulardan mı bahsediyorsun? Bana cilveleşmeyi sormuyorsun herhalde?" diye sordu.
"Evet, randevular. Siz neler yapardınız?"
"Hmm. Ben alışveriş yapmayı severim, bu yüzden erkek arkadaşlarımı peşimden çok sürüklerdim. Film izlerdik, eğlence parklarına, akvaryumlara falan giderdik. Birlikte karaoke yapmak ya da turistik yerleri gezmek de eğlenceli olurdu."
"Anlıyorum..."
"Birlikte evde yayılmak da çok keyiflidir. Bilirsin işte, ev randevusu? Evde dilediğiniz gibi yakınlaşabilirsiniz de. Hem nerede olduğunuzun ne önemi var ki? Birlikte olduğunuz sürece her türlü eğlenmez misiniz zaten?" diye belirtti Kirishima-san. "Zaten bu yüzden sevgili olmadınız mı?"
Doğruydu. Sadece Hikari ile birlikte olmak bile benim için yeterliydi.
"Yoksa ne? Onu nereye davet edeceğini mi bilmiyorsun? Sorun bu mu?"
"Biraz öyle... Sanırım tam olarak bu noktadayım. Geçen gün film izlemeye gittik ama bundan sonra ne yapacağımızı bilmiyorum. Bizi daha çok bir çift gibi hissettirecek ne yapabiliriz? Pek emin değilim."
Kirishima-san, sorumu içtenlikle düşünerek mırıldandı. "Natsuki-chan, eğer gitmek istediğin bir yer yoksa, neden ona sormuyorsun? Nasıl bir kız olduğunu bilmiyorum ama eminim erkek arkadaşıyla gitmek istediği bir sürü yer vardır," dedi son derece yumuşak bir ses tonuyla. Bu tavsiyesi onu her zamankinden çok daha olgun gösteriyordu. "Ayrıca, dışarıdan bir çift gibi görünmek için endişelenmene gerek yok. Bu ilişki ikinizin arasında; önemli olan ikinizin de rahat hissetmesi. Başkalarının ne düşündüğü kimin umurunda, değil mi?"
İlk defa Kirishima-san'ın benden büyük olduğunu gerçekten hissetmiştim... Gerçi gerçekte büyük olan bendim ama aşk konularında ilkokul seviyesindeydim işte.
"Haklısın," dedim. "Teşekkürler."
Tavsiyesi içimi rahatlatmıştı. Bunu tek başıma dert etmenin bir faydası yoktu. Hikari ile konuşup birlikte karar verebilirdik. Aşk konusunda tecrübesizdim, bu yüzden kendimi kasmamın bir anlamı yoktu.
Kirishima-san güldü. "Gerçekten işe yaradı mı bari? Amma ciddi konuştuk ha." Mahcup bir şekilde gülümsedi, yanakları utançtan hafifçe pembeleşmişti.
"Hesabı alabilir miyim?" diye seslendi sürekli gelen müşterilerden biri.
"Ah, tabii! Lütfen bir saniye bekleyin!" diye yanıtlayıp hızlı adımlarla kasaya yöneldi.
O giderken aklıma aniden bir soru takıldı. Kirishima-san bu kadar güzel ve harika bir karaktere sahipken neden dört kez terk edilmişti? Sonra, az önce söylediği şeyler zihnimde şimşek gibi çaktı.
"Tabii ki! Her ilişkiye evleneceğiz gözüyle bakarım ve şu anki erkek arkadaşım dördüncü... Şey, pardon, artık erkek arkadaşım değil tabii... Sahi, ben gerçekten yardımcı olabilir miyim ki? Dur bir dakika, ben dört kez mi terk edildim yani? Aşk tüyosu da neymiş Allah aşkına?"
Ah... Belki de her şeyi fazla ciddiye aldığı içindi... Sebebin bu olduğuna adım gibi emindim ama ne derler bilirsiniz, uyuyan devi uyandırmamak lazım. Bana düşen sadece bir sonraki aşkının onun için hayırlı olması için dua etmekti.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.