Güzelliğin Bedeli ve Unutulan Cezalılar

Üzerindeki marka takımı, ters üçgen gözlükleri ve hatta çoraplarına kadar tepeden tırnağa seçkin bir görünüm sergileyen Oyafune Suama, güzel kadınların hayata her zaman bir sıfır önde başladığının bilincindeydi.

Elbette bu gerçeği kavramasının tek sebebi, geçmişte sürekli dışlanmış ve dezavantajlı tarafta kalmış olmasıydı.

Suama’nın teorisine göre, dış görünüşü ne olursa olsun herkes bir dereceye kadar güzelleşebilirdi. "Üst seviye" ya da "üst-orta seviye" bir güzelliği hedeflemek çıtayı çok yükseğe koymak olsa bile, "ortanın üstü" seviyesine ulaşmak gayet mümkündü. Ve eğer o seviyeye çıkabilirse, hayatın sunduğu nimetlerden orada burada yararlanmaya başlayabilirdi.

Güzel insanların her zaman bir önceliği vardı.

Ders anlattığında öğrenciler onu can kulağıyla dinler, meslektaşları ona tepeden bakmazdı; hatta yemekhanede ona yer verenler bile çıkıyordu. Tüm bu ayrıcalıklar; her gün banyoda geçirilen bir saatin, yatmadan önce sürülen yüz losyonlarının, her sabah aksatılmadan yenen düzgün bir kahvaltının, cildini bozmasın diye kontrol altında tuttuğu kilosunun, evden çıkmadan önce makyaj için harcanan bir buçuk saatin ve internet ile dergileri hatmederek oluşturduğu gardırobunun bir mükafatıydı. Hem içini hem dışını sürekli parlatarak elde ettiği bir kazanımdı bu.

Oyafune Suama için okul çıkış saatine doğru makyajının taze duruşunu yitirmesi, hele ki terden dolayı kalemle çizilmiş kaşlarının akmaya başlaması tam bir endişe kaynağıydı. Yine de güzellik, aynı zamanda kişinin tavrı ve yaydığı aura ile de ilgiliydi. Eğer makyajı için çok fazla kaygılanırsa, sergilediği o büyüleyici etkiden ödün vermiş olurdu. Bu yüzden durmadan aynaya bakmak veya sürekli lavaboya taşınmak pek akıl kârı değildi.

Suama yavaşça etrafına bakındı.

Öğretmenler odasındaydı. Bu saatlerde öğretmenlerin çoğu kulüp faaliyetleriyle ilgilenmek üzere dağıldığı için oda tenhalaşmıştı. Kimse yokken belki çaktırmadan kaşlarını kontrol edebilirdi.

“Oh be! Ders notlarını hazırlamak da amma zormuş!”

Hemen yakınındaki masada, ilkokul öğrencisine benzeyen bir öğretmen hummalı bir şekilde çalışıyordu.

Tsukuyomi Komoe.

Önündeki kağıt yığını, bir insanın tek başına altından kalkabileceği türden değildi. Bu minicik öğretmen, her öğrencinin kişisel verilerine dayanarak hazırladığı nokta atışı materyallerle tanınırdı ama görünüşe göre diğer öğretmenlerin işlerini de üzerine yıkmışlardı.

Şu sıralar şehrin asayişinden sorumlu olan Anti-Skill üyeleri toplu halde görevlendirildiği için, ders hazırlıklarıyla uğraşacak vakit bulamıyorlardı. Geriye kalan ve operasyonlara katılmayan öğretmenler de onların yükünü paylaşıyordu.

Suama'nın da üzerinde başkaları için hazırlaması gereken notlar vardı ancak aklı bir yandan da Tsukuyomi Komoe'nin o akılalmaz "minimalizmine" takılıyordu.

“...Bu kadar genç ve pürüzsüz bir cilde sahip olmak için nasıl bir sağlık rutini uyguluyorsunuz? Aslına bakarsanız, matematiksel olarak bu değerler imkansız.”

“Efendim? Ne imkansız? Matematikte iyiyimdir, isterseniz yardımcı olabilirim.”

Şaşkınlık dolu sesini duyan bir metre otuz beş santimlik devasa(!) enerji, pıtır pıtır yanına geliverdi. Suama, bir eğitimci olarak bu ufak tefek kadından öğreneceği birkaç şey olduğunu kabul ediyordu ama yine de onun gerçekten bir ilkokul öğrencisi olmadığından kim, nasıl emin olabilirdi ki?

Tsukuyomi Komoe, sormaya bile gerek duymadan Suama’nın masasındaki kağıtları önüne çekti ve kendi kendine kafa sallayarak incelemeye başladı. “Bu arada Bayan Oyafune, bizim öğrenciler size bir zorluk çıkardı mı? Kusurlarına bakmayın lütfen.”

“Hayır, hayır, hiç de bile.”

“Öyle mi? Bir öğretmenleri olarak Kami ve diğerlerine ben de bir çeki düzen vermek istiyorum. Nerede olduklarını biliyor musunuz? Sınıf dağıldıktan hemen sonra çıkmışlardı. Zaten çoktan eve gitmişlerdir, değil mi?”

Suama, gayriihtiyari duvardaki saate bakarken sesi bir anda yükseldi. “Olamaz!”

Saat altıya geliyordu.

Çocuklara otları temizlemelerini söyleyeli saatler olmuştu.

“Tüh... Çok özür dilerim Bayan Komoe, hemen gidip bakıyorum!”

“Pekala ama neredeler ki?”

Kıdemli meslektaşının sakin sesi arkasında kalırken, Suama çoktan öğretmenler odasından fırlamıştı. Kulüp faaliyetleri de bitmek üzereydi ve etrafta kulübe üye olmayan tek bir öğrenci bile görünmüyordu. Koridorlar loşlaşmış ve boşalmıştı; öğretmenler girişine doğru ilerlerken vaktin ne kadar çok geçtiğini şimdi daha iyi idrak ediyordu.

Gerçi okulda kavga çıkaran o serserilerin o kadar sabırlı olması beklenemezdi. Muhtemelen tek bir ot bile koparmadan çoktan toz olmuşlardır, diye düşündü.

Yine de niyetinde yarım saat sonra yanlarına gidip onları biraz azarladıktan sonra evlerine göndermek vardı; şimdi ise içinde tarif edemediği bir huzursuzluk hissetmeye başlamıştı. Ceza biraz fevri bir karardı, bu yüzden şimdi onlardan özür dilemek de pek kolay olmayacaktı.

Öğretmenler girişine ulaşıp o şık topuklu ayakkabılarını giydikten sonra, hızlı adımlarla spor salonunun arkasına yöneldi.

Ve orada, ters üçgen gözlüklü matematik öğretmeni gördükleri karşısında donup kaldı...

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.