Kızlar Koğuşunda Aşk Fısıltıları

“Senpai tek kelimeyle harikaydı! Kaybolduğumu duyduğunda sırf beni merak ettiği için ta Kyoto’ya kadar gelmiş! Öğretmen çok kızdı ama zerre umurumda değil, sonuçta onu görebildim ya!”

O akşam ışıklar söndükten sonra Nicole, odadaki futonun içinde bir sağa bir sola dönüyor, çarşaflara sıkı sıkı sarılıyordu.

“Ahh, keşke onunla daha fazla vakit geçirebilseydiiiiim!”

Nicole’ün hemen yanındaki futonda uzanan Runa, arkadaşını gülümseyerek izliyordu. “Yarın yine görüşeceksiniz, değil mi? Kyoto’da kalması ne iyi oldu.”

“Ama şimdiden özledim onu...”

Karşı taraftaki futonda yatan Akari başını kaldırdı. “Bakıyorum da artık tamamen aşk meşk işlerine daldın! Ne kadar güzel... Ben de bir erkek arkadaş istiyorum!”

Nicole şaşırmış gibi yaptı. “Hadi canım, senden bunu duymak şaşırtıcı.”

“Hem de nasıl,” diye ekledi Runa.

“O zaman biraz aşk dedikodusu yapalım.”

Odadaki futonlar ikişerli gruplar halinde yan yana dizilmişti. Nicole’ün komutuyla kızların hepsi yüzüstü dönüp birbirlerine yaklaştılar.

“Yani, grupta bir tek ben kaldım. Sevgilisi olmayan tek kişi benim. Dürüst olmak gerekirse hepinizin sevgilisiyle böyle vıcık vıcık olmasını kıskanıyorum.”

Akari’nin yanındaki Maria mahcup bir sesle, “Benim de sevgilim yok,” dedi.

“İstersen yarın bir tane bulursun Mia!” diye karşılık verdi Akari. “Standartların mı çok yüksek acaba? İlla çok uzun boylu ve yakışıklı mı olması lazım? Kusursuz bir süper kahraman falan mı arıyorsun?”

Maria belli belirsiz bir gülümsemeyle, “Hiç de bile,” dedi. “Daha düne kadar sevdiğim çocuk... Bayağı sıradan biriydi.” Gülümsemesi yerini buruk bir özleme bıraktı. “Ama bir sevgilisi vardı.”

Runa’nın yüzü bu sözlerle aniden asıldı ama Akari bunu fark etmedi.

“Eee? Ne olmuş yani? Eminim istersen onu kızın elinden çekip alabilirdin. Senin gibi kızlardan her erkek hoşlanır,” dedi Akari.

Maria yine gülümsedi ve başını iki yana salladı. “Hayır, beni reddetti. Sevgilisine çok değer veriyordu.”

“Vay canına, ciddi misin?”

“Ama her şey bittikten sonra bir şeyi fark ettim: Ben sevgilisine bu kadar değer veren birine aşık olmuştum.” Maria kelimeleri seçerek, ağır ağır konuşurken Runa’nın yüzünde acı dolu bir ifade belirdi. “O kızı kıskanıyordum. Çocuğun onu sevme şekline hayran kalmıştım, birinin beni de öyle sevmesini dilemiştim... Farkına varmadan ona her geçen gün daha çok bağlandım. Ama bu pek de sağlıklı bir ilişki sayılmaz, değil mi?” diye sordu Maria. Sesinde en ufak bir rol yapma veya güçlü görünme çabası yoktu. “Bu yüzden, bir dahaki sefere... Gerçek bir aşk istiyorum. Sadece benim ve erkek arkadaşımın arasında olan bir aşk.”

Runa bu sözler üzerine gülümsedi.

Nicole ise derin düşüncelere dalmış gibiydi. “Acaba gerçek aşk nedir?” diye mırıldandı.

Akari sordu: “Nikki, sen senpaiye nasıl aşık olmuştun, anlatsana?”

“Ben mi? Masa tenisi kulübüne katılıp herkesle ilk tanıştığımda, tip olarak tarzım olduğunu düşünmüştüm. Sohbeti çok eğlenceliydi, frekansımız da tutunca zamanla ona daha çok aşık oldum...”

“Vay be, harika! Kader ortağı dedikleri şey bu olsa gerek!”

“Ben de öyle umuyorum.”

“Of, çok kıskandım!” Akari sesindeki imrenmeyi gizleme gereği duymuyordu. “Ah, nerede benim kader ortağım?!”

Runa araya girdi: “Peki ya Ijichi-kun?”

Akari’nin yüz ifadesi anlık bir hızla daldan dala kondu. “Yok artık, asla olmaz! Gidip ona itirafta bulunmamın imkanı yok, uzaktan izlemek yetiyor bana! Yani, hayranlıkla aşk arasında fark var, biliyorsun değil mi?”

“Peki ya sen böyle beklerken Ijichi-kun başka bir kızla çıkmaya başlarsa?”

“Buna hiiiç katlanamam! Onun başkasına ait olmasına izin veremem!”

“O zaman tek seçeneğin var, onunla sevgili olmak,” dedi Nicole. “Düşününce tipi o kadar da kötü değil, boyu da uzun. Tamam, belki inek olduğu için kızlar bir süre ondan uzak durur ama eninde sonunda birisi kapar onu.”

“Bu da ne? Dayanamam buna... Sırf bunu düşünmek bile beni öldürebilir!”

“O zaman bir şeyler yap artık.”

“Yapamaaam! Ben kesinlikle onun kader ortağı falan değilim...”

Akari yüzünü yastığa gömüp ayaklarını hırsla futona vurdu.

“Zaten bu 'kader ortaklığı' dediğimiz şey en baştan mı belli oluyor?” diye sordu Runa. “Belki de her şey 'şirin biriymiş' diyerek başlar, sonra ikiniz birbiriniz için yaratıldığınıza karar verir ve bu duyguları beraber büyütürsünüz... Belki başta çatışırsınız, işler pek yolunda gitmez ama sonunda... Bence gerçek aşk budur. Birbirinize yavaş yavaş yaklaşıp zamanla birbirinizin kader ortağına dönüşürsünüz.”

Runa’nın o utangaç ve mutlu gülümsemesini gören Nicole ile Akari bakıştılar.

“Yani... Sadece kendi harika aşk hayatından bahsediyorsun, değil mi?” dedi Nicole.

Akari de ekledi: “İşte bu yüzden sevgilisi olan kızlardan nefret ediyorum!!!”

“Hey, Akari-chan, bir süredir sesin çok çıkıyor. Öğretmen gelecek şimdi.”

Maria’nın uyarısıyla Akari, o ana kadar sessiz olmaları gerektiğini tamamen unutmuş gibi hemen elleriyle ağzını kapattı. Kimsenin gelmediğinden emin olduğunda yüzünde bir rahatlama belirdi.

Bu odadaki sohbetin yakın zamanda biteceği yoktu.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.