Okul bittikten sonra, Hoshimiya-san ile konuştuğumuz gibi hemen kampüsten ayrıldım. Kulaklıklarımı taktım, yolda yürürken kendimi bir şarkının melodisine bıraktım. Sert rock tınılarına, insanı ayağa kaldıran sözler eşlik ediyordu. O sırada Blue Encount grubunun Memento şarkısını dinliyordum. Ne zaman kendimi moralsiz hissetsem, müzik hep imdadıma yetişir, beni kendime getirirdi.
Bu, Serika’nın bana gönderdiği Keyiflendiren Şarkılar çalma listesindeki parçalardan biriydi. Aynı müzik uygulamasını kullandığımız için tek bir dokunuşla hemen dinleyebiliyordum. Serika ile müzik zevkimiz tamamen aynıydı; tavsiye ettiği her tek şarkıyı ayrı bir seviyordum.
Yarı zamanlı iş yerim olan Café Mares’e varıp kapıyı açtım. İçeri giren biri olduğunu haber veren küçük çan neşeyle tınladı.
Benden daha kıdemli olan diğer yarı zamanlı çalışan Kirishima-san bana döndü. "Ah, geldin demek, Natsuki-chan."
Son zamanlarda ismimin arkasına bu -chan takısını eklemeye fena halde takmıştı. Beni kız gibi gösterdiği için bundan vazgeçmesini istiyordum ama nafile.
Yanında, mağazamızın üniformasını giymiş yabancı bir çocuk duruyordu. Bir kıza göre boylu poslu olan Kirishima-san’ın yanında epey kısa kalıyordu, ayrıca oldukça çelimsiz bir hali vardı. Kalın, yuvarlak çerçeveli gözlükleri ona demode bir hava katıyor, çekingen duruşuyla birleşince iyice göze batıyordu.
"Sizi tanıştırayım. Bu yeni çaylak Shinohara-kun. Dün işe başladı," dedi Kirishima-san.
Sahi ya, yeni bir eleman alınacağından bahsettiklerini duymuştum.
"B-Ben Shinohara. Birlikte iyi çalışmayı umuyorum," diyerek hafifçe eğildi.
Telaşla ben de başımı eğip kendimi tanıttım. "Merhaba. Ben Haibara Natsuki."
"Shinohara-kun da mutfakta çalışacak, ona işi güzelce öğret olur mu, Natsuki-chan?"
Ama ben de daha çaylak sayılırım... Bir dakika, burada işe başlayalı zaten dört ay olmuştu. Zaman gerçekten su gibi akıp gidiyordu. Eğlenceli günlerim göz açıp kapayıncaya kadar geçiyordu.
"Yahu siz niye birbirinize karşı bu kadar resmi davranıyorsunuz? Aynı okulda, aynı sınıftasınız işte." Kirishima-san neşeyle kıkırdadı.
Şaşkınlıkla, "Ha? Gerçekten mi?" dedim.
Shinohara-kun uysalca, "Ah, evet," diye onayladı. "Ryomei’de 1-4 sınıfındayım sanırım."
"Hadi canım? Ben de 1-2 sınıfındayım. Memnun oldum." Şimdi söyleyince, sanki onu daha önce okulda bir yerlerde gördüğümü hatırlar gibi olmuştum.
"Tabii ki biliyorum," dedi.
Ne demek istediğini anlamayarak kafamı hafifçe yana eğdim. "Tabii ki derken?"
Sanki dünyanın en doğal şeyinden bahsediyormuş gibi net bir sesle, "Haibara-san, sen çok ünlüsün ne de olsa," dedi.
Anlaşıldı. Demek ünlüydüm... Kötü bir anlamda değil de neyse ki. Gerçi takıldığım kişileri düşününce dikkat çekmem kaçınılmazdı tabii.
"Yaa? Natsuki-chan okulda o kadar ünlü mü?" diye araya girdi Kirishima-san.
Shinohara-kun heyecanla anlatmaya başladı. "E-Evet. Hem yakışıklı, hem derslerinde ve sporda çok başarılı, hem de kızlar arasında inanılmaz popüler."
"Tahmin etmiştim zaten. Bizim Natsuki-chan’ın popüler olacağı baştan belliydi. Hmm," diyerek alaycı gülümsemesiyle bıyık altından güldü.
Övgü almak insanın hoşuna gitmiyor değildi ama Kirishima-san’ın diline düşmüştüm bir kere, artık benimle durmadan dalga geçerdi.
Ses tonumu ve yüz ifdemi bilerek daha samimi bir havaya sokarak sordum: "Sana Shinohara-kun diyebilir miyim? Aynı yaştayız, resmiyeti kaldırsak sorun olmaz değil mi?"
"Ah, tabii," diye yanıtladı. "O zaman ben de sana Haibara-kun diyebilir miyim?"
"Elbette! Hem benimle konuşurken kasmene hiç gerek yok, tamam mı?"
"Ö-Özür dilerim. Resmi konuşunca kendimi daha rahat hissediyorum da."
Anlaşılan o tip çocuklardandı. Nedense yaydığı enerji bana hiç yabancı gelmiyordu... Tabii ya, tam da benim eskiden sahip olduğum o kasvetli aura vardı üzerinde!
Kirishima-san etrafa bakındı. "Yuino-chan bugün nerede?"
"Nanase’nin bugün vardiyası yok," diye cevap verdim.
"Hmm, o zaman bugün sadece sen, ben ve Shinohara-kun varız. Sıkı çalışalım!" Enerjik bir şekilde kolunu havaya kaldırdı, Shinohara-kun da ona ayak uydurarak çekingen bir tavırla yumruğunu sıktı.
"Tamamdııır! Ben hemen üstümü değiştireyim," dedim. Üniversitedeyken yaptığım yarı zamanlı işlerden dolayı çaylaklara iş öğretme konusunda epey deneyimliydim. Hem Shinohara-kun dün başladığına göre temel şeyleri birilerinden kapmış olmalıydı. Pekala, o zaman kolları sıvama vakti gelmişti. Seyahat sırasında cebimdeki paranın büyük kısmını eritmiştim, o yüzden yeniden para biriktirmem, bütçeyi kurtarmam gerekiyordu.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.