Gece Yarısı Sırları ve Olağanüstü Bir Küçük Kız

Otto, Myne ve Lutz ile yaptığı toplantıdan sonra evine, sevgi dolu karısının yanına döndü.

“Ben geldim Corinna. Kapıdan şimdi girdim. Benno da yanımda.”

“Hoş geldin Otto. Umarım ağabeyime iyi göz kulak olmuşsundur. Gerçi henüz vaftiz bile edilmemiş o küçücük çocuklarla eğlenip eve böyle sırıtarak gelmeni pek onayladığımı söyleyemeyeceğim.”

“Somurttuğunda bile çok tatlı oluyorsun.” Otto, kollarını dünyalar güzeli karısının beline doladı ve salona geçmeden önce kadının krem rengi saçlarına üst üste öpücükler kondurdu. Benno, Otto’nun kafasına bir tane patlatıp, “Şu işleri ben yanınızda yokken yapın,” diye homurdandı.

Karısına kör kütük aşık olan Otto, “Baş başa vaktimizi bölme bari,” diye karşılık vermek istedi ama bunu Corinna’nın yanında söylerse, karısının ağabeyine karşı mahcup olup kızacağını bildiği için lafını yutmak zorunda kaldı.

Otto’nun evindeki salon, normalde Corinna’nın müşterileriyle iş görüşmeleri yaptığı bir yerdi. Yemek odasının aksine, odanın ortasında yuvarlak bir masa ve etrafında dört bacaklı sandalyeler vardı. Odanın sağ tarafındaki rafta Corinna’nın diktiği kıyafetlerden örnekler, sol duvarda ise parça kumaşlardan işlediği duvar halıları asılıydı.

“Vay be, işlerin bu noktaya geleceğini hiç tahmin etmemiştim. O kızın Benno’yu böyle pazarlığa zorlayacağı hiç aklıma gelmezdi...” Sandalyelerden birine çöken Otto, karşısında kaşları çatık oturan Benno’ya bakıp genişçe sırıttı.

“Aa? Ağabeyim mi pazarlığa zorlanmış? Lütfen detayları anlat canım,” dedi Corinna. Gri gözleri parlamış, sandalyesini Otto’ya doğru biraz yaklaştırarak tatlı bir sesle merakını dile getirmişti. Karısının böyle cilveli davranması nadir görülen bir durumdu; Otto içinden Myne’a binlerce kez teşekkür edip olan biteni anlatmaya başladı.

“...İşte böyle, Myne sayesinde toplantı beklediğimden çok daha ilginç bir hal aldı.”

“Kaptanının kızıydı değil mi bu? Hani şu inanılmaz zeki dediğin kız.”

“Evet, ta kendisi. Ama biliyor musun, neredeyse yarım yıldır yardımcılığımı yapıyor ve ben hâlâ onu çözebilmiş değilim. O kadar sıra dışı ki, nasıl bir yetiştirilme tarzı böyle bir çocuk ortaya çıkarır hiç bilmiyorum.”

Gezgin bir tüccar olarak dünyanın dört bir yanında her sınıftan insanla tanışmış olan Otto için Myne’ın tuhaflığı çok daha belirgin kalıyordu. Bugün ona eşlik eden Benno için de durum aynıydı. Bir tüccar olarak yürüttüğü işlerin genişliği sayesinde toplumun her kesiminden insanı tanırdı. Eski bir gezgin tüccar olan Otto’nun bilgisi geniş ama yüzeyselken, şehrin zengin bir tüccarı olan Benno, kendi şehrinin insanlarını iliklerine kadar tanırdı.

“Söylesene Otto, o gerçekten bir askerin kızı mıydı?”

“Evet. Zerre şüphem yok. Ama ben de senin gibi bunun tuhaf olduğunu düşünüyorum.”

“Ne demek istiyorsunuz siz?” Corinna merakla başını yana eğdi.

Otto, Myne’ı tuhaf kılan şeyleri düşündü ve aklına ilk gelenleri sıraladı. “Öncelikle görünüşü. Bir askerin kızı için fazla temiz. Kıyafetleri tam beklediğin gibi döküntü, başkasından kalma şeyler ama cildi ve saçları tertemiz, pırıl pırıl. Kaptan diğer askerler gibi yaşlı başlı bir adam ama kızlarının ikisi de hiç kirli değil.”

“Belki de anneleri onlara iyi bakıyordur?” Corinna varlıklı bir tüccar kızı olarak büyümüştü; şehirde fakir insanlar görse de onların yaşam tarzı hakkında pek bir fikri yoktu. Cilt ve saç bakımı için zaman, para ve malzeme gerekiyordu. Yoksulluk içindeki insanların bunlara ayıracak lüksü olmadığını kavrayamıyordu.

“Bilmem, kışın onu görmüştüm; annesinin kişisel bakıma o kadar vakit ayırdığı pek söylenmezdi. Gerçi Myne’la birbirlerine çok benziyorlar. Kaptana harcanmış gerçek bir güzel kendisi.” Ailece parue toplamaya çıktıkları bir kış günü, Myne’ın kapıda beklemesi gerekmişti. Otto, annesini onu almaya geldiğinde görmüş ama ortalamadan daha temiz olduğuna dair bir izlenim edinmemişti.

“...Sen de mi Myne’ın tuhaf olduğunu düşünüyorsun ağabey?”

Benno bardağını masaya bıraktı, tavana bakıp yavaşça içini çekti. “Evet. Saçları gece karasıydı ve o kadar ipeksiydi ki ışık üzerinde parlıyordu. Cildi bembeyazdı, tek bir kir lekesi bile yoktu. Elleri, ağır işten veya ev işinden anlamayan bir soylununkiler gibi yumuşacıktı. Dişleri bile bembeyaz. Onunla ilgili her şey o döküntü kıyafetleriyle çelişiyordu. Nereden bakarsan bak, bu işte bir terslik var.”

“Işığın üzerinde parladığı ipeksi saçlar mı dediniz?! Onları o hale getirmek için ne yapıyormuş?!”

“Oha! Corinna, sen zaten fazlasıyla güzelsin.”

“Sessiz ol Otto. Ağabeyime soruyorum.”

Otto karısının bu ciddiyeti karşısında şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. Kadınlar saçlarının ipeksi görünmesini gerçekten çok önemsiyordu. Corinna, dikiş nakış dışındaki bir şeye nadiren bu kadar ilgi gösterirdi.

“Anladığım kadarıyla saçına bir şeyler sürüyor ama ne olduğunu bana söylemedi.” Benno’nun cevabı üzerine Corinna, gözlerinde umut dolu bir parıltıyla Otto’ya döndü.

“Sana söyler mi dersin Otto?”

“...Şu an muhtemelen gardını almıştır. Bana söyleyeceğini pek sanmam.” Yine de Otto, ipeksi saçların sırrını öğrenmek isteyen karısı için bir dahaki sefere Myne’a sormayı kafasına koydu. Sevdiği kadın için her şeyi yapabilecek bir adamdı o.

Otto devam etti: “Saçlarını bir kenara bırakırsak, elleri temiz çünkü ev işlerine yardım edemeyecek kadar küçük ve çelimsiz. Cildi de muhtemelen sürekli ateşli hastalıklara yakalanıp yatağa mahkûm olduğu ve güneşe pek çıkmadığı için o kadar beyaz.”

“...Şimdi deyince hatırladım, bizim toplantı da o hastalandığı için ertelenmişti zaten,” diye mırıldandı Benno kendi kendine. Otto, Myne’ın ateşi beş gün boyunca düşmeyince kaptanın ne kadar gerginleştiğini ve onunla uğraşmanın ne kadar zor olduğunu hatırlayarak kaşlarını çatıp onayladı.

“Eğer Myne hastalık yüzünden böyle görünüyorsa, ona sıra dışı demeniz doğru mu?” Corinna konuşmalardan yola çıkarak Myne’ın pek de önemli biri olmadığına karar vermişti. İlgisi dağılmış gibi omuz silkti ama Benno başını iki yana salladı.

“Hayır, mesele sadece dış görünüşü değil. Beni asıl etkileyen tavırları ve konuşma tarzıydı. Kendini ancak özel eğitim almış kişilerin yapabileceği bir şekilde taşıyordu. Belki biraz zorlama bir tahmin olacak ama, ailesi çocuklarını katı bir disiplinle yetiştiren düşkün soylular falan olmasın?”

“Kaptanın bir kızı daha var ve o gayet normal biri. Onun da saçları ipeksi ve cildi nispeten temiz ama o kadar işte. Myne gibi göze batmıyor.”

Benno, Otto’nun açıklamasını onaylayarak doğrudan Corinna’nın gözlerinin içine baktı. “Corinna, o kızda dış görünüşünden çok daha fazlası vardı. Ben ona öfkeyle baktığımda bakışlarını kaçırmayacak kadar yürekli, saçlarının sırrını benden saklayıp işleri kendi lehine çevirecek kadar zeki, kısıtlı bir sürede prototip üretme kumarını oynayacak kadar cesur, şartlarına yeni koşullar ekleyecek kadar iyi bir pazarlıkçı... Henüz vaftiz bile edilmemiş bir çocukta bunların hiçbirinin olmaması gerekir.”

“Sen ters ters baktığında gözlerini kaçırmayan bir çocuk mu var?! O kız kesinlikle tuhaf, hiç şüphe yok!” diye haykırdı Corinna, gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Benno ailenin en büyüğü, Corinna ise en küçüğüydü. Babaları Corinna’nın doğumundan kısa süre sonra ölünce, Benno pek çok açıdan onun yerini almıştı. Benno’nun sert azarlarıyla büyüdüğü için onun bakışlarının ne kadar korkutucu olabileceğini çok iyi biliyordu.

“Aaa, bir de inanılmaz bir hafızası ve matematik zekası var. Elene o yazı tahtasını verdiğimde gözlerime inanamadım. Hiçbir tarif almadan kalemi nasıl tutacağını ve kullanacağını biliyordu. Sanki bir şekilde zaten yazmayı biliyor gibiydi.”

Corinna, Otto’nun bardağının boşaldığını fark edip ona biraz daha şarap doldururken, “Belki de seni izleyerek öğrenmiştir?” diye fikir yürüttü.

Otto, cevabını nasıl formüle edeceğini düşünürken şarabından bir yudum aldı. “Bak, ona nasıl yaptığımı gösterdim ama pratik yapmadan yazmak o kadar basit bir iş değil. Bir çocuğa kalemi nasıl tutacağını yüz yıl anlatsan da başlarda düz bir çizgi çekmekte bile zorlanır. Hele harfler... Çok daha zor.”

“Haklısın aslında...” Corinna, kendi çıraklarına bir şeyler öğretirken sadece sözlü anlatımın çocuklar için yeterli olmadığını yaşayarak öğrenmişti.

“Myne’ın matematik yeteneği de bir acayip. Annesinin ona pazarda sayıları öğrettiğini söyledi ama sayıları bilmek, hesap yapmayı bildiğin anlamına gelmez, değil mi?”

“Bir dakika,” dedi Benno. “Benim yanımdaki çıraklar da biraz hesap kitap biliyorlar. Aileleriyle vakit geçirirken öğreniyorlar.” Çırak tüccarların çoğu tüccar çocuklarıydı, bu yüzden vaftiz zamanları geldiğinde birçoğu bir nebze okuma yazma ve hesap biliyordu. Otto da dünyayı gezerken tüccar olan ailesinden bu işleri öğrenmişti. Fakat Myne’ın yapabildiği matematik tamamen başka bir seviyedeydi.

“Myne birazcık matematikten çok daha fazlasını biliyor. Bütçe raporları, güney kapısında kullandığımız her şeyin stok ve fiyat hesaplarını içeriyor, biliyorsun değil mi? Rakamlar pazardaki o küçük sayılardan çok daha büyük. Basamaklarca daha büyük hem de. Ama o, sanki dünyanın en doğal şeyiymiş gibi takılmadan hesaplayabiliyor. Üstelik hesap makinesi falan da kullanmıyor. Sadece sayıları tahtaya yan yana yazıyor, o kadar.”

“...Biliyordum zaten, o küçücük çocuğu kendine asistan yapıp çalıştırdığını biliyordum. Ayıp yahu, o yaştaki birine bütçe raporu mu hazırlatılır?”

Benno’nun keyifli sırıtışına ters ters bakan Otto, sesini alçalttı. “Bunu daha önce kimseye söylemedim, iyi dinleyin. Evrak işlerimin çoğunu o yapıyor. En az yüzde yetmişini.”

“...Ne?!”

“...Yüzde yetmiş mi? Canım...”

İkisi de şoka girmişti. Benno bir anlığına donup kaldı, gözleri faltaşı gibi açılmıştı. Corinna’nın hali de ondan farklı değildi.

Otto gülmeden edemedi. “Eğer daha fazla kelime okumayı bilseydi hepsini ona yaptırırdım. O gerçekten bambaşka biri. Bir keresinde ben bir toplantıdayken bir soylunun takdim mektubuyla mükemmel bir şekilde ilgilenmişti.”

O olay Otto’yu gerçekten şaşırtmıştı. Toplantı bittikten sonra Myne’ın raporunu almıştı. Myne ona, alt tabaka bir soyludan takdim mektubu olan bir tüccarın beklediğini söylemişti. Normalde, bir soylunun başka bir soyluya yazdığı takdim mektubuyla gelen ziyaretçilere en yüksek öncelik verilir ve işleri derhal halledilirdi ki bir an önce kale kapılarına gönderilebilsinler. Bu durumda halktan biri bile olsa, ona alt tabaka bir soyluymuş gibi hürmet edilirdi.

Ancak o gün, içeride üst tabaka bir soyluyla toplantı yapılıyordu. Üst tabaka bir soyluya öncelik verilmesi gerektiği gün gibi ortadaydı. Fakat yapılacak en ufak bir nezaket hatası, ziyaretçiyi öfkelendirebilir; adam elindeki mektubu kalkan ederek zorla toplantıya dalmaya çalışabilirdi. Bu da içerideki üst tabaka soylunun gazabını üzerine çekmek demekti ki olayların sonu felaketle biterdi.

Durum epey karışıktı ama bu karmaşanın ortasında Myne, tüccarın gururunu okşayarak onu alt tabaka soylulara ayrılan bekleme salonuna göndermiş, içeride üst tabaka bir soylunun toplantısı olduğunu uygun bir dille anlatarak durumu tatlıya bağlamıştı. Üstelik toplantı biter bitmez durumu rapor ederek, komutanın gerekli imzayı atmadan gitmesinin de önüne ustalıkla geçmişti. Mesele o kadar hızlı çözülmüştü ki komutan, ne yapacağını şaşıran askeri bir çocuktan yardım aldığı için azarlayabilmişti. Her şey kusursuzdu.

“O zaman bu kız gerçekten müthiş biri olmalı.”

“Müthiş demek hafif kalır, o daha çok... anormal. Bir tuhaflık var onda. Ama babası olan yüzbaşının bunu fark ettiğini hiç sanmıyorum. Ona sadece sevimli ve hastalıklı kızıymış gibi davranıyor. Eğer onu asistanım yapmak istediğimi söylemeseydim, ne kadar zeki olduğunu muhtemelen asla fark etmeyecekti.”

“Kafası pek basmayan ebeveynlere sahip olması onun şansı. Eğer fark etselerdi, ucube diye kapının önüne koyabilirlerdi,” diyen Benno, Corinna’nın kaşlarını çatmasına sebep oldu.

“Şakasını bile yapma. Düşünmek bile istemiyorum.”

Otto dişlerini göstererek güldü. “Korkma Corinna. Ailesi onu sokağa atsa bile Benno hemen havada kapar. Benno’yla aşık atıp onu alt edecek kadar yetenekli bir kız o.” Corinna bu sözlere kıkırdadı.

“...Hey, Otto. Sence o kız gerçekten o şeyleri yapabilecek mi?” Benno, parmaklarıyla masada tempo tutarken Otto’ya ters ters baktı. Kızıl-kahve gözleri, gelecekteki kârı tartan bir tüccarın bakışlarına bürünmüştü.

“Hayvan derisinden yapılmayan o kağıdı mı diyorsun? Evet, yapacak. Hiç şüphem yok.”

“Ona epey güveniyor gibisin.”

“Kısa süre önce ona bir akıl verdim; eğer bir şeyi tek başına yapamıyorsa, başkasına yaptırmalı. Artık Lutz onun eli kolu olduğuna göre, artık korkacak hiçbir şeyi yok.”

Myne her şeyden çok kendi zayıflığından dolayı hüsrana uğruyordu. Bu da kağıt yapım yöntemini bildiğini ama bunu fiziksel olarak tek başına gerçekleştiremediğini açıkça gösteriyordu. Yapabileceğini bildiği için prototipler üreteceğini söylemişti zaten. Otto, kızın hiç de kumar oynamadığını düşünüyordu.

“...Böyle bir kağıt piyasayı altüst eder. Ona nasıl yaklaşmam gerektiğini merak ediyorum.”

“Oha, yoksa Myne’ı işe almayı mı düşünüyorsun?” Otto, Benno’nun sözlerinden sadece Lutz’u değil, Myne’ı da çırak olarak almayı kafasına koyduğunu sezince şaşkınlıkla gözlerini fal taşı gibi açtı.

“Tabii ki! Onu başkasına kaptıracağımı mı sandın?! O kızın tek başına kaç tane ürün icat edeceğinden haberin var mı? O saç iğnesi, saçları parlatan o karışım, parşömen olmayan o kağıt... Bunlar sadece bugün öğrendiğim icatları, kim bilir daha neleri gizliyor. O, piyasayı yerle bir edip yeniden inşa edecek canlı bir felaket olacak.”

“Bir dakika orada dur! O benim asistanım. Onu sana yar etmem.” Benno sonuna kadar haklıydı ama Otto’nun pes etmeye niyeti yoktu. Son yarım yılını, bütçe döneminde kendisine yardım etsin diye özellikle onu eğiterek geçirmişti. Birinin gelip kızı elinden öylece çekip almasına izin veremezdi.

Ancak Benno sadece kibirli bir kahkaha attı ve dudakları geniş bir sırıtışla kıvrıldı. “Kız, tüccarlığın ikinci tercihi olduğunu söyledi. Hatta senin asistanın olmakla ilgilenmediğini bile belirtti. Onun için sadece yarım yılını harcadın, değil mi? Vazgeç bu sevdadan. Kendine başka birini bul.”

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.

OKUMA YOLCULUĞUN

Bir süredir bizimlesin.

Okuma ilerlemeni kaybetmemek, kütüphaneni oluşturmak ve farklı cihazlarda kaldığın yerden devam etmek için ücretsiz hesabını oluştur.

Hesap oluştur

Okumaya devam etmek için hesap zorunlu değildir.