Yarım Kalan Smaç

Gün batımı ışıklarını arkasına alan basketbol topu süzülerek uçuyor.

Ve "şşş..." diye ince bir ses çıkararak pota çemberinden geçip düşüyor. File yavaşça dalgalanıyor.

Üniformalı Yumeka, kolu havada asılı kalmış bir halde, kendi attığı topun yörüngesini gözleriyle takip ediyordu.

'Eğer bu şut girerse... lise tercihim...'

Eimei’ye gitmeyeceğim.

Bu kararla fırlatmıştı o topu.

"Ha..."

Yumeka’nın dudaklarından istemsizce hafif, alaycı bir gülüş döküldü.

'Girdi demek...'

Katıldığı o son maçta, "ah keşke girseydi" dediği o kadar çok şut varken; şimdi bu mesafeden böylesine rahat sayı bulmak Yumeka’nın canını yakmıştı.

"Oha, süperdi!"

Yumeka’nın iç dünyasının aksine, yüksek bir hayranlık nidası yükseldi. Yere düşen topu yakalayan genç kızlar şaşkınlık dolu sesler çıkarıyordu.

Biraz sonra Yumeka’nın üzerindeki üniformayı fark ettiler.

"A-ah, şu üniforma Eimei’nin değil mi?"

"Hadi canım! Eimei basketbol kulübünden mi yani?"

Tavırlarından, o kızların hangi okula hayranlık duyduğu apaçık belli oluyordu. Yumeka o kızlara bakarken gözleri kamaşıyormuş gibi hissetti. Kızlar abartılı bir şekilde eğilip selam vermeden hemen önce arkasını döndü. Çantasını omzuna astı ve hiçbir şey olmamış gibi oradan uzaklaşmaya başladı.

'O zaman da böyle olmuştu...'

Yumeka’nın zihninde, ortaokula başlamadan önceki o bahar tatili canlandı.

Parkta basketbol oynarken tuhaf bir dörtlü gelmişti; Chinatsu ile takım olup onları yenmişler, sonra da bir şut atmıştı.

Akşamüzeri yine bu parkta, o zaman da top sanki her şey önceden yazılmış gibi kusursuz bir kavisle çemberden süzülmüştü.

'Bu şut girerse, ikimiz de Eimei’nin as oyuncuları olacağız.'

Bunu ilan ederek attığı o şut girdiğinde, Yumeka en yakın arkadaşına dönmüştü. Chinatsu’nun şaşkınlıktan fal taşı gibi açılan gözlerinin nasıl da neşeyle parladığını görmüştü. Kendisinin de ona eşlik ederek gururla sırıttığını hatırlıyordu.

Yumeka parkın çıkışına doğru yürürken, arkasından top sesleri yeniden yükselmeye başladı. Sesler yavaş yavaş uzaklaşıyordu.

Yumeka bir anlığına duraksadı ve basketbol sahasına doğru arkasına baktı.

Topun peşinden koşan, şut atan o iki genç kızın silüeti, bir zamanlar kendilerine ne kadar da benziyordu. Basketbolu sevdikleri, kendilerini ona adadıkları o günler...

'Eğlenceliydi...'

Yumeka, göğsünün derinliklerinde sessizce fısıldadı.

O kadar eğlenceliydi ki oysa.

"Höh..."

Yumeka, görüşünü kapatmak istercesine tek eliyle kâküllerini dağıttı. Loafer ayakkabılarıyla yeri dövercesine yürümeye başladı.

Artık basketbolu bırakmaya karar vermişti. Bu zavallı halini, kendisine hep hayranlık duyan en yakın arkadaşının bilmesini istemiyordu. Kendi yüzünden, yoluna devam eden Chinatsu’ya ayak bağı olmak istemiyordu.

'O zaman aslında, "Senden nefret ediyordum" demek istememiştim.'

Yumeka, acısını bastırmak istercesine dişlerini sıktı.

Kulübü bıraktığında sınıf arkadaşları Chinatsu’yu sorduğunda, ağzından o düşüncesizce kelimeler dökülüvermişti.

'Umrumda değil. Eskiden beri başımda "Yumeka, Yumeka" diye... Nefret ediyordum ondan.'

Bu son sözler dudaklarından döküldüğü sırada, istifa haberini alan Chinatsu’nun sınıfa girmesi neredeyse aynı ana denk gelmişti.

O an, kelimelerin bittiği yerde öylece dikilip kalan Chinatsu’nun görüntüsü gözlerinin önünde canlandı.

Böylesi daha iyi oldu diye, Chinatsu ile konuşmayı kestikten sonra defalarca kendi kendine telkin vermişti. Chinatsu, basketbol tutkusu sönen o arkadaşını unutup önüne bakmalıydı. Chinatsu, şimdiki takım arkadaşlarıyla beraber o Inter-High hayalini mutlaka gerçekleştirecekti.

Yine de, böyle ansızın o güzel günleri hatırladığında; artık ne bir "özür dilerim" ne de bir "teşekkür ederim" diyemeyecek olmanın gerçeği Yumeka’nın yüreğine oturdu.

'...Konuşmak istiyorum.'

Aslında hep Chinatsu’nun kendisini dinlemesini istemişti. Maçta işler kötü gittiğinde, antrenmanı asmak istediğinde, evdeki meseleler, gelecek planları... Kendisine hayranlık duyan birine bu zayıf yanlarını gösteremeyeceğini düşünmüştü ama belki de her şeyi bir kenara bırakıp sadece "en yakın arkadaşı" olarak ona danışmalıydı.

Artık Chinatsu ile eskisi gibi konuşamayacağını düşününce, içine tarif edilemez bir yalnızlık çöktü.

'Hayır... Konuşmak değil. Aslında...'

Yumeka, göğsünün en derinlerinden taşan o duygunun farkına vardı.

'Aslında, Natsu ile daha çok basketbol oynamak istiyordum.'

Yumeka bir kez daha elini kâküllerine götürdü. Saçlarının altını sertçe ovduktan sonra elini cebine soktu. Parktan ayrıldı ve tren istasyonuna doğru yürümeye başladı.

Ufukta zar zor seçilen o kızıl güneş de batmış, dönüş yolu akşam karanlığına gömülmüştü.

Artık hiçbir yerden topun o sekme sesi duyulmuyordu.

Ertesi gün Yumeka, gelecek tercihi formuna "Saisho Lisesi" yazarak teslim etti.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.

OKUMA YOLCULUĞUN

Bir süredir bizimlesin.

Okuma ilerlemeni kaybetmemek, kütüphaneni oluşturmak ve farklı cihazlarda kaldığın yerden devam etmek için ücretsiz hesabını oluştur.

Hesap oluştur

Okumaya devam etmek için hesap zorunlu değildir.