Grup olarak çalışmaya başlayalı tam bir hafta olmuştu. Hemen her gün ikinci müzik odasında toplanıyorduk. Faaliyetlerimizi resmî kulüp çalışması kılıfına uydurabilmek adına ben de hafif müzik kulübüne kaydolmuştum. Diğer üyelerin hiçbiriyle henüz tanışmamıştım. Bir ara o işi de aradan çıkarsam iyi olacaktı.
ÇINNN!
Şarkı, gitardan yükselen bozuk bir nota eşliğinde son buldu. Serika başını kaldırdı. “Gayet iyiydi.”
Shinohara-kun derin bir rahatlama hissiyle içini çekti. “Ç-Çok şükür.” Iwano-senpai ise her zamanki sert ifadesiyle hafifçe hırlamakla yetindi.
Bütün bir haftayı aynı şarkıyı çalışarak geçirmiştik ve performansımız inanılmaz derecede oturmuştu. Dürüst olmak gerekirse bu gelişimin büyük kısmı bana aitti, çünkü diğer üçü zaten en başından beri çok iyiydi. Yine de benim fark edemediğim ufak tefek hataları, gözden kaçan noktaları vardı. Serika bunları ince detaylarına kadar gösteriyor, onlar da hemen düzeltiyordu. Hatta bir ara Iwano-senpai’nin bile Serika’dan tüyo aldığı olmuştu.
“Natsuki de aynı anda hem çalıp hem söylemeye alıştı gibi. Artık sıradaki şarkıya geçebiliriz,” dedi Serika.
Iwano-senpai usançla bir nefes verdi. “Nihayet. Aynı parçayı çala çala kafayı yemek üzereydim.”
Haklıydı. Çalışmalar sırasında ve kayıtlarda o tek şarkıyı o kadar çok dinlemiştim ki neyin iyi neyin kötü olduğunu ayırt edemez hale gelmiştim. “Sıradaki de mi senin besten?” diye sordum.
“Ben öyle olsun isterim ama sizin çalmak istediğiniz özel bir parça varsa değerlendirebiliriz,” diyerek etrafına bakındı.
Iwano-senpai gayet net bir tavırla, “Ben buraya senin yazdığın şarkıları çalmak için geldim,” dedi.
Shinohara-kun biraz şüpheli hareketler sergilese da kafasını birkaç kez sallayarak ona katıldı. “H-Hondo-san, senin şarkıların çok havalı, ben çok seviyorum.”
Serika bana döndü. “Sen ne diyorsun Natsuki?”
“Benim için de fark etmez. Ama...” Duraksadım. Serika sadece yetenekli bir gitarist değildi, beste yapmak konusunda da doğuştan gelen bir yeteneği vardı. Bugün çalıştığımız “black witch” isimli parça gerçekten harikaydı, benim de çok hoşuma gitmişti. Gruba ilk katıldığımda başka grupların şarkılarını yorumlayacağımızı sanmıştım, bu yüzden bana kendi bestesinin notalarını gönderdiğinde epey şaşırmıştım. Fakat kafamı kurcalayan bir nokta vardı.
“Eğer amacımız okul festivalinde ortamı coşturmaksa, orijinal bir şarkıyla bunu başarmak biraz zor olabilir,” dedim. Herkesin bildigi popüler bir parça çalarsak milleti gaza getirmek çok daha kolay olurdu.
“Doğru aslında... Kimsenin bilmediği bir şey söylersek insanları coşturmakta zorlanırız.” Serika kaşlarını çatıp elini alnına koydu.
Iwano-senpai araya girdi. “Biz de yeteneğimizle çenelerini kapatırız. O kadar çalışmayı boşuna mı yapıyoruz?”
Shinohara-kun ürkekçe itiraz etti. “A-Ama çenelerini kapatırsak coşamazlar ki.” Bu lüzumsuz tespiti yüzünden Iwano-senpai’den ok gibi sert bir bakış yedi. “İik! Ü-Üzgünüm!”
Serika düşünceli görünüyordu. “Natsuki haklı aslında. Ne yapsak ki?”
“Aklıma bir fikir geldi,” dedim. “Serika’nın şarkısını herkesin bildiği bir parçaya dönüştürebiliriz.”
Serika’nın başının üzerinde sanki kocaman bir soru işareti belirdi. “Onu yapabilseydim zaten şu an kara kara düşünmüyor olurdum.”
“Performansımızı Minsta veya Twister gibi sosyal medya platformlarına yüklemeliyiz. Orada kendi reklamımızı yaparsak, ilgisini çekenler festivalde bizi dinlemeye gelecektir,” diyerek planımı açıkladım.
Bu fikre güvenim tamdı. Ne de olsa “black witch” mükemmel bir şarkıydı. Rok müzik sevenlerin kalbine dokunacağına ve onları okul festivalimize çekeceğine emindim. Ayrıca hem Serika’nın hem de benim internette azımsanmayacak sayıda takipçimiz vardı; yani bu, tutma ihtimali düşük öylesine bir kumar sayılmazdı.
Düşüncelerimi aktarmayı bitirdiğimde Serika hiç beklemediğim bir şey söyledi. “O zaman kendi YouTube kanalımda da duyurusunu yapayım mı?”
Gözlerimi kırpıştırdım. “Senin YouTube kanalın mı var?”
“Evet. Sanırım kırk bin civarı abonesi vardı.”
“N-Ne?!” diye bağırdım şaşkınlıkla. Iwano-senpai ve Shinohara-kun durumdan zaten haberdar oldukları için tepki vermemişlerdi.
Shinohara-kun kendi kendine gelin güvey olarak mırıldandı. “Hafif müzik kulübünde bunu bilmeyen yoktur. En azından benim gibi adı sanı duyulmamış bir hiçkimseye göre kat kat daha ünlü... Ha ha ha...”
Onun kendi olumsuz yorumlarıyla depresyona girmesine artık alışıyordum.
Iwano-senpai burnundan soludu. “Hmph, ben sen daha yüz abonudeyken biliyordum.”
Neden eski bir izleyici olmakla övünüyor gibi duruyordu ki? Yoksa bu adam gizli bir hayran mıydı?
Serika bana dönüp, “İzliyor musun gerçekten? Sadece çalıp söylediğim veya cover yaptığım videoları yüklüyorum,” dedi ve telefonunun ekranını bana doğru çevirdi. Ekranda “Liseli Tatlı Kız Serika’nın Kanalı ♡” yazıyordu.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.