Yarım Kalan Cümleler

Ders sırasında mışıl mışıl uyuyordum. Bir de baktım ki hoca tepeme dikilmiş.

Ryomei'ye bu yıl katılan genç öğretmen, yüzünde ışıl ışıl bir gülümsemeyle bana yukarıdan bakıp, "Dönem birincisisin diye dersimde uyuyabileceğini sanmıyorsun herhalde?" dedi.

"Üzgünüm. Sesiniz o kadar huzur vericiydi ki..."

Hafifçe kıkırdadı. "Tatlı dilin seni kurtarmaya yetmez, beyefendi."

Böylece fazladan ödev kitlenen tek kişi ben oldum. Skandal resmen! Yani, aslında pek de sayılmaz. Hocaya hoşnutsuz gözlerle baksam da beni zerre umursamadı ve ders pat diye bitti.

Yanımda oturan Hoshimiya kıkırdayıp moralimi düzeltmeye çalıştı. "Hiç takma kafana."

Öğle arası gelip çatmıştı.

"Hadi bir şeyler tıkınalım," dedi Tatsuya.

"Geliyorum." Başımı sallayıp cüzdanımı kaptığım gibi ayağa kalktım. Kızlar bugün diğer arkadaşlarıyla yiyecekti.

"Reita nerede?" diye sordum.

"Motomiya ile yiyor," diye karşılık verdi Tatsuya.

İşaret ettiği yöne baktığımda Reita ile Miori'nin yan yana yürüdüğünü gördüm. Onları izlediğimi fark eden Miori bana hafifçe el sallayınca ben de karşılık verdim. İşleri yolunda gidiyor gibiydi. Cennetten düşme, muazzam bir çift gibi görünüyorlardı.

"Sahi, fazladan ödev mi aldın sen?" diye sordu Tatsuya.

"Aynen. Ama şöyle bir bakınca pek de bir şey yokmuş, yani sorun değil," dedim.

"Zaten dönemin en iyisisin, sana ödev bocalasalar mantıksız olurdu. Yine de senin gibi örnek bir öğrencinin derste uyuması pek alışılmadık bir durum. Kulüp etkinlikleri falan mı yordu?"

"Öyle mi sanıyordun? Ben aslında sık sık uyurum. Sadece bugüne kadar yakalanmamıştım." Yemekhanedeki otomat üzerinden bir yemek fişi aldım. Bugün canım köri çekmişti, o yüzden büyük boy sipariş ettim. "Ama yorgun olduğum doğru. Dün gece geç saatlere kadar şarkı sözü yazıyordum."

"Grupta olmak zor iş vallahi."

"Zor ama tatmin edici."

Kocaman köri tabağımı kapıp Tatsuya'nın karşısına kuruldum. Önünde kızarmış tavuklu pilav vardı. Tatsuya ile baş başa kalmayalı epey olmuştu. Son zamanlarda ya kızlar bizimle yiyordu ya da Reita yanımızda oluyordu.

Tatsuya ağzını kocaman açıp bir parça kızarmış tavuğu ağzına attı. Lokmasını yutup bir dikişte bir bardak suyu devirdikten sonra, "Ne yapacaksın onunla?" diye sordu.

"Uta'dan mı bahsediyorsun?"

"Evet. Ne diye tereddüt ediyorsun ki hâlâ?" Yüzüme bakmadan yemeğini gömmeye devam ediyordu. "Şu son zamanlarda... Artık kenarda durup izlemeye dayanamıyorum."

"Kendi kendine neşeli görünmeye çalıştığının farkındayım," dedim.

"Sen böyle kararsız davrandığın için içi içini yiyor. Ama bunu saklamak için elinden geleni yapıyor."

Kafamda konuyu evirip çevirdikten sonra, dudaklarımdan dökülebilen tek bir kelime oldu. "Özür dilerim."

"Dileme... Senin sorumluluğunda olmadığını biliyorum." Tatsuya yumruğunu alnına vurup derin bir iç çekti. "Onu mutlu et," diye fısıldadı.

Tatsuya niyetini açıkça dile getirmemiş olsa da durumu tamamen kavradığını biliyordum. "Vazgeçmeyeceğim," diyerek daha önce kararlılığını ilan etmişti oysa. Ama şimdi sırf sevdiği kız mutlu olsun diye kendi arzusundan feragat etmeye hazırdı.

Kızın yanında duran kişi kendisi olmasa bile...

Tek bir kelime bile edemedim. Ne de olsa ona söyleyebileceğim hiçbir şey yoktu.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.