Üçüncü

"Onu mutlu et."

Tatsuya'nın bu sözleri zihnimde yankılanıp duruyordu. Ne demek istediğini çok iyi biliyordum. Ne kadar saf, ne kadar toy olduğumu yeni yeni anlıyordum. Şarkı sözlerini yazarken, zihnimin en ücra köşelerine kadar inip aslında kim olduğumu sorgulamıştım.

Nasıl bir insandım ben? Nasıl düşünüyordum? Kimi seviyordum?

Kendimi ve özgünlüğümü müzikle ifade etmeye çalıştıkça, kendi gerçeğimle yüzleşmek için önüme daha çok fırsat çıkıyordu. Görmezden geldiğim, yok saydığım her şeyi kabullenmek zorunda kalmıştım. Bunca zamandır sadece kaçıyordum.

Bir seçim yapmaktan kaçıyordum. Onlara bir cevap vermekten kaçıyordum.

Peki ama neden? Çünkü kimi seçersem seçeyim, günün sonunda birinin canı yanacaktı. Bundan nefret ediyordum. İkisinin de yüzü gülsün istiyordum. Üzerine titrediğim bu iki insanın incinmesine gönlüm razı gelmiyordu. Zaten en başından beri, ikisinden birini seçme hakkını kendimde göremiyordum.

Fakat bunlar sadece işin vitrin kısmıydı. Zannettiğim kadar iyi biri değildim. İşin aslı, bir başkasının canını yakmaktan ölesiye korkuyordum.

Kararsızın tekiydim. Daha doğrusu, lisedeki o renksiz, kasvetli günlerimde adım adım bu kararsızlığa sürüklenmiştim. Gençliğimde tattığım o ağır yenilgi yüzünden korkağın teki olup çıkmıştım. Bir karar vermeden önce olası sonuçları kestirmeye çalışmak, yanlış bir şey yapıp yapmadığımı kılı kırk yararak analiz etmek bende bir alışkanlık haline gelmişti. Buna tedbirli olmak demeyi seviyordum ama aslında düpedüz pısırıklık yapıyordum.

Her şey, herkesin baştan beri yüzüme vurduğu o tek bir noktaya dayanıyordu: Kendime hiç güvenmiyordum.

İşte bu yüzden bir seçim yapamıyordum. Birini seçmek, onun benim sevgilim olması demekti. Daha önce hiç kimseyle randevuya çıkmamış benim gibi bir sahtekarla gerçekten yapabilir miydi? Bir kadını mutlu edebilecek biri miydim ben? Senin yanında durmaya layık mıydım? Bir sevgilim olacağı ihtimali güçlendikçe, bu sorular kafamın içinde dönüp duruyordu. Artık kendi kurduğum hayaller dünyasında yaşamıyordum. Omuzlarımda gerçek bir sorumluluk vardı.

Aşkım tek taraflıyken her şey çok kolaydı, çünkü onunla gerçekten sevgili olabileceğime hiçbir zaman inanmamıştım. Ama şimdi, birini seçsem de seçmesem de canım aynı derecede yanıyordu. Olmadığım biri gibi davranmanın da anlamı yoktu. Cevap, benim özümden gelmeliydi. Bu yüzden bocalıyormuş gibi davranmaya devam etmiş, bu meseleye bir nokta koymayı sürekli ertelemiştim.

Fakat bu kararsızlığım insanları incitiyorsa... Bana açılma cesaretini gösteren o iki insanı endişelendirmekten başka bir işe yaramıyorsa... Değişmekten başka çarem kalmamış demekti.

Kendime güvenmeliydim. Senin havalı bulacağın biri olmalıydım. Seni sevdiğimi ve mutlu edeceğimi göğsümü gere gere söyleyebilmeliydim. En azından, sevdiğine pişman olmayacağın bir adama dönüşmeliydim.

İşte bu yüzden okul festivalinde, o sahnede sana ne kadar havalı olabileceğimi göstereceğim. İşte bu yüzden her gün deliler gibi prova yapıyorum. Kendimden taviz vermeyi reddediyorum!

Bu, benim kendimi dönüştürme ritüelim. Müziğimizle, tam karşımda duran bu dünyayı değiştireceğim. Bu şarkı sana ulaştığında, senin yanında durmaya layık biri olarak tam orada, yanı başında olacağıma inanıyorum.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.