"Şey, kanalının adı neden böyle?"
"Hmm? Bir sorun mu var?"
"Yok, yalan söylemiyormuşsun demek..."
"Değil mi? Hem tatlıyım hem de lise öğrencisiyim."
O kusursuz yüzüyle bunu övünerek söylediğinde tersleyecek mecalim kalmamıştı. Telefonunu elinden alıp kanalında gezinmeye başladım. Dediği gibi, içerikler çoğunlukla gitar çalıp şarkı söylediği cover videolarıyla doluydu. Aralara sohbet ettiği ya da makyaj yaptığı birkaç video da serpiştirilmişti. İyi de neden?
"Vay canına, gerçekten yüzünü gizlememişsin," dedim.
"Çünkü sevimliyim. Bunu kullanmazsam yazık olur." Serika süzgün gözlerle bakıp başını yana doğru eğdi.
Kahretsin. Buna karşı çıkamıyordum işte!
Son yüklediği cover videosuna tıkladım. Gitar çalışı her zamanki gibi muazzam bir akıcılıktayız. "İnanılmaz iyi!", "En iyisi o!", "Çok tatlı!" Yorumların neredeyse tamamı övgü doluydu. Dekoltesini bilerek mi bu kadar rahat bırakıyordu? Aslında bakarsan genel olarak çok açık giyinmişti. Kendi silahlarını nasıl kullanacağını iyi biliyordu... Yine de insan ister istemez endişeleniyordu.
"Emin misin?" diye uyardım onu. "Bu videoyla tanıtım yaparsan, takipçilerinin hepsi hangi liseye gittiğini öğrenir."
"Yüzümü zaten gizlemiyorum, bu saatten sonra saklasam ne olur?"
"Olmaz... Yapmayalım. Senin için tehlikeli olabilir. Hem bizim amacımız okul festivali, dışarıdaki insanlara duyurmanın pek bir anlamı yok. Ama YouTube'a video yüklemek mantıklı. Minsta ya da Twister'a sadece kısa klipler atabiliyoruz, oralardan uzun videolara bağlantı veririz."
"Tamam o zaman, okul festivali kısmını çıkarıp sadece kayıt videomuzu paylaşırım."
"Kaydı nasıl yapacaksın ki?"
"Çalıştığım müzik kulübündeki deneyimli bir kıdemlime rica ederim. Ama biraz tuzluya patlayabilir."
Serika hem YouTube'a içerik üretiyor hem de bir müzik kulübünde mi çalışıyordu? Gerçekten akılalmaz biriydi.
"A-Affedersiniz." Sohbet duraksadığı an Shinohara-kun cesaretini toplayıp elini kaldırdı. "Benim için sorun değilse halledebilirim. Kayıt işini yani."
"Ha? Yapabilir misin?" diye sordum.
"E-Evet. Daha önce miks ve mastering yapmıştım. Bir stüdyo ve doğru ekipman bulabilirsem üstesinden gelirim sanırım... Tabii ki bir profesyonelin elinden çıkmış gibi olmaz."
Profesyonel birine yaptırırsak ocağımıza incir ağacı dikilirdi, bu yüzden Shinohara-kun'un üstlenmesi harika olurdu. Ama tüm bunları nereden biliyordu ki?
"Yalnız bir otaku müzisyenin yapabileceği tek şey o yoldan sapmadan ilerlemektir... Ha ha ha..."
Serika içtenlikle başını salladı. "Seni çok iyi anlıyorum. Bir grubum yokken ben de sadece dijital ses istasyonuyla müzik yapardım."
Bana kalırsa ikiniz biraz farklı şeylerden bahsediyordunuz. Dijital ses istasyonu dediğin şey, müzik kaydetmekten ziyade bilgisayar üzerinden elektronik enstrümanlarla beste yapmaya yarardı. Çok bildiğimden değil tabii.
"O zaman kayıt işini sana bırakıyoruz, değil mi?" diye üsteledi Serika.
"E-Evet!" Shinohara-kun defalarca başını sallayarak onayladı.
"İnternetteki tanıtım işlerini de ben hallederim," dedim. En sevdiğim anime ve hafif romanların reklamını yapma konusunda epey tecrübeliydim, bu yüzden kendime güveniyordum.
"Güzel. Ben de yeni şarkıyı yazmaya odaklanayım. Elimde üç özgün beste daha var ama hiçbir içime sinmedi. Okul festivali için yapabileceğimin en iyisini ortaya koymak istiyorum."
"Aramızda kalsın, sahnede ne kadar süremiz var?" diye sordum.
"Ş-Şey... Sanırım on beş dakika kadar süremiz var. Üç şarkı çalacak kadar yani," diye cevapladı Shinohara-kun.
"İlk şarkımız 'black witch' tam içime sindi. Şimdiye kadarki en büyük başyapıtım. Bu da ikinci adayımız... Bunu dijital ortamda hazırladım, bir dinleyin bakayım." Serika telefonunun oynat tuşuna bastı.
Önce davul sesleri yükseldi, ardından vurucu bir gitar ritmi ile bas gitarın pes tonları aynı anda devreye girdi. Düzenleme görkemli ve çarpıcıydı. Hızlı bir temposu olan ilk şarkıya kıyasla bu parça daha ağır, daha karanlık bir melodiye sahipti. Sanki soğuk bir yıkımın ortasındaki dünyayı andırıyordu. Sert melodinin arkasında yalnızlık ve yürek burkan bir keder gizliydi. Vay canına, böyle şarkılar da yapabiliyordu demek.
"Teması geçmiş ve pişmanlıklar. Sözlerini hâlâ yazıyorum ama enstrüman kısmı bence bayağı iyi oldu," dedi.
Büyülenmiş gibi dinledikten sonra, "Evet," diyebildim. "Bence de öyle." Şarkı ruhuma dokunmuş, zihnimde şimşekler çaktırmıştı. Serika'nın böylesi derin temaları bu kadar iyi ifade edebileceği hiç aklıma gelmezdi. "Kendi kısımlarımıza çalışıp bir yandan da sözler üzerine kafa yorarız."
"Gitar haricindeki kısımları rastgele öylesine dizdim, üzerine bir şeyler eklemekten çekinmeyin," diye ekledi Serika.
"A-Anlaşıldı! Elimden gelenin en iyisini yapacağım!" Shinohara-kun, bas gitarında tokat tekniğini sergileyerek başıyla onayladı.
Çok iyi çalıyordu çalmasına da, heyecana kapılıp kendi kısmını fazla karmaşıklaştırırsa işin büyüsü bozulurdu... Değil mi?
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.