Saklambaç ve Kokular

O aptalı hiçbir yerde bulamıyordu.

Kendi kendine, bu işte bir gariplik var, diye mırıldandı Mikoto. Daha önce zaten geçtiği dar bir sokağa tekrar sapıp sağa sola bakındı, nerede olabileceğini düşündü.

Ayrılalı çok uzun zaman geçtiğini sanmıyordu ama en son karşılaştıkları yerde de yoktu. O noktanın çevresindeki birkaç sokağı aramış olsa da henüz ondan bir iz bulamamıştı.

Belki bir dükkana falan girmişti. Ya da belki toplu taşımaya binip başka bir yere gitmişti?

Sahi, o aptalın yurdu neredeydi ki? Sapığın teki değildi ya, nerede kaldığını nereden bilecekti? Genelde hiç istemedikleri anlarda karşılaşıp dururlardı, bu yüzden şimdi de çok uzakta olamazdı. Yine de biraz daha düşününce, çocuğun nerede yaşadığına dair en ufak bir fikri bile olmadığını fark etti.

Kollarını kavuşturdu. Neyse, şu İchihanaran Festivali meselesi zaten acil değil, bugünlük vazgeçip eve döneyim bari, diye düşündü.

En azından içindeki huzursuzluğu böyle geçiştirmeye çalıştı ama göz ucuyla yan taraftaki sokağı görür görmez içi kıpır kıpır oldu.

Y-yok canım, belki tek bir sokağa daha bakarım, diye karar verdi. Çevrede kontrol etmediği bir yol kalıp kalmadığını görmek için cep telefonundan haritayı açtı. Tam o sırada, evlerine doğru dönen kalabalığın arasında Shirai Kuroko’yu fark etti.

Büyük bir rüzgar sesiyle kendini hemen bir binanın arkasına attı.

Ne? Ne diye gizleniyorum ki ben?

Bu durum Mikoto için bile bir muammaydı ama şu anda o çift kuyruklu alt sınıf öğrencisine yakalanmaması gerektiğini hissetmişti işte. Kız bir ışınlanma kullanıcısıydı, bu yüzden Mikoto bir kez fark edilirse ondan yürüyerek kaçıp kurtulması neredeyse imkansız olurdu.

Seviye dört Shirai, geniş caddede yürürken yanındaki kıza bir şeyler anlatıyordu. Yanındaki kızın kafasında kocaman yapay çiçeklerden bir taç vardı, muhtemelen Yargı teşkilatından Uiharu Kazari’ydi.

Mikoto onların bu tarafa doğru geldiğini hissedince, sığındığı binanın yanındaki dar sokağa daldı. Şimdilik sadece daha da derine, kızlardan olabildiğince uzağa doğru ilerledi.

Sonra birden fark etti:

Nasıl yani? Burada her zaman böyle bir yol var mıydı ki?

Çevresine daha dikkatli baktığında burayı hiç hatırlamadığını fark etti. 7. Okul Bölgesi’nin neredeyse tamamını ezbere bildiğini sanıyordu ama buraya ilk kez geliyordu.

Burası Akademi Şehri’nin sıradan bir yerleşim bölgesiydi. Elbette apartman dairesi ya da tek katlı müstakil evler yoktu, onun yerine öğrenci yurdu blokları dip dibe sıralanmıştı. Gökdelen denecek kadar büyük olmayan, beş ila on katlı dikdörtgen binalarla doluydu her yer. Bir rüzgar türbini pervanesinin hemen altına çöp konteynerleri yerleştirilmişti. Belki de pervanenin dönme hareketi aynı zamanda güvercinleri ve kargaları uzak tutmak için kullanılıyordu.

Tokiwadai Ortaokulu’ndaki tüm yemekler okulun kendisi tarafından hazırlandığından, Mikoto için etraftaki binalardan yükselen akşam yemeği kokuları bir şekilde çok taze ve farklı hissettiriyordu.

Yürümeye devam ederken kendi kendine, neyse, bu kadarı yeter, dedi. Eğer onu burada da göremezsem bugünlük pes edeceğim.

Yerleşim bölgesinin içindeki yürüyüşünü sürdürdü.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.