Kalpteki Puslu Gölge

Afallamış halimi gören Uta, bir ayçiçeği gibi parıldayarak gülümsedi. "Pekala! Şimdi gerçekten gidiyorum! Pazartesi okulda görüşürüz!" El sallayıp arkasını döndü ve kapısını açtı.

Evine girip gözden kaybolana kadar olduğum yerde çakılı kaldım. Elimi yanağıma götürdüğümde Uta’nın dudaklarının bıraktığı hissi hâlâ duyumsayabiliyordum. Bir süredir dileğini neden değiştirdiğini merak edip durmuştum. Bir an için benimle randevuya çıkma fikrinden vazgeçtiğini sanmıştım ama yanılmışım. Cevap çok daha basitti: Bu, dileğinin bir başkası tarafından öylece gerçekleştirilmesine izin vermeyeceğinin, kendi cazibesinin gücüyle dikkatimi çekeceğinin ilanıydı.

"Bu kadarı faul sayılır..." diye mırıldandım.

Her halükarda, emin olduğum tek bir şey vardı; o da mutlak bir bozguna uğradığımdı.

Olan biten her şeye şahit olmam tamamen bir tesadüf eseriydi.

Asıl basketbol antrenmanımız bittikten sonra, bireysel çalışma devresi biter bitmez Uta spor salonundan fırlayıp çıktı. Herkes bu acelenin sebebini merak ederek şaşkınlıkla kafasını kaşısa da ben ayrıntıları Natsuki’den çoktan duymuştum; bu yüzden onun bu telaşını sevimli buldum. Randevu saatine daha çok vardı ama biz kızların hazırlanması uzun sürerdi.

Kendi halimde, en yakın sınıf arkadaşım ve dostum Serika ile buluşup festivale doğru yola koyulduk. Etrafta amaçsızca dolanırken diğer arkadaşlarımıza rastlamak geziyi daha da eğlenceli kılıyordu.

Serika genelde düşük enerjili biriydi; ben konuşmak istediğimde bana eşlik eder, istemediğimde ise sessizliğini korurdu. Ruh halimden anlamakta üstüne yoktu, onun bu yanını seviyordum. Gerçi konu müziğe gelince çenesi hiç durmazdı. Her zamanki gibi gitar kılıfı sırtındaydı. Hafif müzik kulübündeydi ve iyi bir gitarist olduğunu duymuştum.

"Of, çok doydum," dedim.

"Eve gidelim mi? Bu kadar yetti bana," diye karşılık verdi Serika.

Kumpir ve yakisoba ile tıka basa doyduğumuz için festivalden ayrıldık. Gezip tozmak keyifliydi ama ayaklarımıza kara sular inmişti. Uta ve Natsuki’nin randevusunun nasıl gittiğini merak ediyordum ancak kalabalığın içinde onları seçmek imkansızdı. Tabii onları kontrol etmek için özellikle aramam fazla korumacı bir tavır olurdu. Natsuki’nin olgunlaşması için arada bir tek başına elinden gelenin en iyisini yapması gerekiyordu.

Yürürken her şeyi Serika’ya anlatıyordum ki aniden, "Biliyor musun, son zamanlarda çocukluk arkadaşından çok fazla bahseder oldun," dedi.

"Ha? Öyle mi geliyo?" diye sorarken durumu tartarak başımı yana eğdim. Natsuki hakkında bu kadar çok konuşmak gibi bir niyetim yoktu. Gerçi onunla yaptığım anlaşmayı bilen tek kişi Serika olduğu için lafın dönüp dolaşıp ona gelmesi kaçınılmazdı. Sır saklayacağı konusunda Serika’ya güvenim tamdı. Zaten müzik dışında hiçbir şeyle pek ilgilenmezdi.

"Dürüst olmak gerekirse son zamanlarda çok şey yaşandı!" diye savundum kendimi.

"Hmm," diye ilgisiz bir yanıt verdi.

Ana cadde hâlâ mahşer yeri gibiydi, bu yüzden istasyona gitmek için ara sokaklardan birine saptık. Issız sokakta ilerlerken birbirine bakan bir oğlanla kıza rastladık. Kızın üzerinde bir yukata vardı. Randevu sonundaki bir çift mi diye merak ederek bu iç ısıtan sahneye yaklaştım. Ama sonra bir an duraksadım. Ha? Bunlar Natsuki ve Uta! Neden ara sokakta öylece durup birbirlerine bakıyorlar?

Aralarındaki hava oldukça ciddiydi. Bölmek istemediğim için adımlarımı durdurdum. Sonunda Uta, Natsuki’ye el sallayarak veda etti ve Natsuki arkasını döndü. Onları tam ayrılırken yakalamıştım. Uta’nın bu civarda oturduğunu duymuştum diye geçirdim içimden.

"Ha?"

Uta’nın Natsuki’yi durdurup yanağından öptüğünü gördüğümde ağzımdan istemsiz bir nikelik döküldü. Kısa bir konuşmanın ardından yanından ayrılıp evine girdi. Natsuki, bilinci yerine gelene kadar bir süre donup kaldı ve sonra yürüyüp gitti.

Tüm sahneyi başından sonuna izlemiştim.

"Vay canına, Sakura-san gerçekten cesaretini toplamış," dedi yanımdaki Serika, dümdüz bir ses tonuyla. Cevap vermeyince şaşırarak bana baktı. "Miori? İyi misin?"

"Ah, bir şey yok. Hadi gidelim." Duraksamamı hemen geçiştirip hiçbir sorun yokmuş gibi yürümeye devam ettim. Rolümü iyi oynadığımda Serika bile bir şey fark edemezdi.

Olamaz... Söyleyemem. Serika’ya bile.

O öpücüğü gördüğüm an, kalbimin nasıl bulutlandığını hissetmek beni dehşete düşürdü.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.