Gökyüzündeki İlk Adımlar ve Değişen Yazgı

"──Aa, işte orada! O kutup yıldızı."

"Hani nerede? ......A-ah, o mu! Ee, beklentimin aksine bayağı sönükmüş!"

"E normal, sonuçta ikinci kadirden bir yıldız."

"Ben daha böyle 'biuv' diye parlıyor sanıyordum!"

──Bir hafta sonra. Geceleyin okulun çatısında.

Kuzey göğünde ışıldayan bir yıldızı işaret eden Rokuyo Senpai ve Igarashi-san birbirleriyle atışıyorlardı.

Rokuyo Senpai, akıllı telefonundaki gökyüzü rehberi uygulamasını Igarashi-san'a uzattı.

"Bak, şu Büyük Ayı, şu da Cassiopeia takımyıldızı..."

"Hee, harbi Büyük Ayı aynı kepçeye benziyormuş. Cassiopeia ise... Bildiğin zikzak işte."

"......Bunları ortaokul fen bilgisinde öğrenmiş olmanız gerekiyordu."

Bize eşlik eden Chiyoda Sensei, yanımızda acı acı gülümsüyordu.

"Yanlış hatırlamıyorsam lise giriş sınavı konuları arasındaydı bile..."

"Aa, ben sınav bittiği an her şeyi unutan tayfadanım!"

"Çalışmak pek öyle bir şey değil ama..."

Chiyoda Sensei bunu söylese de hafifçe gülümseyerek gökyüzüne baktı.

"Neyse, bu gecelik görmezden gelelim bakalım..."

Hava tertemiz ve açıktı.

Uçsuz buçaksız bir lacivert tüm göğü kaplamış, yüzeyinde sayısız ışık göz kırpıyordu.

Arada bir kopup gelen bulutlar ışığı gölgelese de, doğu tarafında, Shinjuku dolaylarında şehrin ışıkları yüzünden yıldızlar pek seçilemese de; ilk gökyüzü gözlemi için fazlasıyla yeterli bir ortamdı. Tokyo'nun yirmi üç bölgesi içinde yıldızların bu kadar net görülebildiği pek fazla yer olmasa gerek.

Üstelik── sadece eğlenceliydi.

Okul çıkış saati geçtikten sonra, böyle bir gecede kafa dengi arkadaşlarınla okulda bir şeyler yapmak nedenini bilmediğim şekilde içimi kıpır kıpır ediyordu.

Bu arada ben── bir elinde telefonla göğe bakan Igarashi-san ve Rokuyo Senpai ile teleskoptan ayı süzmekte olan Nito'nun videosunu telefonumun kamerasıyla çekiyordum.

......Gerçi dürüst olmak gerekirse zifiri karanlıkta neredeyse hiçbir şey görünmüyordu.

Öncelik yıldızları izlemek olduğu için ışıkları açamazdık ama bu da kendi başına güzel bir anı olacaktı.

Video materyali olarak belki başka şeyler düşünmem gerekebilirdi...

Teleskopla kamerayı birbirine bağlayıp yıldızları çekebileceğim bir düzenek kurmak iyi olabilirdi.

──Hazırladığımız video, Chiyoda Sensei tarafından bir başarım olarak sorunsuzca kabul edildi.

"Evet, bu haliyle tamamdır."

Videoyu göstermek için gittiğimiz öğretmenler odasında, Chiyoda Sensei nedense yüzünde tuhaf bir mutlulukla konuşmuştu.

"Bu videoyu Astronomi Kulübü'nün faaliyet başarımı olarak kabul ediyorum."

──İster istemez dördümüz birden sevinç çığlığı attık.

Öğle vakti, öğretmenler odasındaydık. Yüksek sesle bağırmak yasaktı ve diğer öğretmenler bize rahatsız olmuş gözlerle bakıyordu. Yine de kendimize hakim olamadık.

"Hey, biraz daha sessiz olun. Ayrıca bu video hakkında..."

Chiyoda Sensei acı acı gülümseyerek devam etti.

"Videonun ilk yarısı ile ikinci yarısı arasında kalite farkı var, gelecekte o konuya biraz daha asılmanızı bekliyorum..."

......İlk yarısı ve ikinci yarısı mı?!

Yani benimle Nito'nun yaptığı kısımlar arasında bu kadar fark mı vardı?!

Tamam, illaki fark olacaktı da dışarıdan fark edilecek kadar mıydı?!

"Aa! Değil mi, siz de fark ettiniz?!"

Igarashi-san bile nedense sırıtmaya başlayarak bu fikre katıldı.

"Chika'nın yaptığı kısımlar çok daha iyi değil mi?!"

"Ahaha, ne yaparsın, yapacak bir şey yok."

Rokuyo Senpai bile gülerken kalite farkını inkar etmiyordu.

"Artık yavaş yavaş estetik zevk kazanırsın be. Değil mi Meguru?"

"......Öyle olsun bakalım."

Ne diyeyim, gerçekten hayatımdaki ilk video kurgusuydu ve %100 hazırlıksız yakalanmıştım.

Dediğiniz gibi olsun, bundan sonra daha çok çabalayacağız efendim, evet...

"......Bir de," dedi Chiyoda Sensei, sanki ağzımızı arıyormuş gibi bir ses tonuyla.

"Bu sadece bir teklif ama."

"Ha, nedir?"

"İsterseniz... Astronomi Kulübü'nün danışman öğretmeni olabilir miyim?"

"......Ha?"

Bir an ne dediğini kavrayamadım.

Nito da aynı durumdaydı, şaşkın şaşkın bakarak sordu:

"Chiyoda Sensei... Siz mi?"

"Evet."

Sorumuza karşılık Chiyoda Sensei başını salladı.

"Zaten bir süredir zümre başkanım uygun bir kulübün danışmanlığını almamı istiyordu. Pek tecrübem olmadığı için çekiniyordum ama... Sizler için, Astronomi Kulübü'nün faaliyetleri için size destek olmak isterim."

"Ayrıca," diye devam etti Sensei.

"Bundan sonra geceleri gökyüzü gözlemi yapacaksınız, değil mi? Öyle olunca başınızda birinin olması gerekir. Sizin için de avantajlı olur."

......Anladım. Haklıydı aslında.

Kulüp faaliyeti için öğrencilerin gece vakti toplanması gerekiyorsa böyle bir prosedür şarttı.

"İşte böyle. Çocuğum küçük olduğu için her an başınızda bekleyemem ama isterseniz bu işi bana bırakır mısınız?"

──Tabii ki bunu büyük bir memnuniyetle karşıladık.

Astronomi Kulübü, danışman öğretmen olarak Chiyoda Sensei'yi arasına katmış oldu.

Ardından, gelecekteki Nito'da da bir değişim yaşandı.

"Şey... Maalesef bu sefer de ortadan kayboldu."

Kulübün devamlılığı kesinleştikten sonra durumu kontrol etmek için gittiğim üç yıl sonrasının okulunda, Makoto bunu nedense suçluluk duyarmışçasına ve söylemekte zorlanarak anlattı.

"Mezuniyet töreninden bir hafta önce irtibatın kesilmesi durumu değişmedi."

"......Anladım."

......Zaten buna hazırlıklıydım.

Bu sefer yapabildiğim tek şey kulübün kapanmasını önlemekti.

Aksine, Nito'nun asıl sorunuyla derinlemesine ilgilenmem bundan sonra başlayacaktı.

Bu yüzden her şeyin bu kadar kolay çözülmesini beklemiyordum.

Ancak;

"Fakat... Mektubun içeriği biraz değişmiş gibi."

Makoto sözlerine bu şekilde devam etti.

"Ne, içeriği mi? Nasıl yani?"

"Önceden ilk okunduğunda intihar mektubu sanılacak bir içeriği vardı, değil mi? Haberlerde de öyle söylenmişti... Ama bu sefer."

Makoto başını kaldırıp bana baktı.

Ardından belli belirsiz, buruk bir gülümsemeyle ekledi:

"'Lütfen beni aramayın. Uzaklarda bir yerde yaşayacağım' yazıyormuş."

"......Anladım."

Başımı salladım ve en yakındaki sandalyeye oturdum.

"Uzaklarda yaşayacak demek. Öyle mi..."

──İçimde sıcak bir şeyler filizleniyordu.

İlk kez, somut bir sonuç elde etmiştim.

Yazgıyı değiştirerek geleceği dönüştürebilmiştim. En azından Nito hayatını kaybetmemişti.

Bu── ellerimi titretecek kadar, gözyaşlarımı döktürecek kadar mutlu etmişti beni.

Ve── şimdi.

Yıldızların altında, okulun çatısında.

"......Baksana Meguru."

Teleskoptan gözünü ayırmadan, Nito aniden seslendi bana.

"Teşekkür ederim... Her şey için."

"......Yok canım, asıl ben teşekkür ederim."

Gülerek ona karşılık verdim.

"Senin bana öğrettiklerin sayesinde videoyu bitirebildik. O olmasaydı harbi kulüp falan kalmazdı."

"Aman, amma abarttın. Hem... Sadece o konu için demiyorum."

Nito başını kaldırıp bana döndü.

"Söz vermiştin, değil mi?"

──Kalbim hafifçe yerinden oynadı.

"Yanımda olacağını söylemiştin, değil mi?"

"Yani, öyle demiştim..."

Utancımdan kafamı kaşıdım.

Kesinlikle öyle söylemiştim ve bu benim gerçek hislerimdi... Yine de yüzüme karşı böyle denince inanılmaz utanıyorum. O kadar cüretkar laflar edebilmemin sebebi biraz da gece yarısı gelen o anlık cesaretti sanırım.

"Çabalama sebebin... buydu, değil mi?"

Nito konuşmaya devam etti.

Vücudunu iyice bana doğru yaklaştırırken.

"Yanımda olmak için, beni korumak için kulübü ayakta tutmaya çalıştın, değil mi?"

"..."

İster istemez nutkum tutuldu.

...Nasıl anlıyor acaba?

Geçen gün de söylemişti ama tam da Nito'nun dediği gibi.

Ben Nito'ya yardım etmek istediğim için, ortadan kaybolacağı o geleceği yeniden yazmak için buraya kadar çabaladım.

Onun yanında kalmaya karar verdim.

Bunun için ne kadar zorluk çekmem veya ne kadar emek vermem gerekirse gereksin, umurumda değildi.

Ama... Güya bunu gizli tutmaya çalışıyordum.

Sadece canım öyle istediği için harekete geçiyordum; Nito'ya minnet borcu yüklemek falan da niyetim değildi. Hepsinden önemlisi, geleceği yeniden yazma mevzusu işin içinde yokken, neden ona yardım etmeye çalıştığımı anlamasının zaten imkanı yoktu.

Bu yüzden bunu sonuna kadar açıklamamayı düşünüyordum ama...

"Hehehe. Nereden anladı acaba, der gibi bir yüz ifaden var."

Nito yüzüme dikkatle baktı.

Nedense eğleniyor gibiydi, elini ağzına götürüp güldü.

"Ben böyle şeyleri gayet iyi anlarım işte..."

"...Öyle mi?"

──Aslında Nito'nun böyle bir şeyi yapabilmesi gayet olasıydı.

Müziğiyle dünyaya adını duyuracak olan Nito.

Müthiş bir duyarlılığa sahip, eşine az rastlanır bir dahi olan o kız.

Böyle birinin gözünden bakınca, benim kafamdan geçenler belki de sandığımdan çok daha barizdir.

Bu yüzden Nito'nun gerçek hislerimi fark etmesi şaşırtıcı olsa da bir tuhaflık hissettirmiyordu.

Ancak──,

"──Seni seviyorum."

Aramıza bir adım mesafe koyup şöyle devam etmesi...

"Ben, Meguru'yu seviyorum──"

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.