“Hamam sırası bende! Hamam sırası bende!” diye şarkı mırıldanıyordu Index. İki eliyle tuttuğu su kovasını taşıyarak Kamijou’nun yanında yürüyordu.
Pijamalarını çıkarmış, sanki hiç hastalanmamış gibi bir çırpıda o çengelli iğnelerle tutturulmuş rahibe kıyafetini geri giymişti.
Nasıl bir büyü kullanmışlardı acaba? Kanlar içindeki kıyafeti şimdi tertemizdi. Üstelik o iğne yastığına dönmüş giysi... Kamijou, bunu çamaşır makinesine atsa beş saniyede paramparça olacağını düşündü. Acaba parçalara ayırıp her birini tek tek mi yıkamıştı?
“Ne o, kokum seni o kadar rahatsız mı etti? Doğruyu söylemek gerekirse, nasıl koktuğun pek de umurumda değil.”
“Yani terli kızlardan mı hoşlanıyorsun?”
“Onu demek istemedim!”
Ritüelin üzerinden üç gün geçmişti. Sonunda rahatça hareket edebilmeye başladığında ilk isteği banyo yapmak olmuştu.
Şunu belirtmekte fayda var; Komoe Hanım’ın apartman dairesi içinde öyle hamam niyetine kullanılacak bir banyo yoktu. Önlerindeki seçenekler ya ev sahibinin dairesindekini ödünç almak ya da apartmanın yakınındaki döküntü halk hamamına gitmekti.
Birkaç gündür başlarına gelen türlü olayların ardından, şimdi genç çocuk ve yol arkadaşı, banyo malzemelerini yüklenmiş sokakta yürüyorlardı.
Japonya’daki bu hamam kültürü acaba hangi yüzyılda başlamıştı? Komoe Hanım gülerek buradaki halk hamamı sistemini anlatmıştı. Hâlâ ikisinin kendi dairesinde kalmasına izin veriyor, hiçbir şey sormuyordu. Kamijou, düşman tarafından yeri tespit edildiği için kendi yurduna dönemiyordu, bu yüzden sığıntı gibi bir hayat sürüyordu.
“Touma, Touma,” dedi Index. Sesi, dişlerini Kamijou’nun pazısına geçirdiği için biraz boğuk çıkıyordu. Kızın bir şeyleri kemirmek gibi kötü bir huyu vardı ve bunu genellikle dikkat çekmek için yapıyordu.
“...Ne var?”
Kamijou bıkkınlığını gizleyemedi. O sabah Index, “Şöyle bir düşününce, senin adını hâlâ bilmediğimi fark ettim!” demişti. Kamijou kendini resmi bir şekilde tanıttığından beri, kız ukala bir tavırla adını yaklaşık altmış bin kez söylemişti.
“Hiç. Bir şey isteyeceğimden değil, sadece adını söylemek eğlenceli geldi.”
Çok dahice bir şey yaptığını düşünerek, hayatında ilk kez eğlence parkına gitmiş bir çocuk gibi gülümsedi.
Index’in ona bu kadar sokulması normal değildi.
Muhtemelen üç gün önceki olayın bir sonucuydu bu. Ancak Kamijou, durumun tadını çıkarmak bir yana, bu kıza daha önce kimsenin tek bir tatlı söz bile söylememiş olduğu gerçeği karşısında karmaşık hislerle boğuşuyordu.
“Komoe’den duydum, Japon hamamlarında kahveli süt olurmuş. Kahveli süt de ne? Cappuccino gibi bir şey mi?”
“...O kadar havalı bir şey değil. Altüstü bir halk hamamı işte,” diye cevap verdi Kamijou. Kızın beklentisini boş yere yükseltmeseydi bari diye içinden geçirdi.
“Hmm... Ama kocaman bir hamam senin için biraz şaşırtıcı olabilir. İngiltere’de herkesin otellerdeki gibi daracık banyoları yok mu?”
“Hmm? Bilmem, orasını pek hatırlamıyorum.” Index, gerçekten hiçbir fikri yokmuş gibi kafasını hafifçe yana eğdi.
“Kendimi bildim bileli Japonya’daydım. Oradaki işlerin nasıl yürüdüğünü pek bilmiyorum.”
“...Yahu. Japoncayı neden bu kadar akıcı konuştuğuna şaşmamalı. Çocukluğundan beri buradaysan, zaten neredeyse Japon sayılır mısın?”
Eğer durum buysa, İngiltere’deki bir kiliseye sığınmak için kaçtığı gerçeği biraz havada kalıyordu. Kamijou onun kesinlikle daha önce yaşadığı yere geri dönmeye çalıştığını düşünmüştü ama kız aslında hiç görmediği yabancı bir ülkeye gitmeye çalışıyordu.
“Ah hayır, öyle demek istemedim.”
Index, gümüş rengi saçlarını iki yana sallayarak durumu netleştirmek istedi.
“Söylentiye göre Londra’da, Aziz George Katedrali’nde doğup büyümüşüm. Buraya ise yaklaşık bir yıl önce gelmişim.”
“Söylentiye göre mi?”
Kamijou bu belirsizlik karşısında kaşlarını çatmadan edemedi.
“Evet, çünkü bir yıl öncesine dair hiçbir şey hatırlamıyorum.”
Index gülümsedi.
Yine atlıkarıncaya ilk kez binen bir kızın yüzündeki o ifade vardı.
Gülüşü kusursuzdu ama Kamijou yine de bu gülüşün ardındaki hayal kırıklığını ve acıyı sezebiliyordu.
“Gözlerimi ilk açtığımda bir ara sokaktaydım. Kendime dair hiçbir şey bilmiyordum. Sadece kaçmam gerektiğini biliyordum. Bir önceki akşam ne yediğimi hatırlamasam da kafamın içinde büyücüler, Index ve Necessarius gibi kelimeler uçuşuyordu. Çok korkmuştum...”
“...Yani hafızanı neden kaybettiğini bilmiyor musun?”
“Hayır,” diye cevap verdi. Kamijou psikolojiden anlamazdı ama oyunlarda ve televizyon dizilerindeki hafıza kaybı vakaları neredeyse her zaman iki nedene dayanırdı.
Ya kafasına darbe almıştı ya da beyni, kaldıramayacağı kadar ağır olan anılarını kilitlemişti.
Kahretsin... Kamijou gecenin karanlığına doğru elinde olmadan söylendi. Ona bunu reva gören büyücülere karşı içi öfkeyle dolmuştu; öte yandan, elinden hiçbir şey gelmediği için kendi çaresizliğini derinden hissediyordu.
Index’in neden özellikle onu korumaya çalıştığını ve ona bu kadar bağlandığını şimdi anlıyordu. Dünyanın ortasına hiç bilmediği, tanımadığı bir şekilde fırlatılmıştı ve karşısına çıkan ilk insan Kamijou olmuştu.
Bunun sevinilecek bir durum olduğunu düşünmüyordu.
Nedenini bilmese de bu tür bir cevap onu hemen germişti.
“Ha? Touma, kızdın mı yoksa?”
“Kızmadım,” diye yalan söyledi Kamijou, irkilerek.
“Seni kırdıysam üzgünüm o zaman. Touma, neden kızgınsın ki? Ergenlik yüzünden mi?”
“...Vay canına, çocuk gibi bir vücudu olan birinden ergenlik lafı duymayı hiç istemezdim.”
“Mgh. Ne dedin sen? Kızgın gibisin. Yoksa beni şaşırtmak için kızmış gibi mi davranıyorsun? Touma’nın bu yönünü pek sevmedim.”
“Bir dakika, zaten beni en başta da sevmiyordun, bırak şimdi bu ayakları. Burada romantik bir komedi yaşanmasını falan beklemiyorum.”
“...”
“Şey, ne oldu? Neden bana öyle masum masum bakıyorsun, prenses hanım?”
“...”
Durumu şakaya vurmaya çalıştı ama Index oralı bile olmadı.
Garip. Bir tuhaflık vardı. Index neden kollarını göğsünde kavuşturmuştu? Neden gözleri dolmuş, kırılmış gibi bakıyordu? Ve neden alt dudağını öyle ısırıyordu?
“Touma.”
“Efendim?” Kamijou adını yine duyunca cevap verdi.
İçini kötü bir his kapladı.
“Senden nefret ediyorum.”
Anlık bir sessizliğin ardından, hayatında nadiren karşılaşacağı bir deneyim yaşadı; kız, kafasının tepesini tek seferde ham diye ısırdı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.