“O mehtaplı gecede kaçıp gittim. Bir karar veremedim, kendime inanamadım. Seni mutlu edebileceğime dair o kendinden emin tavrım sadece bir gösterişti, koca bir blöftü. Her gün sadece kaçtım. Ama şimdi, bu şarkıyla...”
Bu sözleri yazarken aklımdaki tek kişi Hoshimiya’ydı. Sevdiğim insana layık biri olmak istiyordum. Ancak bu iddialı düşünceler aslında çok daha basit bir şekilde ifade edilebilirdi: Sadece onun gözünde havalı biri olmak istiyordum. Bütün mesele bundan ibaretti.
“Suda aksettiğinde ay yüzüne uzanıyor olsam bile, sana görünen bu dünyayı değiştireceğim bu şarkıyla. Tıpkı senin beni değiştirdiğin gibi. Dolunayın çıkmasını bekleyemem artık. İçimdeki hisler taştı taşacak.”
Müziği seviyorum. Rock müziği seviyorum. Serika’nın gitarından çıkan o sesi seviyorum. Şarkı söylemeyi seviyorum. Bu dört kişilik grupla müzik yapmayı seviyorum... Ve Hoshimiya Hikari’ye deliler gibi aşığım. İşte bu yüzden tam şu an burada dikiliyor, bu samimi şarkıyı avazım çıktığı kadar haykırıyorum.
“Beceriksiz olabilirim ama yine de ileriye bakacağım. Düşsem bile tekrar ayağa kalkacağım. Bir gün hayalimi gerçeğe dönüştürmek için. Sana layık olabilmek için.”
Saatlerimi, güncemi pratiğe gömmüştüm ama performans bir an içinde geçip gitti. Şarkının son kıtasına gelmiştik bile. Ritim rüzgar gibi öne atılıyordu. Ölesiye bir çabayla söyledim. Ölesiye bir çabayla vurdum gitarın tellerine.
Gözlerimi açıp baktığımda avlu alkış ve tezahüratlarla inliyordu. Başımı kaldırdığımda herkesin yüzünde coşku dolu bir gülümseme gördüm. Tam ortalarında, Hoshimiya’nın dudaklarını kıpırdattığını fark ettim. Sesi gürültünün arasında kaybolup gitmişti ama ne söylediğini okuyabiliyordum.
“Teşekkür ederim,” diyordu.
Ona ulaşmıştım. İçimdekiler... Bu şarkı... Hoshimiya’nın kalbine dokunmuştu. başarmıştım! Nefesim kesilmişti, görüşüm bulanıktı. Ayakta bile zor duruyordum.
Konuşamayacak kadar bitkin olduğumu fark eden Serika mikrofonuna doğru eğildi. “Bizden bu kadar millet! Biz Mishle! Dinlediğiniz için teşekkürler!”
Kalabalıktan muazzam bir tezahürat koptu. Perdeler yavaşça inerken alkışlar hâlâ kulağımda çınlıyordu. Onlardan ayrılmak istemeyerek insan seline son bir kez göz attım. Her gördüğümde inanamıyordum. Bizi izlemeye ne kadar çok insan gelmişti böyle! Bu anıyı hayatımın sonuna kadar saklayacaktım.
“Hey, sizce bunu en iyi konser yapabildik mi?” diye sordum Mei’ye, kısık bir sesle.
“Natsuki, ne saçmalıyorsun sen?” Sırtıma bir tane patlattı, adrenalinden uçuyor gibiydi. “Bu en iyisi değilse en iyisi nedir bilmiyorum!”
Haklıydı. Aptalca bir soruydu benimkisi. Sendeledim ama düşmeme fırsat vermeden Iwano-senpai beni omuzlarımdan yakaladı.
“İyi iş çıkardın. Artık gözüm arkada gitmeyeceğim,” dedi.
Şarkı bittiğinden beri dalgın duran Serika dönüp bize baktı. “Natsuki!” diyerek birden göğsüme atıldı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.