Karanlık Bir Parkta Sohbet

Kamijou ve yaşlı kadın cadde boyunca yan yana yürüyorlardı.

Sokaklar insan kaynıyordu ama kimse onlara dönüp ikinci kez bakmıyordu. Elinde market torbalarıyla yürüyen bir lise öğrencisi ile koluna palto atmış yaşlı bir kadını gören herkes, onların tamamen zararsız olduğunu düşünürdü.

Kamijou boynunu hiç kıpırdatmadan, göz ucuyla kadına dik dik bakarken, kadın kuru bir şekilde dişlerini göstererek güldü. "Bu kadar gerilmene gerek yok."

Bunu söylemesine rağmen, daha şimdiden çocuğa telefonunu kapatmasını emretmiş ve ne kadar hızlı yürümesi gerektiğine dair kesin talimatlar vermişti. O paltonun altında gizli olan şey her neyse, şakası yoktu. Tam olarak ne olduğunu kestiremiyordu ama burada hata yapma lüksü olmadığı çok açıktı.

Üzerine atlayıp durumu tersine çevirmek, sağlam bir kontratak yapmak için fırsat kollamayı düşündü. Ama sorun şuydu ki, o paltonun altında gerçekten ne olduğunu bilmiyordu. Dikkatsizce bir şey yapıp işleri daha da berbat ederse hiç komik olmazdı.

Kamijou kara kara düşünürken, yaşlı kadın sessizce, "Lütfen doğal davran. Parmağını bile kıpırdatma demiyorum sana," dedi.

"Şey, yine de... Paltonun altındaki şeyi neden ortaya çıkarmıyorsun—?"

"A-hapşu!"

"Oha!"

Kadın aniden hapşırınca Kamijou refleks olarak çığlığı bastı. Yakınlarda yürüyen bir grup öğrenci merakla onlara baktı, sonra yollarına devam etti.

"Sana bir şey olmayacağını söylemiştim. Deminden beri korku içindesin. Neyin var?"

"Asıl sorun o paltonun içinde ne gizlediğin! Şu an tam olarak böğrüme neyi dayıyorsun?!"

"İlahi çocuk. Sorun yok, her şey yolunda. Sadece hapşırdım diye ateş alacak değil ya."

"A-ateş almak mı? Ateş alıyor derken... Gerçekten onlardan biri mi yani?!"

"Ayrıca çok gürültü çıkarır. Gerçi sesini kesmek için üzerine takılı küçük bir aparat var."

Korku içinde titreyen Kamijou, "Bu bayağı büyük bir ipucu oldu!" diye cırladı. Yaşlı kadın ise onun bu feryadını hiç umursamadı.

Kadının refakatinde büyük bir alışveriş bölgesinden geçip ara sokağa saptılar. Kamijou, kendi kaldığı bölge olmasa da öğrenci yurtlarının yoğun olduğu bir yere doğru gittiklerini fark etti. Akademi Şehri'nin yüzde seksenini öğrenciler oluşturduğu için, her köşede böyle yurt bölgelerine rastlamak işten bile değildi.

Nereye gidiyoruz biz böyle?

Eğer tekinsiz, terk edilmiş bir fabrika falan olsaydı, tehlike sinyalleri kafasında son ses çalmaya başlardı. Ama burası hiç de öyle görünmüyordu. Yakındaki bir yurttan gelen akşam yemeği için pişmiş beyaz güveç kokusu ve sanki kaldıkları yurtta evcil hayvana izin verilmiyormuş gibi gizlice sokak kedilerini besleyen ilkokullu kız grubu ortama tamamen huzurlu bir hava katıyordu.

Etrafı gözlemlemekle meşgulken, yaşlı kadın aniden durdu.

"Geldik. Tam burası."

Kamijou ne olduğunu anlayamayarak kadına baktı.

Çocuk parkına gelmişlerdi.

Burası sanki planlı bir parktan ziyade, binalardan arta kalan küçük bir boşluğu değerlendirmek için yapılmış gibiydi. Daracık alana sığdırılmış makul miktarda oyun ekipmanı, bir paket halinde birbirine sıkıştırılmış gibi duruyordu.

Ama neden burası? Boş alanın girişine bakan Kamijou'nun kafası iyice karışmıştı. Burası hiç de özel bir yer değildi. En azından sokak ortasında birinin beline silah dayayıp, yüzünü görmesini bile göze alarak getireceğin türden bir yer hiç değildi.

Yaşlı kadın, paltosunun altındaki şeyi hafifçe dürterek son derece sıradan bir ses tonuyla, "Kusura bakma. Lütfen içeri geç," dedi.

İtaat etmekten başka çaresi yoktu ama kadının bundan ne çıkarı olduğunu hâlâ çözebilmiş değildi.

Kadının talimatıyla parkın köşesindeki bir banka yan yana oturdular.

Kamijou ilk başta kendilerinden başka birinin daha onları beklediğini veya sonra geleceğini düşündü ama durum öyle görünmüyordu.

Biraz öne doğru eğilip elindeki iki market torbasını yere bıraktı. Kadın onu durdurmak için özel bir çaba sarf etmedi. Eğer ayakkabısında ya da başka bir yerinde gizli bir silahı olsaydı, belki bir kontratak şansı olabilirdi ama bir ninja gibi tepeden tırnağa silahlanmış falan değildi.

Yerden bir taş almayı da düşündü ama bunun için de hiç fırsatı olmadı. Yanlış bir hareket yapıp kadını daha da tetiklemek her şeyi mahvedebilirdi.

Şimdilik vazgeçip öylece beklemeye karar verdi.

Kadına dönüp, "Peki, burada ne halt karıştırmaya çalışıyorsun?" diye sordu.

Kadın, katlanmış paltonun altındaki o çok önemli nesneyi hafifçe bastırarak sevimli bir gülümsemeyle, "Aman, yok canım. Düşündüğün kadar önemli bir şey değil," dedi.

"Sadece konuşalım," diye ekledi.

"Konuşalım mı?"

"Evet. Şu anda tüm dünyayı kasıp kavuran o kaos hakkında."

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.