İlkokuldayken kendi hikayelerini yazmaya başlayan benim için, bir gün roman yazarı olmak ulaşılması imkansız bir hayaldi. Okumayı ve yazmayı her ne kadar sevsem de, nedense bunun bir meslek olabileceği hiç aklıma gelmemişti. Belki de bu benim için astronotluk veya beyzbol oyunculuğuyla (bugünlerde muhtemelen YouTuberlıktır) aynı kategorideydi.
O zamanlar, hayal meyal bir araştırmacı olmayı istiyordum.
Doğada vakit geçirmeyi, resimli rehberleri okumayı ve müzelere gitmeyi çok severdim. Ağaçların, böceklerin, taşların her birinin kendine has türleri ve kuralları olması; bu kuralların ise zeki yetişkinler tarafından araştırılıp düzenlenmesi, hatta bir işe yaraması... Çocukluktaki ben için tüm bunlar bir tür ilgi alanıydı herhalde.
Somut anılarımın çoğu silinmiş olsa da, ilkokuldayken öğle aralarında fen laboratuvarına koştuğum günleri nedense çok net hatırlıyorum. Gözlüklü, yaşlıca bir beyefendi olan fen bilgisi öğretmenimizin yüzü gözümün önünde ama ismini bir türlü çıkaramıyorum. Öğle aralarında meraklı öğrencilere ders kitabını sırayla okutur, okuma bittince de ödül niyetine turnusol kağıdı veya medaka balığı yumurtası gibi küçük şeyler dağıtırdı. Aslında metin okumaya pek meraklı değildim, sırf o ödülleri alabilmek için giderdim. Aldığım o turnusol kağıtlarıyla etrafımdaki tüm sıvıların pH değerini ölçer; yumurtadan çıkan balıkları ise nesiller boyu besler büyütürdüm. Şimdi düşününce, bu yapılanlar prosedürlere ne kadar uygundu emin değilim ama o öğretmen olmasaydı bugünkü ben bambaşka biri olurdum.
Ortaokula geçtiğimde bilim kulübüne girdim. Adı bilim kulübüydü ama aslında bir biyoloji kulübüydü. Okul ortaokul ve lise birleşik olduğu için lise bölümündeki biyoloji kulübüyle beraber faaliyet yürütürdük. Aynı zamanda judo kulübüne de üye olduğum için bilim kulübüne pek sık gidemezdim. Yine de tatil günlerinde Tama Nehri'ne sucul böcekleri incelemeye gider ya da geceleri Takao Dağı'nda uçan sincapları gözlemlerdik. Bu etkinlikler sayesinde öğretmenlerimden ve üst dönemlerimden saha araştırmasının keyfini öğrendim.
Bu yolun devamında lisede biyoloji derslerini seçtim, üniversitede ise fen fakültesinin biyoloji bölümüne girdim. Popüler olan biyoteknoloji yerine sadece biyolojinin kendisini öğrenmek istiyordum. Bu yüzden bitki ekolojisi üzerine derinlemesine çalışabileceğim bir laboratuvar seçtim. Bu süreçte devasa lensli bir kamerayla Ishigaki Adası'na gidip yaban kuşlarını fotoğrafladım, bir botanik bahçesinde iki ay konaklayıp Japon geyiklerini araştırdım. O dönem, canlılara ve bilime olan tutkumun içinde kaybolduğum bir zamandı.
Bilim, gerçek dünya sahnesinde oynanan bir bulmaca oyunudur. Kendi çözdüğün bir gerçeği, herkesin anlayabileceği bir formda aktarmak gerçekten muazzam keyifli bir uğraş.
Ancak geçmişimden bu kadar bahsettiğim için kusura bakmayın. Aslında ben araştırmacı yolunu seçmedim. Akademik dünya dikenli bir yol ve ben kendi yeteneğimle oradan ekmek yiyemeyeceğimi hissettim. Öte yandan yazma tutkum hala içimdeydi. Üniversite mezuniyeti sonrası araştırmacı olarak debelenmektense, bilimin anlamını ve eğlencesini aktaracak işlerde çalışmanın bana daha uygun olduğunu düşündüm. Bu yüzden doğa bilimleriyle ilgili bir medya şirketine girdim. Fakat tam o sıralarda, üniversite yıllarımda gönderdiğim bir romanla Dengeki Roman Ödülleri'nde Altın Ödül kazandım. O günden beri de bir roman yazarı olarak hayatıma devam ediyorum.
Tüm bunları anlatma sebebim aslında şu (biraz gevezelik ettim, kusura bakmayın); bu kitap, şu an en çok çıkarmak istediğim eserimdi.
Ruhumun derinliklerinde, o büyük devlerden miras kalan küçük bir ateş hala yanıyor.
İlkokulda gizlice bana deney malzemeleri veren öğretmenim, ortaokulda hem bilim hem de judo kulübüne rehberlik eden o değerli hocam, üniversitede beni biyolojinin en uç sınırlarıyla tanıştıran profesörlerim ve iş hayatına atıldıktan sonra araştırmalarım için bana cömertçe yardım eden Aomori'deki araştırmacılar... Sayısız öğretmenim bu ateşi yaktı. Bu ateş hala içimde yanmaya devam ediyor ve sönmesine izin vermeye niyetim yok.
Çünkü onlara olan borcumu henüz ödeyebilmiş değilim. Çok eskiden beri bilimin, biyolojinin ve ekolojinin Karizmasını kendi yöntemlerimle nasıl aktarabileceğimi düşünür dururdum. Hayatını roman yazarak kazanan bir yazar olarak, nihayet bu tutkuyu kendi eserime yansıtabilme şansı buldum.
Elbette bu roman çok ciddi bir eser değil (hatta tam tersi denebilir), bu yüzden kendinizi kasmaya gerek yok. Sadece bir hikaye olarak tadını çıkarabilirseniz ne mutlu bana. Ama eğer mümkünse, betimlediğim o bilimsel güzelliğin, birilerinin kalbindeki ateşin büyümesine ufak da olsa yardım etmesini umuyorum.
Son olarak teşekkürlerimi sunmak isterim.
Öncelikle bu kitabı okuyan tüm okurlara teşekkür ederim. Aranızda muhtemelen daha önce yazdığım "Domuz Ciğerini Isıtıp Öyle Yiyin" serisini okuyanlar da vardır. (Uzun zaman oldu!) Sizlerin sayesinde yazmaya devam edebiliyorum. Hepinize minnettarım.
Ayrıca "Domuz Ciğeri"nden beri editörlüğümü yapan Anan-sensei ve Motoyama-sensei... Kendi istediğim şeyleri yazarken bazen ipin ucunu kaçırabiliyorum, verdiğiniz tavsiyeler için teşekkürler.
Yine aynı seriden beri birlikte çalıştığım illüstratör Tosaka-sensei... Kılıç ve büyü dünyasından bu modern sahneye yüz seksen derecelik bir dönüş yaptık ama çizimleriniz her zamanki gibi harika. Sizinle çalışmak benim için bir onur.
Tavsiye yazıları yazan Aosaki Yugo-sensei, Kono Yutaka-sensei ve Konno Tenryu-sensei... Bu bir hafif roman olsa da, polisiye ve edebiyat dünyasında aktif olan siz değerli isimlerin övgülerini almak bana büyük motivasyon verdi.
Ve bu kitabın basım ve dağıtım sürecinde emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.
Madem kitabın adında 1 rakamı var, bu demektir ki niyetim bunu bir seriye dönüştürmek. Eğer δ ve γ'nın Fen Fakültesi Notları devam ederse, lütfen bu seriye Fen Fakültesi serisi deyin. İnternette hakkımdaki yorumları takip ediyor olacağım, bu yüzden mümkünse bol bol görüşlerinizi paylaşın. Tabii yayınevine göndereceğiniz mektupları da büyük bir keyifle okuyacağım!
İkinci ciltte temel olarak biyoloji kulübü üyelerinin altın hafta tatilinde yaşadıkları yer alacak. Kulüp faaliyeti olarak ilk görevleri bir yatılı saha araştırması olacak. Ekip, bir Tapınak çevresinde anlatılan Tengu efsanesini hep birlikte çözmeye çalışacak. (Tabii ki bilimsel yöntemlerle!)
O halde, ikinci ciltte görüşmek üzere!
Ekim 2024 - Sakai Takuma
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.