Akvaryum gezisini bitirdikten sonra restoranda hafif bir şeyler atıştırıp arabaya döndük. Saat ikiydi.
"Şimdi Kouri Adası'na gidiyoruz, değil mi?" diye sordu Runa.
"Evet..."
Planımız akvaryumdan sonra Kouri Adası'na geçmekti. Arabayla kırk dakikalık bir mesafedeydi. Ada, yaklaşık iki kilometre uzunluğundaki Kouri Ohashi Köprüsü'nün hemen arkasında kalıyordu. Gezi rehberinde köprünün simge bir yapı olduğu, suyun üstünden geçen harika bir manzara sunduğu yazıyordu.
"Hah, görünmeye başladı işte."
Trafiğe takılmadığımız için navigasyonun söylediği sürede Kouri Ohashi Köprüsü'nü görebileceğimiz bir noktaya vardık.
"Çok güzel..." dedi Runa.
İki yanımızı saran deniz manzarası eşliğinde araba sürmenin verdiği o ferahlatıcı his, bana daha önce Nisshi'nin bizi götürdüğü Aqua Line yolunu hatırlattı. Ancak Okinawa'daki denizi özel kılan şey, o büyüleyici kobalt mavisiydi.
"İnanılmaz bir şey bu!" Runa'nın sesindeki coşkuya rağmen, camdan dışarı bakarken zihni başka bir yerde gibiydi.
Birkaç dakika sonra bu seyir yolunun sonuna geldik ve Kouri Adası'na ayak bastık.
"Eee, ne yapmak istersin?" diye sordum.
"Ha?"
"Buralarda gitmek istediğin bir yer var mı?"
Anlaşılan bu adada tam da Runa'nın seveceği türden kafeler vardı. Ayrıca kalp şeklindeki kayalarıyla ünlü, adanın "aşk adası" olarak anılmasını sağlayan bir plaj da bulunuyordu.
"Şey..." Runa bir an durup düşündü, sonra başını iki yana salladı. "Yok, istemem."
"Anladım, tamam..." Direksiyonu tutan ellerimi birkaç kez düzelttim; terden avuçlarım kayıyordu. "O zaman... Etrafında şöyle bir tur atıp otele dönelim mi?"
Runa hafifçe kızardı, cılız bir şekilde başını salladı. "Olur..."
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.