"Şaka mı bu şimdi, ne bu hal böyle?"
Sessizlik
Masachika, sınıf kapısından içeri adımını atar atmaz pencere kenarındaki o ezici manzarayla karşılaştı ve yüzü gayriihtiyari seğirdi. Hemen yanında duran Alisa da gördükleri karşısında nutku tutulmuş gibiydi. İkisinin de bakışları, Alisa’nın pencere kenarındaki sırasının üzerine yığılmış, rahatlıkla yirmiden fazla olduğu anlaşılan hediye dağına kilitlenmişti. "Hediye dağı gibi görünüyordu" demek daha doğruydu zira bazılarında ne bir paket kâğıdı ne de bir kurdele vardı.
"Hassiktir."
"Zaten gelmiş bile."
"Anlaşılan zamanımız yetmedi."
Bu fısıltılar üzerine ikisinin de bakışları tahta önündeki üç öğrenciye kaydı. Ellerindeki rengarenk tebeşirlerle tahtaya konfetiler, kurdeleler, muhtemelen pasta olduğu tahmin edilen bir şeyler çiziyor ve kocaman harflerle "Doğum Günün Kut..." yazmaya çalışıyorlardı.
"Bir dakika. Bunlar benim için mi?" Alisa, sırasının üzerindeki hediyeleri, tahtadaki çizimleri ve yazıları görünce şaşkınlıkla mırıldandı.
Sınıftakiler, tahta önündeki üç kişi de dahil olmak üzere, hafifçe kıkırdadı.
"Bu sabah sınıfa geldiğimizde sıranın üzerindeki hediyeleri gördük. Hepsinde 'Mutlu Yıllar' yazıyordu. Biz de en azından bir şeyler yapalım dedik ama..."
"Evet... Yetiştiremedik işte..."
Tahta önündeki iki öğrenci durumu açıklamaya çalışırken, üçüncüsü elindeki tebeşiri bırakıp birdenbire alkışlamaya başladı.
"Doğum günün kutlu olsun, Alisa!"
Bu bariz bir şekilde durumu sadece yüksek bir enerjiyle geçiştirme çabası olsa da çok geçmeden diğer sınıf arkadaşları da ona katıldı ve sonunda tüm sınıf alkış tufanına boğuldu.
"Doğum günün kutlu olsun!"
"Tebrikler!"
"Nice yıllara!"
"İyi ki doğdun!"
"Doğum günün kutlu olsun! Gerçi bugün mü doğum günün, ondan da emin değilim ama!"
"Yahu biriniz bile bilmiyor mu gerçekten? Doğum günü iki gün önceydi!" Masachika takılarak araya girdi. Alisa’nın ise o sırada sevinmekle bugün doğum günü olmadığını hatırlatmak arasında kaldığı her halinden belli oluyordu.
"Tebrikler! Geçmiş doğum günün kutlu olsun o zaman!"
"Hiç biliyormuş gibi yapma, Maruyama! Bu numaranı kimse yemez," diyerek alkışı başlatan ve sesini daha da yükselten çocuğa laf attı Masachika. Bu atışma sınıfta gülüşmelere yol açarken alkış sesleri daha da yükseldi, hatta bazıları parmaklarıyla ıslık çalmaya başladı.
"İki gün önceki doğum günün kutlu olsun o zaman!"
"Aynen, iyi ki doğdun!"
"Tebrikler kızım!"
Sınıfta bir anda tebrik yağmuru başlarken ne yapacağını şaşıran Alisa, şaşkın ama yüzündeki o memnuniyeti gizleyemeyen tebessümüyle öylece kalakaldı.
"Teşekkür ederim... Hepinize çok teşekkür ederim..." diye mırıldandı, eliyle ağzını hafifçe kapatarak.
Sınıftakiler bir an nefesini tuttu.
Normalde her zaman soğukkanlı ve mesafeli olan bu olağanüstü güzel kız, şu an utancını gizlemeye çalışıyordu ya, işte bu hali hem kız hem erkek tüm sınıf arkadaşlarının kalbini tam on ikiden vurdu. Alkışlar ve ıslıklar o kadar yükseldi ki koridordaki diğer sınıfların öğrencileri bile gürültüye merak edip kapıdan bakmaya başladı.
"Ne oluyor ya? Bugün onun doğum günü mü?"
"Oha! Şu hediyelerin haline bak."
"Kızın hayran kulübü falan mı var ne...?"
"Neler döndüğünü hiç anlamadım ama doğum günün kutlu olsun!"
"Yahu iki gün önceydi diyorum!"
Sınıftaki coşku iyice tırmanırken Masachika araya girip birkaç espriyle ortamı sakinleştirmeye çalıştı ama arkasında utançtan kıpkırmızı kesilmiş bir Alisa dururken sınıfın durulacağı falan yoktu. Alkışlar ve tebrikler çığ gibi büyümeye, kapıda biriken meraklı kalabalığı daha da içine çekmeye devam ediyordu ki birden sert bir ses duyuldu.
"Neler oluyor burada?"
Gürültüye gelen bir Disiplin Kurulu üyesinin belirmesiyle sınıftaki uğultu biraz olsun dindi. Gelen kişi, Disiplin Kurulu'nun birinci sınıflardaki parlayan yıldızı Sayaka Taniyama’dan başkası değildi. Düz kesim kâküllerinin altındaki gözlükleri parıldıyor, o keskin ve tavizsiz bakışları aşırı heyecanlı öğrencileri anında sindirip ellerini indirmelerine yetiyordu.
"Alisa...? Günaydın. Ne oluyor burada?"
"Selam, Sayaka. İnan ben de tam bilmiyorum... Geldiğimde böyleydi."
Sayaka gözlüğünü burnunun üstüne doğru iterek tahtadaki yazılara ve sıranın üzerindeki hediyelere baktı.
"Bunlar doğum günü hediyesi mi...? Doğum günün iki gün önce değil miydi? Neden şimdi?"
"Muhtemelen okul tatil olduğu içindir. Tahminimce bugün bir iki kişi hediye getirdi, diğerleri de o yığını görünce geri kalmamak için hemen gidip aceleyle bir şeyler aldı... Sonuç da bu işte," diye fikir yürüttü Masachika. Ama sonra birden kaşlarını çattı.
"...Bir dakika. İlk hediyeyi kim bıraktı o zaman?"
Gözlerini tekrar hediye yığınına çevirdi. Her ne kadar bir yığın deseler de bu, anime veya manga dünyasındaki o devasa kutulardan oluşan piramitlere benzemiyordu. Sadece tek bir büyük kutu vardı. Diğerleri ise ince paket kâğıtlarına sarılmış paketler veya avuç içi büyüklüğünde küçük kutulardı. Sıranın üzerine saçılmış halde duran gofretler, meyve suları ve kırtasiye malzemeleri ise besbelli okul kantininden aceleyle kapılmıştı.
"Yani, şu kırtasiye malzemeleriyle içeceklerin bizim sınıftakilerin hediyesi olduğu zaten çok açık."
Masachika’nın bakışları sınıfın üzerinde gezindiğinde, arkadaşları sanki suçüstü yakalanmış gibi mahcupça gülümsediler.
"E yani, öyle eli boş duramazdık."
"Daha düzgün bir şey alamadık diye kötü hissettik aslında ama hiç yoktan iyidir dedik..."
"Ah, sakın öyle düşünmeyin. Ne kadar mutlu olduğumu tahmin bile edemezsiniz. Asıl ben sizin doğum günlerinizi kutlamadığım için kendimi kötü hissediyorum. Çok teşekkür ederim. Ama... Şu konserve tatlı kırmızı fasulye çorbaları gözümden kaçmadı değil..."
Alisa, sıradaki beşten fazla konserve fasulye çorbasına bakarken yüzünde hafifçe şaşkın ve muzip bir ifade belirdi. Sınıftakiler tek bir vücut gibi bakışlarını hemen Masachika’ya çevirdi, sanki tüm suç ondaymış gibi. Bir anda ilgi odağı olmaktan rahatsız olan Masachika, yapmacık bir şekilde öksürerek mırıldandı:
"Şey, neyse, hadi... Şunları bir düzene sokalım... Şimdilik hepsini benim sıraya aktaralım mı?"
Masachika kendi sırasını Alisa’nın sırasının yanına çekti. Sınıftakilerin getirdiği paketlenmemiş atıştırmalıkları, meyve sularını ve kalemleri bir kenara ayırdılar. Geriye, sınıftan birilerinin olmadığı kesin olan, özenle paketlenmiş bir sürü hediye kalmıştı. İkisi de paketleri ellerine alıp arkasını önünü inceledi ama üzerlerinde ne bir kart ne de kimden geldiklerine dair en ufak bir iz vardı. Sadece üzerlerinde "Mutlu Yıllar!!" yazan kurdeleli etiketler yapıştırılmıştı; en azından doğum günü hediyesi oldukları buradan anlaşılıyordu. Gel gelelim...
"Hiçbirinde kimin gönderdiği yazmıyor..."
"Şimdi düşününce, senin doğum gününün ne zaman olduğunu bilen o kadar çok kişi de yok, değil mi? Partiye gelenler dışında kim biliyor olabilir ki?"
"...Hiçbir fikrim yok."
Giriş yerleri belli olmayan, isimsiz gönderilmiş bir yığın gizemli hediye... Hem Masachika hem de Alisa, gittikçe daha da şüpheli görünen bu yığına dokunup dokunmama konusunda kararsız kalmışlardı ki Sayaka sessizliğini bozdu.
"Hmm... Bu iş bana biraz şüpheli gelmeye başladı. Disiplin Kurulu olarak bunlara şimdilik el koymamız gerekiyor."
"Ne? Neden?"
"Çünkü okula dersle alakası olmayan eşyalar getirmek kurallara aykırı ve bu kuralın uygulanması Disiplin Kurulu'nun sorumluluğundadır. Ayrıca..."
Sayaka etrafı kollayarak Alisa ve Masachika’ya doğru bir adım yaklaştı ve sesini kısarak fısıldadı:
"Seçimlerdeki rakiplerinizden birinin hayranları, şansınızı baltalamak için buraya bir şeyler bırakmış olabilir. En iyisi bunları Disiplin Kurulu odasında, hep birlikte açıp incelemek."
Söylediği şey, Masachika’nın kafasında bir şimşek çakmasına neden oldu. Okul festivalindeki o olaydan beri seçimlere bu tarz kirli oyunlar karıştırılmadığı için tamamen rehavete kapılmıştı. Ama Sayaka sonuna kadar haklıydı.
Evet ya... Bu pekala seçimleri baltalamak için hazırlanmış haince bir tuzak olabilir...
Paketlerin içinden iğne veya raptiye çıkması, bazı aşağılık tiplerin yapabileceklerinin yanında devede kulak kalırdı. Ne de olsa bu Seirei Akademisi'nin seçimleriydi, yani burası bir savaş alanıydı. Kutuların içine gizlenmiş, rakiplerinin sırlarını veya zayıf noktalarını ifşa etmek için kullanabilecekleri gizli bir mikrofon ya da kamera yerleştirilmiş olması bile son derece olasıydı.
Yuushou gibi hırslı bir herifin gözünü karartıp böyle bir şeye kalkışmayacağının garantisi yoktu...
Masachika’nın bu düşünceyle yüzü gerildi, ardından Sayaka’ya minnet dolu bir bakış attı.
"Sağ ol, Sayaka. Son zamanlar o kadar sakin geçiyordu ki boş bulunmuşum," dedi kısık bir sesle.
Sonra Alisa’ya dönerek bilerek sınıftaki herkesin duyabileceği bir ses tonuyla konuştu.
"Sayaka’nın dediğini yapsak iyi olacak. Ne olur ne olmaz, senin şu takıntılı hayranlarından biri tuhaf bir şeyler göndermiş olabilir."
"Doğru söylüyorsun. Teşekkürler, Sayaka."
"Rica ederim. Ben hemen çocukları çağırayım."
Sayaka bunu söyler söylemez cebinden bir telsiz çıkardı.
"O elindeki... Telsiz mi?"
Alisa şaşkınlıkla ona bakarken Sayaka çoktan düğmeye basıp konuşmaya başlamıştı bile.
"Ben Taniyama, birinci sınıf. 1-B sınıfına acil üç kişi gelsin. Disiplin Kurulu odasına taşınması gereken yaklaşık on adet şüpheli paket var. Tamam."
Düğmeyi bıraktıktan birkaç saniye sonra telsizin hoparlöründen ardı ardına sesler yükselmeye başladı.
"Ben Fukunaga, birinci sınıf. On saniyeye oradayım. Tamam."
"On saniyeye geleceksen telsizden cevap vermene ne gerek var?"
"Ben Tilki. Bir dakikaya oradayım. Tamam."
"Yahu... Bu çocuğun neden kod adı var?"
"Ben Maesawa, birinci sınıf. İlk dersin ödevini henüz bitirmedim ama geliyorum. Tamam."
"Hayır! Git önce ödevini bitir!"
Masachika kendi kendine söylenmeden edemiyordu ama tek yönlü telsiz olduğu için karşı taraftan kimse onu duymuyordu. Her halükarda, çok geçmeden gelen üç kişilik destek ekibi hediyeleri kapıdan dışarı taşımaya başladı.
Hediyeleri topladıkları sırada Sayaka, Oldukça popüler olmuşsun, diye mırıldandı.
Efendim?
Az önceki doğum günü tebriklerinden bahsediyorum. Eski sen olsaydın, akranların sana böyle rahatça yaklaşamaz, doğum gününü kutlamayı aklından bile geçiremezdi.
Alisa bu mesafeli ama yerinde tespiti bir an düşündükten sonra yavaşça başını salladı.
Evet... Kesinlikle minnettar olmam gereken bir durum. Yani, bugün herkesin doğum günümü kutlaması...
Biraz utansa da yüzünde beliren içten sevinçle, durumun yeni yeni farkına varıyormuş gibi gülümsedi.
...beni gerçekten çok mutlu etti.
Sevindim, diye karşılık verdi Sayaka. Göz ucuyla Alisa’ya bakarken ifadesi her zamanki gibi donuktu. Ardından önüne dönüp ekledi: Ama dikkatli ol. Ne kadar ilgi çeker ve sevilirsen, senden nefret edenlerin sayısı da bir o kadar artar.
...Haklısın. Teşekkürler.
Lafı bile olmaz.
Alisa, Sayaka’nın umursamaz görünen ama son derece haklı olan bu uyarısına yumuşakça gülümsedi. Sonra sanki bir an aklına bir şey gelmiş gibi sordu:
Bu arada Sayaka... Disiplin kurulu üyeleri her zaman yanlarında telsiz mi taşır?
Evet. Ne de olsa acil durum durumları dışında akıllı telefon kullanmak yasak. Ayrıca aynı anda çoklu kişiye talimat vermek gerektiğinde telsiz çok daha kullanışlı oluyor.
Hadi oradan, dedi Masachika lafa girerek. İşin yarısı özel kuvvetçilik oynamak istemenle alakalı. Hem destek çağırmaya ne gerek vardı ki? Bütün bu hediyeleri bir plastik poşete doldurup disiplin kurulu odasına kendimiz de götürebilirdik.
Sayaka, Masachika’nın bu çıkışına tek kaşını kaldırıp gözlerini onun gözlerine dikerek karşılık verdi.
Demek bir başkasının hediyelerini çöp gibi poşete tıkıştırmakta sakınca görmüyorsun? Terbiyen nerede kaldı senin?
Şey, yani... Yine de buradaki herkesten yardım isteyemez miydik?
Ortada en ufak bir tehlike ihtimali bile varken kurul dışından birilerini yardıma çağıramayız.
...Söylediğin her şey mantıklı ama itiraf et: Sırf telsizle oynamak için yaptın bunu, değil mi?
Asla.
Masachika, Sayaka’nın o ciddi ve mesafeli ifadesine dik dik baktı. Sonra sinsice gülümsedi.
Bu arada, senin de bir kod adın var mı?
...! H-hayır, tabii ki yok...
Hı-hı, kesin...
Ne var?
Kekeledin.
Çünkü son derece saçma bir soru sordun. Sayaka öfkeyle homurdanıp arkasını döndü ve sinirli adımlarla disiplin kurulu odasına doğru yürüdü. Ancak herkes hediyeleri uzun masanın üzerine bıraktıktan sonra, az önce kendisini Tilki olarak tanıtan erkek öğrenci, dişlerini göstererek gülüp gözlerini Sayaka’ya çevirdi.
Görev tamamlandı. Başka bir isteğin var mı, Siyah?
Ben de biliyordum!
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.