Yeni Bir Başlangıç ve Gizli Misafirler

Houghtow Sihir Akademisi, Koridor

Giriş töreni bittikten sonra sınıf öğretmenleri öğrencileri sınıflarına götürmeye başladı, veliler de hemen arkalarından takip ediyordu.

Demek o lanet yurdun yapılmasına vesile olan dükkanın sahibi bu adam, diye düşündü Belianna, önünde yürüyen Flio’yu arkasından süzerken.

Kız kardeşi Irystiel, Flio’nun çocuklarıyla birlikte A sınıfındaydı. O lanet yurt olmasaydı, Irystiel’in bu okulda güvenle okuması imkansızdı. Sanırım o adama bir teşekkür borçluyum, diye geçirdi içinden.

Ancak ona doğru yaklaşmayı düşündüğü an, vücudu baştan aşağı kaskatı kesildi. Bu his adeta bir korku gibiydi. Neler oluyor, bu lanet his de ne, diye düşündü. Yoksa... korkuyor muyum? Bedeninin titremesine engel olamayarak etrafına bakındığında, Flio’nun yanındaki kadının ona ölümcül bir nefretle, ters ters baktığını fark etti. Hadi ama, dedi kendi kendine. Bu lanet kadının beni böyle etkilemesine izin mi vereceğim? Kendini toplamaya çalıştı ama vücudunun titremesini bir türlü durduramadı.

Rys’in bu halini fark eden Flio, "Rys, neyin var?" diye sordu.

Rys sonunda gözlerini Belianna’dan çekip kocasına baktı. "Yoo," dedi. "Önemli bir şey değil." Ancak dudaklarını Flio’nun kulağına yaklaştırarak fısıldadı: "İnsan kılığına girmiş bir iblis kadın size bakıyordu kocacığım. Sanırım bu yüzden biraz tetikteyim."

Flio sadece Rys’in duyabileceği bir ses tonuyla, "Ah!" dedi. "Onun için endişelenmene gerek yok bence. Kız kardeşini çok seven, nazik birine benziyor." Yüzüne o her zamanki tasasız gülümsemesini yerleştirdi.

"Öyle mi? Onu tanıyor musunuz kocacığım?"

"Evet. Yani onunla bir kez karşılaştım. Daha doğrusu, Adalet Kurdu karşılaşmıştı. Benim kim olduğumu anladığını sanmıyorum."

Rys, "Adalet Kurdu mu..." diye mırıldandı. "O zaman... Bu kadın yoksa kaplıcadaki o kadın mı?"

Grup sınıfa doğru ilerlerken ikili konuşmaya devam etti. Bu sırada arkalarında kalan Belianna derin bir iç çekti. Rys’in o ölümcül bakışı yüzünden tüm vücudu soğuk ter içinde kalmıştı ve hala hafifçe titriyordu. Bu kadın gerçekten bambaşka biri, diye düşündü. Sıradan bir yarı insan gibi görünüyor ama o kana susamışlık da neyin nesi öyle! Kahretsin! Daha çok çalışmam gerek.

Belianna kendine gelmek için yanaklarına hafifçe vurdu ve dikkatini toplamaya çalıştı.

Houghtow Sihir Akademisi, A Sınıfı

Öğrenciler sınıfa ulaşıp gıcır gıcır sıralarına oturdular. İlk etapta boy sırasına göre yerleştirildikleri için küçük Elinàsze ön sırada yer alırken, insan standartlarına göre boyu oldukça uzun olan Garyl en arkaya düşmüştü.

Veliler ise sınıfın arkasından olan biteni izliyordu. Flio ve Rys tam Garyl’in arkasında duruyorlardı. Flio etrafına bakarak, "Bizim Garyl’in büyüdüğünü düşünürdüm hep," diyerek hayretini dile getirdi. "Görünüşe göre farklı türlerin çocukları bambaşka boyutlarda olabiliyormuş!"

Garyl’in hemen yanında, yarı insan ölçütlerine göre bile devasa sayılan büyük bir kuş, yani bir rukh oturuyordu. Garyl, sınıftaki diğer insan çocuklardan bir baş boyu uzundu ancak yanındaki rukh ondan da bir baş boyu daha uzundu.

Rys, "Buna şaşmamak gerek," dedi. "Yetişkin bir rukh ya da devin boyu üç metreyi, hatta daha fazlasını bulabilir! Bak, bazı çocukların velileri sınıfa sığamayacak kadar büyük. Bu yüzden dışarıdan, pencereden izlemek zorunda kalıyorlar!"

Rys eliyle pencereyi işaret etti. Gerçekten de dediği gibi, birkaç dev ve rukh dışarıdan içerideki töreni izliyordu. Sınıf ikinci katta olduğundan, sadece ayakta dikilerek içeriye rahatça bakabiliyorlardı.

Flio dışarıdaki devasa velilerin mutlu yüzlerine bakarak gülümsedi ama birden yüzüne endişeli bir ifade oturdu. Hmm, diye düşündü. Şu rukh velisinin arkasındaki... Yoksa o mu? Dikkatlice baktığında gördü ki...

"Wyne..." Küçük bir kızın kafası rukhun arkasından uzanmış, merakla sınıfa bakıyordu. Flio hafifçe sırıttı. "Demek sonunda geldin..."

O günün erken saatlerinde Wyne adeta kıyameti koparmıştı. "Bu haksızlııık!" diye feryat etmişti. "Ben de Gary-Gary ve Eli-Eli’nin törenine gitmek istiyorum!"

Flio ona defalarca durumu açıklamaya çalışmıştı. "Wyne, gerçekten çok üzgünüm. Okulda her aileden sadece iki kişi için yer var. Kimseye ayrıcalık tanıyamazlar."

Wyne sonunda teslim olmuş ve evde kalmayı kabul etmişti, tabii yine de dudak bükmeye devam ediyordu. "Hıh. İyi, tamam. Ben de gider Sy-Sy ile oynarım o zaman..."

Yine de işte buradaydı. Wyvern kanatları bir rukhun arkasından hafifçe görünüyor, rukhun gölgesinde ustalıkla havada süzülüyordu. Yüzündeki büyük sevinçle Elinàsze ve Garyl’i izliyordu.

Flio’dan kısa süre sonra Rys de Wyne’ın orada olduğunu fark etti. Elini ağzına götürerek, "Ah, şu Wyne..." dedi. "Ne yapmalıyız kocacığım?"

Flio, "Hmm..." diye düşündü. "Sadece izliyor. Bir sorun çıkarmadığı sürece görmezden gelsek daha iyi olur."

"Peki, nasıl isterseniz." Rys gülümseyerek başını salladı.

Wyne ise fark edilmediğini sanarak keyifle izlemeye devam ediyor, saklandığı yerden her fırsatta kafasını uzatıp içeriye bakıyordu.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.