Tanrıların Arasında Bir Öğleden Sonra

Söylemeye gerek yok belki ama Hashima Itsuki, Fuwa Haruto ve Kani Nayuta’nın kaleme aldığı hikâyelerin tamamı light novel türündeydi.

Bu terim son yıllarda iyice yaygınlaşmış olsa da, üzerine yapılan onca boş tartışmaya rağmen hâlâ somut bir tanımı yok. Çünkü bu eserleri; içeriklerine, paketlenişlerine, yazım tarzlarına, yazarlarına, yayınevlerine, hedef kitlelerine, türlerine veya karakterlerine göre sınıflandırmaya ne zaman kalksanız, kurallara meydan okuyan birkaç örnekle karşılaşmanız işten bile değil.

Light Novel Kulübü serisinin bir bölümünde, kahraman Asaba Misaki, genel olarak bu türe girdiği kabul edilen birkaç kitap örneği gösterip, "Eah, herhalde bunlar light novel sayılır," der. Tıpkı onun gibi, gerçek hayattaki insanlar da ellerinde sağlam bir tanım olmaksızın böylesine muğlak yargılarda bulunmak zorunda kalıyor. Kızcağız elinden geleni yapıyordu aslında.

Biz de Asaba’nın yöntemini deneyelim o halde. Bir light novel, Shogakukan Gagaga Bunko gibi Japonya’nın saygın ve öncü yayınevlerinden çıkan, kapağında genellikle anime veya manga tarzı çizimler barındıran roman türüdür. İşte bu, tembelce ve puslu bir şekilde durumu özetliyor.

Görünen o ki, sadece kitaplar için değil, hemen her ürün için paketleme hayati önem taşıyor. Müşterinin dikkatini çeken ve onu satın almaya iten her şeyden bahsediyoruz; bir kitap söz konusu olduğunda bu; kapak, isim, kuşak yazısı ve arka kapak metnidir.

Bir light novel için tüm bu paketi ayakta tutan en önemli direk, bazı istisnalar dışında, illüstrasyonlardır. Karakterler ne kadar büyüleyici olursa olsun, hikaye kalbinizden yakalayıp sizi bırakmasa bile, eğer kimse kitabı eline almazsa tüm bunlar fark edilmeden kalacaktır.

Sektörde düzgün bir paketleme her zaman yüzde yüz satış garantisi vermez ancak şu bir gerçek ki, iyi bir paketiniz yoksa kimse eserinizi okumaz. Deyim yerindeyse, ringe adımınızı bile atamazsınız. Bu durum sadece light novel dünyasına özgü de değil; ürün geliştirme ile uğraşan herkes eninde sonunda bu gerçekle yüzleşir.

Dolayısıyla Itsuki ve tayfası gibi yazarlar için kitaplarını resimleyen çizerler, bu alandaki varlıklarını sürdürebilmeleri için hayati birer ortaktı. Adeta aralarındaki tanrılar gibiydiler. Ressamların dünyası ise çok tanrılıydı; her şeye gücü yeten yeteneklere sahip Zeus tipleri de vardı, pek güven vermeyen tanrılar da. Bazıları müthiş yetenekli ama istikrarsızdı; hatta yayınevine, yazara ve kitaba aktif olarak zarar veren uğursuz tanrılar bile çıkabiliyordu. Yine de genel olarak, büyük onur ve saygıya layık kutsal varlıklar olarak görülürlerdi.

Itsuki tam da şu an, bu tanrılardan biriyle oyun oynuyordu. Tam karşısında, kotatsu başında oturan Setsuna Ena’ydı bu isim. Muzip, yavru köpeği andıran bir yüzü vardı; bedeni ise Itsuki kadar narin ve zayıftı. Saçları, çoğu mavi olmak üzere üç farklı renge boyanmıştı. Bazılarının Harajuku stili dediği süslü, renkli ve kendine has kıyafetler içindeydi.

Henüz on altı yaşında olmasına rağmen, "Puriketsu" yani "Kıpır Kıpır Popo" mahlasıyla Yeni Dünyanın Genesis Kız Kardeşleri gibi serilerde çalışan, fırtınalar estiren bir çizerdi. Sevimli kızlar çizmekte ustaydı ama asıl yeteneği, tam kıvamında sallanan popolar çizmedeki benzersiz becerisiydi.

Yeni Dünyanın Genesis Kız Kardeşleri serisinin ilk cildi, Itsuki’nin hâlâ en çok baskı yapan eseriydi. Itsuki’nin "Çok Satan Yazarlar Kulübü"ne biletini almasını sağlayan kişinin buradaki Setsuna olduğunu söylemek pek de abartı olmazdı. Ve her nedense, insanlar arasındaki bu tanrı, hem Itsuki’nin işlerini hem de şahsını pek sevmişti; serinin üzerinden çok zaman geçmesine rağmen hâlâ gelip onun evinde takılıyordu.

Itsuki, oyun bittiğinde puanını kontrol edip, "Otuz yedi puan," dedi.

"Hadi be, otuz beşte kaldım. Çok yakındı! Sadece bir koyuna daha ihtiyacım vardı!"

"Ha ha ha! Yetenek dostum, yetenek! Ba ha ha ha!"

Itsuki, kazandığında çekilmez olan tiplerdendi.

Agricola: All Creatures Big and Small adında bir oyun oynuyorlardı. Bu, orijinali iki ila beş kişiyle oynanan Avrupa tarzı masa oyunu Agricola’nın, sadece iki oyuncu için modifiye edilmiş özel bir versiyonuydu. Japonya’da, Agricola ve futari (iki kişi) kelimelerinin birleşimi olan Futaricola takma adıyla ünlenmişti.

Her oyuncu, çiftliklerini kurmak ve hayvan sayılarını artırmakla görevli bir çiftçi çiftin rolünü üstleniyordu. Sekiz turun sonunda kimin çiftliği daha bereketliyse kazanan o oluyordu.

Futaricola’nın atasından temel farkı, içinde şansa dayalı hiçbir unsurun bulunmamasıydı; ne atılacak bir zar ne de desteden çekilecek bir kart vardı. Teknik terimlerle ifade etmek gerekirse; tıpkı Go, satranç veya reversi gibi "iki oyunculu, sıfır toplamlı, mantıksal mükemmel bilgi oyunu"ydu. Şans faktörü içermeyen oyunlar, en çok birbirine denk yeteneklerdeki insanlar arasında oynandığında heyecan verici olurdu. Setsuna ve Itsuki de bu konuda birbirlerine tam uyuyorlardı.

"Valla sizinle Futaricola oynamak harika bir duygu efendim! Bir el daha atalım mı?"

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.

OKUMA YOLCULUĞUN

Bir süredir bizimlesin.

Okuma ilerlemeni kaybetmemek, kütüphaneni oluşturmak ve farklı cihazlarda kaldığın yerden devam etmek için ücretsiz hesabını oluştur.

Hesap oluştur

Okumaya devam etmek için hesap zorunlu değildir.