Tren istasyonundan indikten sonra otobüse binmeden önce Niigata İstasyonu'nda kısa bir mola verdik. Ardından, ilk iş bavulları bırakmak için kiraladığımız kulübeye yöneldik. Doğrudan sahile inmek yerine buraya uğramak yolu biraz uzatıyordu ama kulübe plaja yürüme mesafesinde olduğundan, önce oraya gitmenin daha doğru olacağını düşünmüştüm.
Herkesin fikrini almış olsam da planlamanın çoğunu tek başıma yaptığımdan oldukça gergindim. Daha önce kendi başıma az çok tek tabanca dolanmışlığım vardı ama okul gezileri haricinde ilk kez böyle grupça bir tatile önayak oluyordum. Herkesin geçireceği zamanın benim kararlarıma bağlı olduğunu düşündükçe omuzlarımda ezici bir sorumluluk hissi beliriyordu.
"Neyi dert ediyorsun ki? O kadar araştırma yaptın, her şey harika geçecek," dedi Miori. Tam bu düşünceli tavrına duygulanacakken, sırtıma okkalı bir şaplak indirdi.
Acıyla inledim. "Yalnız... Bu yaptığın can yakıyor."
"Çocukluk arkadaşın seni neşelendirmeye çalışıyor şurada. Minnettar olacağına yaptığına bak!"
"Bu desteğin yanında şiddet ikram edilmeseydi daha iyiydi." Sarsıla sarsıla giden otobüste cam kenarında oturuyordum, Miori de hemen yanımdaydı. Özel bir seyahatteyiz işte; hızlı tren içinde yarım kalan muhabbetine devam etmek için Reita'nın yanına otursana!
"Serika ile aranız nasıl?"
"İyi sayılır. Artık havadan sudan da olsa konuşabiliyoruz, ne de olsa ortak ilgi alanlarımız var."
"Güzel. Arkanda olduğumuz için muhtemelen fark etmedin ama Serika ile yerlerimizi ben değiştirdim. Normalde senin önündeki koltukta ben oturacaktım."
"Ne? Benim için mi uğraştın?" Serika ile yakınlaşalım diye mi yapmıştı bunu?
"Yoo. Tabii ki Reita-kun ile yan yana oturabilmek için yaptım!"
Yersen... Pek inandırıcı gelmemişti. Başkalarının işine burnunu sokmayı ne kadar sevdiğini iyi bilirdim. Son zamanlarda kendi aşk hayatını boşlayıp bana destek olmaya fazlasıyla öncelik veriyor gibiydi. Yani, baksanıza, şu an bile yanımda oturuyordu. Gerçi Miori'nin yanımda olması bana da huzur vermiyor değildi.
Reita seslendi: "Natsuki, burası bizim durak değil mi?"
"Ah, doğru ya. Kusura bakmayın. Lafa dalmışım," diyerek beni uyardığı için ona teşekkür ettim. Aceleyle otobüsten indik ve kendimizi buram buram taşra kokan, dümdüz bir yolda bulduk.
"Aaa! Bakın! Deniz buradan görünüyor!" diye neşeyle haykırdı Hoshimiya.
Parmağıyla işaret ettiği yöne baktım. Mesafe biraz uzak olsa da ağaçların ve evlerin arasından süzülen deniz manzarası gerçekten de seçilebiliyordu.
"Ooo! Kanım kaynamaya başladı bile! Şuraya bak!" Heyecandan yerinde duramayan Tatsuya, kolunu omzuma attı.
"Yahu! Dur hele, hava zaten cayır cayır yanıyor," diye söylendim. Hava zaten şimdiden fırın gibi sıcak, bir de bu herifin terli koltuk altını çekmek istemiyordum. Gerçi bugünkü sıcaklık yine de katlanılabilir düzeydeydi. Belki de Gunma gereğinden fazla sıcaktı.
Reita telefonundaki harita uygulamasını göstererek sordu: "Natsuki, yer burası, değil mi?"
"Evet," diyerek kafamı salladım. Teşekkürler Reita... Ne kadar da hamarat bir adamsın.
Uta etrafı süzerek, "Yalnız buralarda hiç in cin top oynuyor," dedi.
"Çünkü bu yol üzerinde çoğunlukla ryokan, pansiyon ve kulübeler var," diye açıkladım. Tek tük turist kılıklı insan görünüyordu ama hepsi o kadardı. Yerleşim yeri başka tarafta kaldığından buralarda pek yerli halk bulunmazdı. İstasyon tarafına dönsek ortalık çok daha kalabalık olurdu.
Hoshimiya kıkırdamaktan kendini alamıyordu. "Yuino-chaaan! Yaşasın!"
Nanase ise, "N-Ne oldu Hikari? Bu enerjine ayak uydurabileceğimi sanmıyorum," diye karşılık verdi.
Denizi gördükten sonra herkeste bir hareketlilik başlamıştı ama sekizimizin arasında en çok coşan kesinlikle Hoshimiya idi. Geldiğimizden beri yüzünde güller açıyordu. Ee, ne de olsa buraya gelebilmek için az çekmemişti. Burada olmanın onu böyle içten gülümsettiğini görmek içimi rahatlatmıştı.
"Natsu?"
Hoshimiya'ya dalıp gitmiştim ki Uta'nın sesiyle kendime geldim. "E-Efendim? Bir şey mi oldu?"
"Yok ya... Bir şey yok! Kendimi sahile atmak için sabırsızlanıyorum!"
Birkaç dakika yürüdükten sonra nihayet kulübemize ulaştık. Gözümüze çarpan ilk şey geniş teras oldu. Ahşaptan yapılmış, oldukça etkileyici bir havası olan batı tarzı bir binaydı. Büyükçe bir otoparkı da vardı. Muhtemelen buraya arabayla gelen çok oluyordu. Hayatımı baştan yaşama şansı elde etmeden önce olsaydı, şimdiye çoktan ehliyetimi almış olurdum. Acaba şu köşede duran araba ev sahibinin miydi?
"Merhabalar! Hoş geldiniz!" Kapıya yöneldiğimizde ev sahibi bizi karşılamak için dışarı çıktı ve etrafı gezdirdi. Banyo ve mutfaktaki eşyaların nasıl kullanılacağını gösterip ufak tefek detaylardan bahsettikten sonra anahtarı teslim etti. "Harika! Bir gece kalıyorsunuz, değil mi? İyi eğlenceler!" diyen orta yaşlı adam arabasına binip uzaklaştı.
"Oha! Salon kocamanmış!" Uta kendini uzun kanepeye bırakıp yayıldı.
Binayı bir kez daha gözden geçirdim. Girişin hemen karşısında merdivenler, sağ tarafta ise bölmesiz, geniş bir odaya açılan sürgülü bir kapı vardı. Ortadaki alçak masayı çevreleyen, birbirine bakan iki geniş kanepe yerleştirilmişti. Tam karşıda bir televizyon, köşede ise sandalyeleriyle birlikte ahşap bir yemek masası duruyordu.
İlk başta sadece mutfak ve banyo alanlarının kapıyla ayrıldığını düşünmüştüm ama arkada bir oda daha vardı. Oldukça ferah, sekiz tatami büyüklüğünde, hep birlikte vakit geçirmek için birebir, şirin bir Japon tarzı odaydı burası.
İkinci kata çıkan merdivenleri tırmandım. Yukarıda, her birinde ikişer yatak, küçük birer masa ve sandalye bulunan, birbirinin aynı on küçük oda vardı. Görünüşe göre bu gece odalarda ikişer kişi kalacaktık.
Kulübenin planının internette gördüğüm bilgilerle uyuştuğundan emin olduktan sonra zemin kata geri döndüm. Bavullarımız odanın köşesine yığılmıştı, diğerleri de kanepelerde yayılmış dinleniyordu. Klima içeriyi hızla soğutmuştu, odanın havası şimdi mis gibiydi.
"Aramızda konuştuk da sahile gitmeden önce biraz soluklanalım dedik," dedi Reita.
"Olur," diyerek onayladım. Bu kavurucu sıcağın altında dinlenmeden yola koyulursak Nanase kesin düşer bayılırdı. Üstelik sadece o değil, herkes güneş çarpması tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Herkesin durumunu kollasam iyi olacaktı.
Tatsuya sordu: "Bugünkü plan ne? Sadece denize mi bakacağız?"
"Yüzmeye gidebiliriz; dönüşte de süpermarketten et, sebze falan alır, terasta mangal yaparız," diye planı anlattım. "Sonrasında da herhalde duş alıp yatarız."
"Kulağa harika geliyor. Şimdiden sabırsızlanıyorum!"
İlk gün için planlarım bunlardı. Eğer enerjimiz kalırsa kutu oyunları oynar ya da başka bir şeyler yapardık.
Tatsuya birden büyük bir şevkle ayağa kalktı ve gür bir sesle duyurdu: "Pekala! On dakikalık mola bitti, hadi sallanın!" Mayo ve deniz eşyalarının olduğu çantasını kapıp jet hızıyla odadan çıktı.
Bu gezi için gereken parayı denkleştirmekte en çok zorlanan herif olmasına rağmen, aramızda en hevesli olanı kesinlikle oydu. Geri kalanımız da büyük bavulları arkada bırakıp sadece sahil için gereken eşyaları alarak kulübeden çıktık.
En son ben çıktım ve kapıyı kilitli tuttuğumdan emin oldum. Arkamı döndüğümde Tatsuya, Uta ve Hoshimiya'nın ortadan kaybolduğunu gördüm. Ne ara... Şu iki kafadar sporcuyu anlarım da Hoshimiya nereye gitmişti?
Şemsiyesini başının üstünde tutan Nanase, bıkkın bir ifadeyle omuz silkti. "Çoktan gittiler. Evet, Hikari de onlara katıldı."
"Bu üçü sahile kadar yürümek mi istiyor gerçekten?" diye sordum. Yürüyerek sadece on dakikalık bir yoldu ama bu kavurucu güneşin altında koca bir on dakika demekti. Biraz beklesek bizi sahile yakın bir yere götürecek otobüs gelecekti.
Nanase, "O kadar heyecanlıydılar ki bekleyemediler işte," dedi.
Miori araya girdi: "Yalnız, otobüse bineceğimizi onlara söylemiştik, bilgin olsun." İki kız da acı acı gülümsedi.
"Sen de normalde peşlerinden koşturacak çocuklardansın, hayırdır?" diye takıldım Miori'ye.
"Aşk olsun, sence o günlerin üzerinden ne kadar zaman geçti?" diyerek kafama hafifçe vurdu. "Yine de Hikari-chan'ı bu kadar sabırsız görmek beni şaşırttı."
Nanase uzaklara bakarak, "Hikari denizi her zaman normal bir insandan çok daha fazla sevmiştir," dedi.
Serika her zamanki düz tonuyla, "Hadi otobüs durağına gidelim. Yakında gelir zaten," dedi. Bunun üzerine hep birlikte kulübeden ayrıldık.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.