Hayal kırıklığı yaratan karnemin notları hâlâ zihnimdeyken, dershane dersine pür dikkat kesildim. Odağımın her zamankinden iyi olduğunu düşünsem de yine de yeterli gelmediğini hissettim. Dersin bittiğini haber veren zil çaldığında, zihniyetimi değiştirecek bir yol üzerinde düşünmeye başladım.
İşimin yerine katıldığım dershane derslerinin son günüydü. Vakit çok kısıtlıydı.
***
Aradığım katalizör, okuldan ayrılırken kucağıma düştü. Onu gördüğüm an, "İşte bu!" diye geçirdim içimden.
Girişin yakınındaki bir ilan panosunun önünde durmuştum ve gözüme çarpan bir el ilanı gördüm. Kalın bir fontla yazılmıştı, ilan şöyle diyordu: 『Yaz Yoğun Çalışma Kampı』
Anlaşılan, sınavlar için yoğun bir çalışma içeriyordu, geceleri eve dönmeye gerek kalmadan.
İlanın ne zaman asıldığını hatırlamıyorum, ama gözüme takılması, derslerimin gidişatı hakkında endişe duyduğumun bir işareti değil miydi? Asıl ilgimi çeken ise 『odaklanma』 kelimesiydi.
Hiç şüphem yok ki hayal kırıklığı yaratan ara sınav notlarımın nedeni, odaklanma eksikliğimdi.
***
Ayase-san ile aynı sınıfa düştüğümüzden beri, sürekli onun farkındayım. Son zamanlarda hiçbir şey olmamasına rağmen, zihnim meşgul; aynı yerde olduğumuzda gözlerimle onu takip ediyorum.
Evde yüz yüze olmasak bile, sadece yan odada olduğunu bilmek bile dikkatimi dağıtıyor. Bu Ayase-san'ın suçu değil. Ama ona yakın kalmaya devam edersem, farkına varmadan işlerin çığırından çıkmasından korkuyorum.
Ara sınav sonuçlarıma dair hissettiğim endişenin gerçek yüzü, bu noktada benim için aşikâr. Endişelerimin kaynağını ulaşamayacağım bir yere koymalıyım; onu bilinçli olarak düşünmemeye çalışmak zorunda kalmayacağım kadar uzağa.
***
İlana bakarken, yaz tatili planlarımı düşündüm. İşteki vardiyalarımı azaltmayı planlıyordum. Açıkça görülüyor ki notlarım düşüyor ve üniversite sınavları kapıdaydı.
Bu zamanı dershaneye gitmek için kullanabilirim. Ayase-san burada öğrenci değil, bu yüzden odaklanma sorun olmazdı. Aslında, bugünkü ders biraz da bunu kanıtladı. Ama maddi olarak daha fazla kursa katılacak gücüm yoktu. İşler beklemeye alındığında, bütçem daha da daralacaktı.
Derslere muhtemelen yine katılacağım, ama daha fazlasını ödemek zor olacaktı. Fujinami-san gibi etüt odasını mı kullanmalıyım? Bir dakika – kavurucu güneşte kalabalık Shibuya istasyonuna kadar sürünmek, yorulmak ve sonra ders çalışmaya çalışmak korkunç derecede verimsiz değil miydi? Sonunda düşündüğüm buydu.
Ama işler böyle devam ederse, kaçınılmaz olarak evde daha fazla zaman geçirmeye başlayacağım. Peki o zaman ne olacak? Ayase-san ile daha çok vakit geçireceğim, işte bu. Sabah uyandığımızda, öğle yemeği hazırlarken, akşam molalarında oturma odasında ve akşam yemeği için yemek odasında birbirimizi göreceğiz.
Bu kötü. Dur, hayır, kötü değil. Aslında bundan mutluyum, ama tam da bu yüzden mutlu değilim.
Günlük hayatımızda böyle hissediyorsam, yaz tatili başlayıp yirmi dört saat aynı çatı altında olunca ne olacak?
***
Yaz kampı ilanını, ilan panosuna iliştirilmiş zarftan aldım.
Ayase-san ile geleceğim uğruna, belki de bir süreliğine aramıza bilerek biraz mesafe koymam gerekiyordu.
Binadan çıktım ve başımı kaldırdığımda gökyüzünün kalın bulutlarla kaplı olduğunu gördüm. Hava kötüleşmeye yüz tutmuştu, tenime çarpan rüzgar nemliydi. Yağmur kokusunu alabiliyordum. Kalbimde bir kararlılıkla, dershaneyi arkamda bıraktım.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.