Motoharu Tsuchimikado ve Aogami Pierce.
Touma Kamijou bu sabahın erken saatlerinde şehirde onlara denk gelmişti. Görünüşe göre sınıf arkadaşlarıydılar; görünüşe göre diyoruz çünkü kendisi hafıza kaybından muzdaripti ve hayatında neredeyse hiç sınıf ortamı görmemişti.
Aslında Kamijou’nun şu an sokaklarda sürttecek vakti yoktu. Yaz tatilinin başından beri ödevlerinin kapağını bile açmamıştı ve bugün günlerden zaten otuz bir ağustostu. Zamana karşı amansız bir yarışın tam ortasındaydı.
Ödevlerin başında tıkanıp kalınca bu işin sabaha kadar süreceğine kanaat getirmiş, markete kahve almaya çıkmıştı. Ne şans ki her zaman içtiği markanın durduğu raf bomboştu. Kendi kendine, posta yoluyla verilen o hediye kuponlarını toplamak için kimin bu kadar kahve stokladığını sorgularken arkasından Aogami ve Tsuchimikado yanaşmıştı. Sınıf arkadaşları kendi ödevlerini çoktan bitirmişti ve yaz tatilinin bu son gününü doyasıya yaşayıp hafızalarına kazımak için yapacak bir şeyler arıyorlardı. Yine de—
“Ah, yaz tatilinin son gününe geldik bile, inanabiliyor musun Kami? Yahu dostum, bu yıl da gökten kucağıma düşen bir kız olmadı, yağmurlu bir günde karton kutu içinde kedi kulaklı bir kız bulamadım, ya da ne bileyim, evimin kapısını açtığımda içeri kurulup kalan sevimli bir beleşçiyle karşılaşmadım! Yani cidden, bu da ne? Bu yaz tek bir olay bile tetiklenmedi. Bu bir roman olsaydı, yazar beni tamamen görmezden gelir ve ‘Öğrenci tatilini sıradan bir şekilde geçirdi,’ deyip geçerdi herhalde!”
Yalancı Kansai aksanıyla geçmişi yad ederek böyle hayıflanan kişi Aogami’ydi...
“Ah, artık ben de bir aşk komedisi yaşamak istiyorum! Okulumuz karma eğitim veriyor işte, kahretsin. Bu dönem beni bekleyen bir aşk komedisi olmak zorunda! Hem de şöyle mantık sınırlarını zorlayan cinsten. Bir şekilde üst sınıflardan alt sınıflara, öğretmenlerden sınıf arkadaşlarına, sınıf başkanlarından çocukluk arkadaşlarına ve hatta yurt müdirelerine kadar her tek kadının erkeklerle sıfır deneyimi olduğu bir senaryo, anladın mı?”
...Geleceğe umutla bakarak kendine has tuhaf üslubuyla konuşan ise Motoharu Tsuchimikado’ydu.
Kamijou, bu akıl dışı beklentiler karşısında elini alnına götürdü.
“Dünyadan şapşallara sesleniyorum. Aciz arkadaşınız Touma Kamijou’nun şu an ödev deryasında boğulduğunu bile bile gerçekten bunu mu yapıyorsunuz? En azından bugünlük yoluma çıkmayın yeter! Aslında dostluğumuzun hatrına bana biraz yardım etseniz fena olmazdı!”
“Hiçbir şey olmaz Kami dostum! Ödevini yapmadıysan Komoe Hoca’yla baş başa özel ders alma şansı yakalarsın işte! Ah, ben ne diye ödevimi yaptım ki sanki? Muhtemelen beni övmesini falan istedim. Desene bu hesap kitap işlerinde senden öğrenecek çok şeyim var, dostum!”
“Hem sana ödevinde yardım etmenin benim aşk komedimle ne alakası var? Ama matematik sorularının cazibesine kapılıp gökten bir kız düşecek olursa seve seve yardım ederim, nya!”
İkisinin de kendisinin bu çaresizliğiyle açıkça eğlendiğini gören Kamijou bıyık altından güldü.
“Nasıl desem... İkinizle de arkadaş olmanın gerçekten hiçbir faydası yok. Dur bir dakika, bu da ne? Gökten düşen kızlar mı? Hava kuvvetlerindeki kadınlardan mı hoşlanıyorsun yani?”
Onun bu haykırışına Tsuchimikado dalgın bir tavırla cevap verdi; bugünlerde gökten düşen kızların zaten insanların balkonlarına takılıp kaldığını söyledi. Kamijou onun neyden bahsettiğini hiç anlamamıştı.
Ne de olsa hafızasını kaybetmişti.
Öte yandan Aogami, tam da kendisinden beklenecek şekilde araya girdi:
“Hah! Ne diyorsun sen Kami? Benim gözüm sadece gökten inen kadın karakterlerde değil; üvey kız kardeşler (abla veya kız kardeş), üvey anneler, üvey kız evlatlar, ikizler, dullar, üst sınıflar, alt sınıflar, sınıf arkadaşları, kadın öğretmenler, çocukluk arkadaşları, sosyetik kızlar; sarışınlar, esmerler, kumrallar, gümüş saçlılar, kısa saçlılar, küt saçlılar, lüle saçlılar, düz saçlılar, çift örgülüler, atkuyruklular, örgülüler, ikili atkuyruklular, dalgalı saçlılar, kıvırcık saçlılar, dik dik saçlılar; denizci üniforması, blazer, spor kıyafeti, judo kıyafeti veya okçuluk kıyafeti giyenler; anaokulu öğretmenleri, hemşireler, hizmetçiler, kadın polisler, tapınak bakireleri, rahibeler, askerler, sekreterler, loliler, shotalar, tsundereler, ponpon kızlar, hostesler, garsonlar, beyazlı gotikler, siyahlı gotikler, Çin elbisesi giyenler, narin yapılılar, albinolar, hayalperestler, kuruntulular, çift kişilikliler, kraliçeler, prensesler; dizüstü çorap, jartiyer, erkek kıyafeti, gözlük takanlar, saçları gözünün önüne düşenler, göz bandı kullananlar, sargı bezleri içindekiler, okul mayosu, tek parça mayo, bikini, askılı mayo veya tuhaf mayolar giyenler; insan dışı varlıklar, hayaletler ve hayvan kızlar da dahil olmak üzere her kadını bağrıma basacak kadar geniş bir vizyona sahibim, tamam mı?”
“Saydıklarından biri kesinlikle kadın bile değildi!”
Kamijou bu uzun listenin ardından bitkin düşmüştü. Tsuchimikado alaycı bir gülümsemeyle sordu:
“Eee Kami, senin vuruş alanına hangi kızlar giriyor peki?”
“...Yurt işleten kadınlar. Vekilleri de olur.”
“Erkek yurdunda kalıyoruz biz! Bizim müdür yaşlı bir herif!”
“Kes sesini! Bunun gerçek hayatta imkansız olduğunu ben de gayet iyi biliyorum! Tek bir çocuğun abla özlemi duyması gibi bir şey işte! Ne diye bunu görmezden gelmedin ki?!”
“Hımm. Demek yönetim işlerindeki kadınlar, öyle mi? Ama sen aslında kız kardeş karakterlerinden hoşlanmıyor musun, nya? Ne dersen de, temelde bu da harika bir şey,” diyerek onayladı gerçek hayatta üvey bir kız kardeşi olan Tsuchimikado.
Ancak Kamijou ve Aogami ona acıyan gözlerle baktılar. Kamijou arkadaşları adına sözcü olarak konuştu:
“Bak, bir dostun olarak, üvey kız kardeşinle ilişkini sağlıklı yürütebilmen için seni uyarım gereken bir konu var.”
“N-neymiş o?”
“Kız kardeşin var ya... Önüne gelen her erkeğe ‘abi’ diyen kızlardan.”
“Sen ne dedin lan piç?!” diye haykırdı Tsuchimikado öfkeden deliye dönerek, ellerini sağa sola savururken. “Bu imkansız! O benden başka hiç kimseye abi demez, nerede, ne zaman, neden veya kim olursa olsun demez, kahretsin!”
“Doğru söylüyor dostum. Dün istasyonun önündeki alışveriş merkezinin bodrum katında ona öğle yemeği ısmarlamıştım, bana resmen ‘Teşekkürler abi!’ dedi.”
“Evet, dün ben de caddede onunla karşılaştığımda ‘Selam abi,’ dedi.”
Gıcııırt. Kamijou, Tsuchimikado’nun dişlerini sıktığını duyar gibi oldu.
“Sizi öldüreceğim... Lanet olsun, siz benim kız kardeşimi benden habersiz nasıl yemeğe çıkarırsınız?!”
Böylece, öfkeden gözü dönmüş bir ağabeyin yumrukları Kamijou ve Aogami’nin üzerine indi.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.