Kutsal Kılıcın Sırrı ve Sadık Kahya

“Anlaşıldı... Tahmin ettiğim gibi, büyücülükteki gibi işlemiyor bu iş, ha?”

Akşam vaktiydi. Zagan’ın kalesindeki arşivde, genç adam masanın üzerindeki gizemli bir mühür deseniyle bezeli tek bir kağıt parçasına dik dik bakarak homurdanıyordu. Bu desen bir büyü devresini andırıyordu ama ondan çok farklıydı.

Normal mühürlerde temel tema olarak düz çizgiler ve dairelerden oluşan devreler kullanılırdı ve her bir şekil tek başına pek de karmaşık sayılmazdı. Hatta bunların birçoğu birbirine eklenerek bir büyü çemberi içinde herhangi bir formda birleştirilebilirdi. Ancak kağıt parçasındaki mühürlerde yılan gibi kıvrılan çizgilerden başka bir şey yoktu; üstelik sadece düz çizgilerden kaçınılmakla kalınmamış, sık sık noktalara da yer verilmişti.

Sanki birçok harf birbirine geçmiş gibi duruyordu; fakat durum buysa bile, sınırların nereden başladığını anlamak imkansızdı. Belki de hepsi tek bir harften ibaretti ya da ortada herhangi bir kelime dizini bile yoktu.

Zagan bunu, tam önünde dimdik duran devasa kılıcın üzerindeki oymadan kopyalamıştı. Obsidyenden yontulmuş tekinsiz bir kaide üzerinde, oraya hiç yakışmayacak kadar güzel bir kılıç duruyordu. Saf beyaz namlusunun üzerinde ise soluk mühürler kazılıydı. Bu bir Kutsal Kılıç'tı.

Kilise tarafından iblislerin kralını yok etmek için kullanılan araçlar serisinden biriydi ve aynı zamanda büyücülere karşı sahip oldukları en büyük silahtı. Dahası, güçlerinin simgesiydi. Tüm dünyada bunlardan sadece on iki tane vardı ve o Kutsal Kılıçlardan biri, büyücülerin kralı olan İblis Lordu Zagan’ın ellerindeydi.

Eğer bu gerçek gün yüzüne çıksaydı, büyücüler ile kilise arasındaki güç dengesi kesinlikle yerle bir olurdu. Zagan bu durumu bir koz olarak kullanıp kiliseyi tehdit etse, muhtemelen oradaki nüfuzlu birine kılıcı kakalayıp bir servet yapabilirdi. Gerçekten de dünyayı yerinden oynatabilecek bir hazineydi.

Söz konusu o muazzam Kutsal Kılıç’a gelince; Zagan masadaki bir çekici eline aldı ve en ufak bir saygı belirtisi göstermeden kılıcın namlusuna vurdu. Darbenin etkisiyle namluda oluşan çentiği görünce, metalin kendi dayanıklılığının pek de ahım şahım olmadığını anladı. Eğer Kutsal Kılıç’a tapan bir kardinal bu hareketi görseydi muhtemelen kalp krizi geçirirdi. Gerçi sözü edilen kişi zaten bir mezar taşının altında yatıyordu.

Zagan, Kutsal Kılıç’ı incelerken mühürleri bir büyü çemberi içine yerleştirerek etkilerini doğrulamaya çalışmış ama herhangi bir güç açığa çıkarmayı başaramamıştı.

Acaba belli bir yazım sırası mı vardı? Yoksa özel bir ritüel mi gerekiyordu? Ya da belki de sadece mühürleri çizmek bile özel bir güç istiyordu?

Zagan şimdilik mühürlerin boyanmasında kullanılan malzemeleri çözmüş ve aynısını kullanmıştı ama bunun pek bir etkisi olmamış gibiydi. Yorgunluğunu daha fazla gizleyemeyen Zagan, gözlerini ovuşturup sağ eline baktı.

Ardından mana ile şekillenmiş bir mühür elinin yüzeyinde belirdi. İblis Lordu Mührü... İçinde muazzam bir mana barındıran, statüsünün kanıtıydı bu.

Zagan’ın iki hedefi vardı. Biri iblisleri öldürmenin bir yolunu bulmak, diğeri ise İblis Lordu Mührü'nü yok etmenin bir yöntemini keşfetmekti.

Bu şeyi kırmanın bir yolunu bulamazsam, diğer on iki İblis Lordu’nu öldürmem mümkün olmayacak.

Kutsal Kılıç’ı incelemesinin sebebi, üzerindeki mühürlerin İblis Lordu Mührü'ndeki desenlere benzemesiydi. Ancak araştırmasının sonuçlarının pek de iç açıcı olmadığını kabul etmekten başka çaresi kalmamıştı.

Zagan sinirle parmaklarını şıklattı.

“Raphael, orada mısın?”

“Beni mi çağırdınız?” Nereden geldiği belli olmayan bir kahya aniden belirdi. Üzerinde frak vardı, sol kolu ise bir zırhla sarmalanmıştı. En iyi zamanlarında bile ürkütücü bir siması olan bu adamın yanağından kaşına kadar uzanan dehşet verici yara izi, ona iblisvari bir görünüm katıyordu. Elli yaşını geçmiş gibi duruyordu ama dimdik duruşundan çelik gibi vücuduna kadar, yaşlılığın getirdiği en ufak bir hantallık bile hissedilmiyordu.

Bu aslında pek de şaşırtıcı değildi. Bu adam, zamanında 499 büyücü öldürmüş eski bir Başmelek’ti. Sol kolunu kaybettiği için zırhtan yapılma yapay bir kol takıyordu ama gerçek yetenekleri her zamanki gibi yerindeydi. O ve Foll, Zagan’ın kalesinde yaşamaya başlayalı zaten bir ay olmuştu.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.

OKUMA YOLCULUĞUN

Bir süredir bizimlesin.

Okuma ilerlemeni kaybetmemek, kütüphaneni oluşturmak ve farklı cihazlarda kaldığın yerden devam etmek için ücretsiz hesabını oluştur.

Hesap oluştur

Okumaya devam etmek için hesap zorunlu değildir.