Gökyüzünden Düşen Misafir

Tanyalite ile Wyne aynı anda çığlığı bastı.

"W-Wyne abla!" Elinàsze korkutucu bir hızla yukarı doğru süzülüyordu.

İki kız, Elinàsze'nin uçma büyüsü pratikleri için olabildiğince hızlı bir şekilde yükselirken Tanyalite ile kafa kafaya çarpışmışlardı. Wyne çevresine karşı çok hassastı; gökyüzündeki sihirli yaratıkların varlığını kilometrelerce öteden sezebilirdi. Ancak Tanyalite varlığını güçlü bir büyüyle gizlediği için gözden kaçmıştı. Sert çarpışma ikisini de anında bayılttı. Yerçekimine yenik düşüp hızla serbest düşüşe geçtiler.

"Eyvah! Wyne ablamla şu garip kadını kurtarmam lazım!" Elinàsze var gücüyle arkalarından dalışa geçti ancak uçmaya henüz alışamamıştı. İkili, ivme kazanarak hızla gözden kayboluyordu.

◇ Bir Süre Önce ◇

"Baba, bak!" Elinàsze neşeyle haykırdı. Beden havada asılı duruyordu. "Artık ben de uçabiliyorum!"

Flio kızına kocaman gururlu bir gülümsemeyle baktı.

Garyl imrenen gözlerle ablasını süzdü. "Oha! Harikasın abla! Ben bunu hiç beceremiyorum!"

"Hihahiha!" Elinàsze kıkırdayarak küçük kardeşine sevgiyle gülümsedi. "Sen de yaparsın Garyl! Sadece biraz pratik yapman lazım."

"Öyle mi diyorsun?" Garyl yumruklarını sıkarak sırıttı. "O zaman gidip Ghozal Abi'den bana büyü öğretmesini isteyeceğim!"

Flio mahcup bir gülüşle araya girdi. "Garyl... Sana büyüyü ben de öğretebilirim, biliyorsun değil mi?"

"Senin büyünü de öğrenmek istiyorum baba!" dedi Garyl heyecanla. "Ama önce Ghozal Abi'nin büyülerini öğrenmem lazım! Onun büyüleri böyle güm! Pat! Çat! Bayağı havalı!" Birkaç gün önce Ghozal'ın ona gösterdiği büyüleri anlatırken kollarıyla havada garip şekiller çiziyordu. Gözleri ışıl ışıldı.

Ghozal son zamanlarda Garyl'i eğitmeye başlamıştı. Yumruk dövüşüyle çıkılan bu yolda artık kılıç ve mızrak kullanımına, hatta savaş büyülerine kadar gelmişlerdi.

Eh, tabii ya, diye düşündü Flio. Garyl işin daha çok gösteriş kısmıyla ilgileniyor. Sanırım bunu Bay Ghozal'a bırakmak en doğrusu. O büyülerin hepsini ben de yapabiliyorum ama...

Flio karmakarışık duygular içinde gülümsemeye devam ederken Elinàsze yavaşça babasının yanına süzüldü. "Ben senin öğretmenliğini istiyorum baba!" dedi tatlı tatlı. "Senden daha çok şey öğrenmek istiyorum!"

"Ah," Flio rahat bir nefes aldı. "Eğer benimle çalışmaktan memnunsan, sana daha pek çok şey öğretmekten mutluluk duyarım."

Garyl'in aksine Elinàsze büyüyü doğrudan Flio'dan öğreniyordu. Bazen bu konuda uzmanlaşmış olan Hiya ya da Damalynas da ona ders veriyordu ama Flio evdeyse mutlaka yanlarında dururdu.

Flio kendine has babacan gülümsemesini takınırken Elinàsze havada süzülüp ışıl ışıl gülümsüyordu. Hihahiha! diye düşündü küçük kız. Babamı mutlu ettim! Babam mutlu olunca ben de çok mutlu oluyorum! Babamı çok seviyorum!

Elinàsze tam bir baba kuzusuydu.

Baba kız birbirlerine gülücükler saçarken Wyne ön kapıdan fırlayıp koşarak yanlarına geldi. "Vay canına, Eli-Eli! Uçuyorsun! Gerçekten uçuyorsun!" diye bağırdı coşkuyla. "Hadi yarışalım! Arayı açıp bulutların tepesine ilk kim varacak görelim!"

Göğsünün önünde çapraz yaptığı kollarını iki yana hızla açtı. O an sırtında devasa ejderha kanatları belirdi. Üzerindeki elbise özel yapımdı; sırf kanatları kumaşı yırtmasın diye arkasında geniş bir açıklık bırakılarak tasarlanmıştı. Wyne'ın uzun, gür saçları sayesinde kanatları kapalıyken bu açıklık hiç belli olmuyordu.

Wyne kanatlarını çırptığı gibi göğe yükseldi. Elinàsze'nin başını okşayıp "HAZIR... BAŞLA!" diye bağırdığı gibi dikine gökyüzüne fırladı.

"Görürsün sen!" Elinàsze de büyüsüne yüklenip peşine düştü. "Sana yenilmeyeceğim Wyne abla!" Uçma büyüsünü henüz tam oturtamamış olsa da Wyne'ın arkasından şaşırtıcı bir hızla tırmanıyordu.

"Aman ya!" dedi Garyl imrenerek. "Wyne ablam da Elinàsze ablam da harika! Ben bu uçma büyüsünün mantığını bir türlü kavrayamıyorum..."

"Sen de çok yeteneklisin Garyl," diyerek oğlunu teselli etti Flio. "Eğer elinden geleni yaparsan, bir gün onlarla birlikte uçabileceğinden eminim."

"Gerçekten mi?" Garyl sırıatarak başını salladı. "O zaman çok çalışmam lazım!"

Flio, Garyl'in başını okşayıp gözlerini gökyüzüne, iki kızına dikti. "Wyne kendini tutuyor," dedi kendi kendine. "Ama Elinàsze'nin büyüyü yeni öğrenmiş olmasına rağmen böyle uçması gerçekten inanılmaz."

Göz açıp kapayıncaya kadar iki kız öyle uzaklaşmıştı ki gökyüzünde birer noktaya dönüştüler. Flio hemen Büyütme büyüsünü bastı. Bir anda ikisi de sanki burnunun dibindeymiş gibi netleşti. Ancak... "Hm?" Flio kaşlarını çattı. Şu Wyne... Yine iç çamaşırı giymemiş. Rys'in onun için diktiği elbise oldukça bol kesimdi. Arkadan bakıldığında altında hiçbir şey olmadığı net bir şekilde görünüyordu.

"Kanatlarını engellediği için sutyen takmamasını anlıyorum..." diye mırıldandı Flio, gözlerini elbisenin altından kaçırmaya çalışarak. "Ama defalarca alta bir şey giymesini söyledim! Fırsatını bulsa elbiseyi de fırlatıp atacak... Bu konuyu onunla ciddi ciddi konuşmam lazım. Sonuçta o artık genç bir kız..."

Wyne bir zamanlar Karanlık Ordu'nun efsanevi ejderha birliğindeki en güçlü savaşçıydı. Çok küçük olduğu için hâlâ bir çocuk gibi düşünüyordu ama savaş gücü Cehennem Dörtlüsü ile rahatça kapışacak düzeydeydi. Bu yüzden diğer ejderhalarla birlikte özel bir birlik sayılıyorlardı. Ancak Flio onu evlat edinmişti ve artık aileden biriydi. Bu yüzden Flio'ya "baba", karısı Rys'e ise "anne" diyordu. Aralarında kan bağı yoktu ama onu öz evlatlarından ayırmıyorlardı. Garyl ile Elinàsze doğduğunda da onları sevimli birer küçük kardeş olarak benimsemişti.

Wyne var gücüyle uçsa Elinàsze'ye fersah fersah tak takabilirdi. Ancak hızını ayarlamakta çok başarılıydı; kardeşinin hızına ayak uydurarak yükseliyor, gökyüzünü kahkahalarıyla çınlatıyorlardı.

Flio gülümseyerek onları izlerken birden daha yükseklerde bir şey fark etti. "Hm?" dedi. "Tepelerinde uçan başka biri mi var...?" Görünürde kimse yoktu ama bir varlık seziyordu. Kolunu kaldırıp ardı ardına büyüleri ve becerileri tetikledi: Gizleme Tespiti. Teşhis. Hakikat Görüşü. Bin Göz. Çok geçmeden gökyüzünde süzülen bir kadın silüeti belirdi.

Gözleri fal taşı gibi açıldı. "Bir kadın... Hizmetçi üniforması mı giyiyor?" dedi şaşkınlıkla. "Kanatları var... Ama o kadar yüksekte ne işi var?!"

Daha dikkatli bakınca kadının da en az kendisi kadar şaşkın bir ifadeyle aşağıya baktığını gördü. Yerden binlerce metre yüksekteki hizmetçi ile Flio göz göze geldiler. Derken, sadece bir saniye sonra, roket gibi yukarı tırmanan Wyne, tam çenesinin altına kafayı gömdü.

Hizmetçi kadın hem bedenini hem de varlığını büyüyle gizlemişti. Wyne'ın orada birinin olduğundan haberi bile yoktu. Bilseydi en azından yavaşlardı. Bir ejderinsan olarak Wyne'ın kafatası beton kadar sağlamdı.

"Çüş?!" diye bağırdı hizmetçi kadın. Çarpışmanın şiddetiyle anında bilincini kaybetti ve taş gibi yere çakılmaya başladı.

Wyne da pek farklı durumda değildi. Kafatasına aldığı bu beklenmedik darbeyi bünyesi kaldırmamıştı. "Ööööf!" diye çığlık atıp kendinden geçti. İkisi de kontrolsüzce aşağı doğru yuvarlanmaya başladılar.

◇ Ve Şimdi... ◇

İki kız gökyüzünden aşağı bocalayarak düşüyordu; Wyne ve hizmetçi kıyafetli melek Tanyalite. Elinàsze var gücüyle arkalarından uçuyordu ama uçma büyüsündeki acemiliği yüzünden aradaki mesafeyi kapatamıyordu.

"Elinàsze elinden geleni yapıyor..." diye gözlemledi Flio. "Ama yetişemeyecek." Kolunu uzatıp bir büyü mırıldandı. Elinin önünde bir büyü çemberi belirdi ve yavaşça dönmeye başladı. "Hah!" Flio nefesini verdiğinde çember parıldadı. Tanyalite ve Wyne'ın düşüşü anında durdu, havada asılı kaldılar.

Yerçekimi büyüsü Flio'nun uzmanlık alanıydı. Genelde canavarları veya düşmanları yere çivilemek için kullanırdı. Durum gerektirdiğinde onları hamur gibi ezebilirdi de. Ancak bu kez Antiyerçekimi büyüsünü kullanarak Tanyalite ve Wyne'ın yere çakılıp ölmesini engellemişti.

Derin bir nefes aldı. "İşe yaradı galiba." Antiyerçekimi büyüsünün dozunu hassas bir şekilde ayarlayarak ikisini de yavaşça yere indirdi.

"Vay canına, baba..." Garyl'in ağzı açık kalmıştı. İkisini gökten kuğu gibi indiren babasına hayranlıkla bakıyordu.

"Garyl, Wyne'ı tutabilir misin?" diye sordu Flio. "Ben şu hizmetçi kılıklı yeni kadınla ilgileneyim."

"Tamamdır!" Garyl söyleneni yapıp Wyne'ın düşeceği yere koştu. Flio da Tanyalite'nin altına geçti. İki kız sırtüstü düşmek üzereyken Flio ve Garyl tarafından güvenle yakalandı.

"Mırrr..." Wyne uykusunda mırıldandı. "Et..." kollarını Garyl'in boynuna doladığı gibi yanağından dev bir ısırık aldı.

"A-Hey!" diye bağırdı Garyl. "Yanağım o Wyne! Yemek değil!"

"Ham hum... Çok yumuşak... Ham hum hum..."

"B-Bırak!" Garyl çığlığı bastı. "Beni yemeyi kes diyorum!!!" Ama Wyne'ın durmaya hiç niyeti yoktu. "Wyne abla... Dur arrrtık..."

Elinàsze babasının yanına konarken bu manzaraya bıyık altından güldü. "İnanılmaz gerçekten," dedi bilmiş bir edayla. "Ne kadar zahmetli bir çocuk."

Flio da kızıyla birebir aynı alaycı gülümsemeyi takındı. Garyl ile Wyne'ın itiş kakışını bir süre izledikten sonra dikkatini tekrar kucağındaki kadına çevirdi. "Ama bu kadın da kim böyle..." dedi mırıldanarak. "Bayağı güçlü büyüler kullanabiliyor, sonuçta göğün tepesindeydi. Ama kanatlı bir yarı insan olduğunu da sanmıyorum..."

Tanyalite cevap veremedi; derin bir baygınlık içindeydi.

◇ ◇ ◇

Flio, Tanyalite'yi konuk odasına taşıyıp dinlenmesi için yatağa yatırdı. Ghozal, Uliminas ve Hiya da oradaydı, Flio'nun durumu anlatmasını dinliyorlardı.

"...İşte olay bundan ibaret!" Flio sözlerini bitirip gözlerini hâlâ baygın yatan Tanyalite'ye çevirdi.

Ghozal kollarını kavuşturup kıza baktı. "Hımm. Varlığını hiç sezedim. Sezilerini bu kadar iyi gizleyebilen birini daha önce gördüğümü sanmıyorum. Sen ne diyorsun, Uliminas?" Yanında duran cehennem kedisine dönüp baktı.

Uliminas da kollarını kavuşturup kafasını yana eğdi, şaşkındı. "Miyav..." İçini çekti. "Varlık Yok Etme türü büyüleri sezmekte üstüme yoktur ama... Ben de en ufak bir şey hissedemedim..."

"Tıpkı düşündüğüm gibi..." Hiya, Ghozal ve Uliminas'a doğru baktı. "Tarihin en güçlü İblis Kralı Lord Ghozal ve onun sağ kolu, istihbarat şefi Bayan Uliminas bile varlığını fark edemedi. Gizlenme becerisi gerçekten muazzam. Yine de Yüce Efendimiz onun büyüsünü bir bakışta çözüverdi. Sonsuz sadakatime layık olan tek kişi cidden o." Flio'ya dönüp diz çöktü, başını saygıyla eğdi.

Flio telaşla ellerini Hiya'nın omuzlarına koydu. "Y-Yok canım! Şeyden oldu o... Ghozal ile Uliminas içeride işe hazırlanıyordu ya! Fark etmemeleri çok doğal. Benimle dışarıda olsalardı durum bambaşka olurdu. Her şeyi böyle büyütmesen ne iyi olacak Hiya..." Mahcup bir tebessümle Hiya'yı ayağa kaldırdı.

Tam o sırada odanın kapısı açıldı, Rys içeri girdi. "Wyne uyandı kocam," dedi. "Garyl ile Elinàsze'nin yanında."

"Öyle mi? Çok şükür." Flio rahat bir nefes aldı. "Kafasındaki şişliği büyüyle iyileştirdim ama hemen kendine gelmeyince endişelenmiştim..."

"Endişelenecek hiçbir şey yok. Kocaman şişlik iz bırakmadan kayboldu zaten. Wyne gözlerini açar açmaz etrafa bakıp 'Et nereye gitti?' diye sordu." Rys kıkırdadı. "Garyl'in yanağını çiğnemek epey hoşuna gitmiş olmalı!"

"Ahaha," diye güldü Flio. "Zavallı Garyl! Ama iyi olmasına sevindim."

Flio ve Rys tatlı tatlı sohbet ederken Ghozal araya girdi. "Hımm... Belki bu kadın da yakında gözlerini açar..."

"Olabilir!" dedi Uliminas. "Flio onun çenesini miyavjisiyle iyileştirdi, başka bir yarası da görünmüyor."

Flio yatakta yatan Tanyalite'ye dönüp baktı. Bu kez gözüne bir şey takılmıştı. "Ha?" Kızın çenesi hafif yeşil bir ışıkla parıldıyordu. Tam da çenesinin kırıldığı yer... diye düşündü Flio. Ben onu zaten iyileştirdiğimi sanıyordum... Elini uzatıp Tanyalite'nin parıldayan çenesine dokundu.

Zihninde bir pencere belirdi:

Bütün İlahi Büyüler ve Beceriler Öğrenildi

İ-İlahi mi?! Flio'nin gözleri fal taşı gibi açıldı. Hiya'nın okuduğu kitaptaki İlahi Alem gibi mi?! Bir dakika... Nedenini anlar gibiydi. Kutsamam sayesinde bir büyüyle temas ettiğimde, sadece o büyüyü değil, o büyünün ait olduğu dünyadaki tüm büyüleri öğreniyorum. Yani Lord Ghozal ve Hiya bana öyle söylemişti. O zaman bu yeşil ışık İlahi Alem'e ait bir büyü müydü? Peki bu kadının üzerinde neden böyle bir büyü vardı ki?

Flio doğru tahmin etmişti. Bu büyü, İlahi Alem'de kullanılan bir tür Rejenerasyon büyüsüydü. Flio'nun yaptığı iyileştirme büyüsü Tanyalite'nin yarasını kapatmıştı ama tamamen ortadan kaldırmamıştı. Bütün tanrıçalar ve onların müritleri, yaralanma ihtimaline karşı bu büyüyü her daim üstlerinde taşırlardı. Zamanla bedenlerindeki her türlü hasarı kendiliğinden onarırdı. Tanyalite'nin çenesini kaplayan ışık da darbenin son kalıntılarını silen büyünün kanıtıydı. Ve Flio ona dokunduğu an, İdrak yeteneği sayesinde İlahi Alem'deki tüm büyü ve becerilere erişim kazanmıştı. Bu, yalnızca Yücelik kutsamasına sahip olanların erişebileceği bir güçtü.

Böyle bir şeyin yaşanacağını rüyasında görse inanmayacak olan Flio, yüzünde sıkıntılı bir ifadeyle pencereye bakakaldı.

"Miyav..." diyerek düşüncelerini böldü Uliminas. "Artık işe gitmemiz gerek..."

Flio pencereyi kapatıp arkasını döndü. "Saat o kadar oldu mu?"

"Hımm," dedi Ghozal. "Dükkanı önden giden Greanyl'in grubu ve Balirossa'larla birlikte açmak istiyorsak biz de yola koyulsak iyi olur."

"Haklısın," dedi Flio. "Ama ne olursa olsun bu kadını böyle tek başına bırakmak istemiyorum. Yaralanmasında bizim de payımız var neticede..." Yatakta mışıl mışıl uyuyan Tanyalite'ye bakarken hâlâ kararsızdı.

Rys kocasına yaklaştı. "Endişelenecek hiçbir şey yok kocam," dedi. "Ben burada kalıp ona göz kulak olurum."

"Ama Rys," diye itiraz etti Flio. "Evde yapman gereken bir sürü iş var zaten..."

"Sana endişelenme dedim ya!" dedi Rys neşeyle gülümseyerek. "Ev işlerini yaparken bir yandan da ona bakabilirim!"

Hiya araya girdi. "Haddimi aşmıyorsam bir teklifte bulunabilirim. Ben de burada kalıp yardım edeyim. Böylece Yüce Efendimiz zihninde hiçbir soru işareti kalmadan Flio & Rys AVM'deki işlerinin başına dönebilir. Dükkanda benim yerime çok sevdiğim çalışma partnerim Damalynas yardımcı olur."

"G-Gerçekten mi?" dedi Flio. "Sen de kalıyorsan içim rahat eder tabii Hiya..."

"Tamamdır o zaman!" Rys yüzünde kocaman bir gülümsemeyle Flio'yu odadan dışarı itelemeye başladı. "Mesele çözüldüğüne göre hemen işinizin başına dönün bakalım!"

"T-Tamam!" dedi Flio. "Biz yokken ona iyi bakın! İkinize de güveniyorum!"

"Güveniniz için minnettarım Yüce Efendim. Bu aciz kulunuz Hiya, eşinize yardım etmek için elinden gelen her şeyi yapacaktır." Flio odadan çıkarılırken Hiya arkasından derin bir saygıyla eğildi.

Eşinin aceleciliğiyle harekete geçen Flio, Işınlanma büyüsünü kullanarak sıradan bir kapı görünümünde bir geçit açtı. Kapının diğer tarafı Flio & Rys AVM'ye açılıyordu. Geçit kapanırken Rys gülümseyerek üçünü uğurladı.

"Pekala," dedi Rys. "Şimdi ev işlerine dönme zamanı. Bir yandan da bu kadına göz kulak olacağız tabii!" Tanyalite'nin yattığı yatağa doğru baktı ve birden gözleri büyüdü. "Aaa...?" Tanyalite uyanmış, yatakta dimdik oturmuş, boş bakışlarla karşıdaki duvara bakıyordu. "Şey, uyandınız mı?"

Tanyalite başını yavaşça Rys'e doğru çevirdi. "Affedersiniz," dedi. "Adınızı öğrenebilir miyim?"

"Tabii ki!" diye yanıtladı Rys. "Ben Rys, Lord Flio'nun eşiyim!"

"Lord Flio..." diye mırıldandı Tanyalite. "Lord Flio..."

"Şey..." Rys, Tanyalite'nin yüzündeki kafa karışıklığını görünce yakından baktı. "Bir sorun mu var?"

Hiya söze girdi. "Acaba Yüce Efendimizin eşi Hanımefendi, bu kadın Leydi Wyne ile çarpıştığında geçici bir hafıza kaybı yaşamış olabilir mi?"

"İnanmıyorum, ne kadar korkunç! Peki böyle bir durumda ne yapılması gerekir? Kafasının arkasına bir tane vursak düzelir mi acaba?" Rys yumruğunu sıkıp tam vurmaya hazırlanıyordu ki atağı Hiya'nın büyüsüyle engellendi.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.