“Sizinle tanışmak benim için bir onurdur, Başmelek Raphael Hyurandell. Bendeniz Chastille Lillqvist.”
Kilise’nin Kianoides şubesi katedrali.
Zagan ve yanındakiler Başiblis Sarayı’nı keşfettiği sırada Chastille, huzura kabul edilmenin verdiği mahcubiyetle başını eğerek kendini takdim ediyordu.
Melek şövalye yetkileri dondurulduğu için Chastille’in kutsal kılıcını taşımasına veya takdis edilmiş zırhını kuşanmasına izin verilmiyordu. Zagan ve diğerleriyle karşılaştıktan sonra üzerine geçirdiği tören elbisesiyle, şu an sıradan bir genç kızdan farksızdı. Arkasında ise her zamanki gibi üç yardımcısı tek sıra halinde dizilmiş bekliyordu.
Karşısındaki melek şövalye ise, henüz ununu eleyip eleğini asmadığı her halinden belli olan, etrafa dehşet verici bir baskı yayan bir adamdı.
İlk bakışta göze çarpan şey, kaşından yanağına kadar uzanan o derin yara iziydi. Kırlaşmış sarı saçlarını kısa kestirmişti. Derin mavi gözlerinden yayılan o keskin ışık, insanın sadece bakışlarıyla bile can alabileceğini hissettiriyordu. İri cüssesini sımsıkı saran takdis edilmiş zırhı, geniş çene kemiği ve kalemle çizilmiş gibi duran burnuyla birleşince, korkakların onu gördüğü an nefesi kesilir, hatta oracıkta bayılabilirdi.
Sırtında ise devasa bir kılıç, bir kutsal kılıç taşıyordu.
On iki kutsal kılıcın hepsi aynı formdaydı. Yani Chastille’e bahşedilen kutsal kılıçla tıpatıp aynı olmalıydı; fakat bu adamın elinde sanki tek elle kullanılabilecek bir oyuncak gibi duruyordu.
Tarih boyunca tam 499 büyücüye boyun eğdirerek bu alandaki rekoru elinde tutan bu adam, kilisenin gücünün vücut bulmuş haliydi. Başmelek Raphael.
Chastille’in arkasında bekleyen üç melek şövalye, ona bakarken kaskatı kesilmişlerdi.
Ancak Raphael’in etrafında başka hiçbir melek şövalye görünmüyordu.
Bir başmelek... Yanında tek bir eşlikçi bile olmadan mı gelmişti buraya? Kilisenin en büyük vurucu gücü oldukları için başmeleklerin korunması şarttı. Chastille ve diğer başmelekler, bir boyun eğdirme harekatı sırasında en ön safta çarpışırlardı ama her zaman kendilerini kollayan bir manga asker onlara refakat ederdi. Buna rağmen Raphael buraya tek başına gelmişti.
Güçlü olduğu su götürmez bir gerçekti fakat Chastille yine de bu tavrını oldukça fevri bulmuştu.
Raphael, Chastille’i tepeden tırnağa süzdükten sonra, bir kayadaki yarık gibi duran sert bir gülümseme kondurdu yüzüne.
“Demek raporlarda adı geçen o meşhur Kutsal Kılıç Bakiresi sensin, ha? Kilise emirlerine karşı geldiğin için kefaret uykusunda olduğun söyleniyordu ama beklentimin aksine, yüzünde oldukça dirayetli bir ifade var.”
Kilise emirlerine karşı gelmek... Görünüşe göre Zagan’ı koruduğu gerçeği başkalarına sızdırılmamıştı. Bu muhtemelen Kardinal Clavwell’in bir nezaketiydi.
“Bu sözleriniz benim için bir lütuftur,” diye kısık sesle yanıtladı Chastille. Raphael ise hıh diyerek burnundan soludu.
“Bugüne kadar o lanet büyücülerin kaç tanesini doğradın?”
Chastille, sanki ‘Gerçekten ilk sorun bu mu?’ dercesine alt dudağını ısırdı.
“...Bunun övünülecek bir sayı olduğunu düşünmüyorum.”
“Öyle mi...?” dedi Raphael, gözlerini baskıcı bir tavırla kısarken.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.