Kanatların Gölgesinde

"Bu da ne böyle?" diye fısıldadı Mikoto, şaşkınlığını gizleyemeyerek.

Marketten aldığı şemsiyenin altında, yağmurun dövdüğü sokağın ortasında öylece kalakalmıştı. Okulların tamamen kapanma saati geçtiğinden mi, yoksa havanın berbatlığından mı bilinmez, etrafta in cin top oynuyordu.

Aslında Kamijou Touma’yı arıyordu. Fakat vakit epey geç olmuş, atıştıran yağmur bardaktan boşanırcasına bir sağanağa dönmüştü. Tam pes etmek üzereyken, şehrin diğer ucundaki bir grup bina aniden tuzla buz olmuş ve gökyüzüne devasa, keskin hatlı, kanadı andıran onlarca şey yükselmişti.

Sıra dışı bir yetenek için bile fazla büyüktü bu. En başta, dünyada böyle bir şeyi başarabilecek bir beceri var mıydı ki?

Üstelik bir an sonra, o kanatlardan elektrik boşalmasını andıran bir enerji yayılmış ve şehrin hemen dışındaki bölgenin bir kısmını haritadan silmişti.

Sadece elektrik boşalmasına benziyordu, gerçekte öyle değildi. Mikoto, Akademi Şehri’nin en yetenekli elektromasterıydı. Onun tahminlerine göre, bu güç kesinlikle elektrik kaynaklı değildi.

Öyleyse neydi bu?

Görüntü elektriğe benzedikçe, ne olduğunu teşhis etmek daha da zorlaşıyordu. Genç kız, hayatı boyunca inandığı bilimsel kuralların burada işlemediğini yavaş yavaş kavramaya başlamıştı.

Shirai Kuroko’yu aramayı denedi ama telefon çalmadı bile.

Yargı merkezini, hatta Anti-Skill birimlerini aramayı denediğinde de sonuç değişmedi.

Kendini korkunç bir yerde yapayalnız bırakılmış gibi hissediyordu. Nedenini bilmediği bir şekilde Akademi Şehri’nin tüm asayiş ve güvenlik mekanizmaları çökmüştü. Şimdi ise karşılarında böyle büyük bir canavar duruyordu. Kendini hiç ummadığı, gerçek dışı bir durumun içinde bulan genç kız, elinde şemsiyesiyle öylece donakalmıştı.

Tam o sırada.

Arkasından gelen birinin, su birikintilerini sıçratan ayak sesleri duyuldu. Adımlar Mikoto’yu geçip doğrudan uzaktaki canavara doğru yöneldi. Sırılsıklam olmuş bir kız, üzerinde yağmurluk bile olmadan deli gibi koşuyordu. Mikoto onu hemen tanıdı. Kamijou’nun yanından hiç ayırmadığı, o bembeyaz rahibe kıyafetli kızdı bu.

"B-bekle! Ne işin var senin burada?! Tehlikenin farkında değil misin?!" Mikoto refleks icabı peşinden koşup kızı kolundan yakaladı.

"Bırak beni!" diye bağırdı Index, arkasına bile bakmadan. "Gitmek zorundayım. Hyouka orada. Nedenini bilmiyorum ama onu durdurmalıyım. Benim arkadaşım o, orada!"

Söyledikleri hiç mantıklı gelmiyordu; belki de durumun vahameti kıza ağır gelmişti. Mikoto onun korkudan histeri krizine girdiğini düşünmeye başlamıştı ki, sokakta bir başka figür daha belirdi.

"Touma!"

Evet, gelen Kamijou Touma’ydı.

Yaklaşık yüz metre ötedeki virajı dönüp onların bulunduğu ana caddeye çıkmıştı. Kızları fark etmişe benzemiyordu. Onun da gözleri sadece gökyüzündeki o devasa kanat yığınına kilitlenmişti.

Aradığı kişiyi nihayet bulan Mikoto tam seslenecekti ki, boğazı düğümlendi.

Çünkü tam o sırada Index, kurtulmak için var gücüyle çırpınmaya başladı. Kolunu Mikoto’nun elinden çekip kurtardı ve sicim gibi yağan yağmura karşı avazı çıktığı kadar haykırdı.

"Hayır, yapma Touma! Yalvarırım Hyouka’yı öldürme!"

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.