Gürültülü Bir Sabah

Ertesi gün…

Erken bir yaz sabahıydı. Havadaki aura insanı geveşetecek cinstendi. Anne rolünü üstlenen Index gözlerini hafifçe aralayıp ikisinin de gözlerinin altında koyu halkalar oluşmuş, birbiriyle atışan baba oğula baktı.

“Günaydın size. Vay canına, erkek erkeğe dertleştiniz mi? Bütün gece oturup birbirinize hikayeler mi anlattınız? Ne hoş. Sanki okul kampındaymışız ya da geziye çıkmışız gibi.”

Odayı kaplayan o sıkıntılı, neşesiz ve negatif enerji, okul gezisinde erkeklerin gece geç saatlerde anlattığı aşk hikayelerindekini (ki bunların yüzde sekseni şişirme ve yalandan ibaretti) kesinlikle aratmıyordu. Ama hafıza kaybını henüz kimseye açmamış olan Kamijou’nun bunu kavrayacak hali yoktu.

Her halükarda, dünün getirdiği ekstra yorgunluk da eklenince Kamijou tamamen tükenmişti, kıza cevap bile veremedi. Ha… ha-ha, diye düşündü içinden. Kahretsin. Yine de onu korumayı başardım ya. Artık sabah olduğuna göre her şey yoluna girer.

Hemen ardından üzerini çöken ağırlığa yenik düşüp kendini doğruca futona bıraktı.

İçini kaplayan o rahatlatıcı, zafer kazanmış hisle tam uykuya dalmak üzereydi ki…

“Bak işte, Touma uyuyakaldı, bize bakmıyor bile. En azından birbirimize bir sabah selamı vermeliyiz.”

“Aman, ne kadar müşkil bir durum. Bütün gece ne konuştunuz da birden böyle hissetmeye başladın?”

Touya sanki Pamuk Prenses’miş gibi bir uyandırma öpücüğü bekliyor gibiydi.

Çiftin dudakları birbirine değmeden hemen önce Kamijou’nun gözleri çat diye açıldı.

“Huzurlarınızda… Giyotin Aparkatım!!”

Dudakları temas etmeden hemen önce attığı yumruk Touya’yı dosdoğru havaya uçurdu. Kamijou ise sırtüstü tekrar futona devrildi. Çok sert vurmadığını düşünüyordu, bu yüzden Touya büyük ihtimalle kendi uykusuzluğundan yalpalamıştı. Bu sefer kesin tamamdır, diye düşünerek kendini yeniden uykunun kollarına bıraktı.

Ne var ki…

Touya, Kamijou’nun uğraşması gereken tek dişli rakip değildi.

“Ağabeyciğim, abim, biricik abim, sevgili abim, canım abim, lordum abim, abilerin en güzeli, ABCDEFG! Şafak Sökümü Uyandırma Uçan Vücut Saldırısı!!”

İnanılmaz neşeli bir modda olan Mikoto aniden içeri daldı ve bütün ağırlığını Kamijou’nun mide boşluğuna vererek bodoslama bir vücut saldırısı gerçekleştirdi. Kamijou acıyla iki büklüm olup uyandı (toplam uyku süresi: on beş dakika).

“Mgah! Gah, gahagebekobuh! W-wah! Ne oluyor?!”

“Aha-ha-ha-ha-ha!!”

“Tepeme tırmanıp gülmeyi kes! Biri bana mantıklı bir açıklama yapabilir mi acaba?!”

“Tuhaf profesyonel güreş hareketleriyle çalar saat işlevi görmek küçük kız kardeşlerin standart özelliğidir, Kaptan!”

“Kapa çeneni! Şimdi de göze girmeye çalışan şirin karakter rolü mü kesiyorsun?! Buna izin vermeyeceğim! Seni atlama ipiyle bağlayıp spor salonunun deposunda çürümeye terk edeceğim!!”

Derken Index rolünü oynayan Mavi Saçlı, odadaki patırtıyı duyup koştura koştura içeri girdi.

“Aah! Touma, ne kadar eğlenceli uyanıyorsun öyle! Ben de, ben de! Ben de Touma’ya aynısını yapmak istiyorum!”

“Dur bir dakika, ben— Bir saniye bekle dev adam! Senin vücut darbelerin şakaya gelmez!”

“Neden?! Neden beni sürekli dışlamak zorundasınız ki?! Ben de istiyorum, ben de aynısını yapmak istiyorum dediysem kesinlikle yapacağım demektir!”

“Eh, ne? Bekle bir dakika! Özür dilerim! Al, sana iki bin yen vereyim, lütfen beni bağışla, bgah!” Kamijou’nun iç organları öyle bir darbe aldı ki patlayacaklar sandı. “Üh, üh. Öğğ. Uhu-hu. Seni öldüreceğim. O neşeli küçük kafalarınızı yaz karpuzu gibi ortadan ikiye yaracağım!!”

Melek Düşüşü’nün ikinci günü işte böyle bir curcunayla başladı.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.