Yarım Kalan Tatlar ve Sahte Alkışlar

"Ondan gerçekten tiksiniyorum."

Clarice’in annesinin bu sözleri adeta tükürerek söylediği anı hatırladım.

Kadın kocasını henüz çok gençken kaybetmişti. Dünyaya getirdiği çocuk evin koruyucusu ve hamisi haline gelmiş olsa da, aslında onun için tam bir yabancıydı.

Bana bu evdeki her şeyin ona ürpertici geldiğini anlatmıştı.

"Ama aynı zamanda, onu anlamak istiyorum gibi hissediyorum."

O öğleden sonra...

...bana her şeyi anlatmıştı.

Etrafının tuhaf insanlarla sarılı olduğunu, hatta öz kızının bile bir garibe dönüştüğünü hissediyor olmalıydı. Gerçekten konuşabileceği kimsesi yoktu, dertleşecek birini bulma şansı da kalmamıştı. Düşüncelerini her kelimesinin anlamını tartıyormuş gibi yavaş yavaş, parça parça bana aktardı.

"Hilal Cadısı Clarice’i asla affedemem. Ama biliyor musun, çok tuhaf. İçindeki kişinin başka biri olduğu söylense de gülüşü tıpkı kocasınınki gibi. Benim için tamamen bir yabancı ama yemek yerkenki hareketleri, tavırları tıpkı kocam. Muhtemelen sadece bir tesadüf ama onda o özellikleri görünce mutlu oluyorum. Kızımın bedenini ödünç almış bambaşka biri olduğunu bilsem de elimde değil. Karşımdakinin aslında kızım olmadığının tamamen farkında olmama rağmen böyle hissediyorum."

Gözyaşları yanaklarından süzülerek sicim gibi boşaldı.

Clarice ilk kez ayağa kalktığında ne kadar mutlu olduğunu, neredeyse sevinçten ağlayacağını anlattı. Ancak günler geçtikçe Clarice annesinden kopmuş, bağımsızlığını ilan etmişti.

Tek kelime etmeden büyümüş, daha doğrusu asıl Clarice’e geri dönmüştü denilse daha doğru olurdu.

Annesinin günleri kederle doluydu. Ne zaman bir öneride bulunsa Clarice’in buz gibi itirazıyla geri çevriliyordu. Şehre indiğinde ise tek bulduğu boş lakırdılar ve yersiz kıskançlık dolu bakışlardı.

Eve döndüğünde ise kızının derisine bürünmüş bir yabancıyla karşılaşıyordu.

Yine de bu, hayatındaki her şeyin berbat olduğu anlamına gelmiyordu.

"O kız, her yıl doğum günümde bana çiçek alırdı. Kocamın sevdiği çiçeklerden... Bunları nereden bildiğini sorduğumda, kocamın eski arkadaşlarına gidip soruşturduğunu söylerdi."

Anılarının derinliklerinde gezinirken, hâlâ ağlıyor olmasına rağmen gülümsedi. "Odamda pinekleyip durduğum zamanlarda sıkılmayayım diye ta uzak ülkelerden kitaplar getirirdi. Son zamanlarda pek yemek yapmıyorum ama ne zaman canım istese de mutfağa girip bir şeyler pişirmeye başlasam, o kızın gözlerinin içi gülüyor. Kendi yemekleri benimkilerden çok daha güzel olsa bile..."

Bana tüm bu hareketlerin Clarice’in çocuksu yanları olduğunu, bu yüzünü şehirdeki insanlara asla göstermediğini anlattı.

O gülen yüzün ardındaki kişinin bir yabancı olduğunu bilmesine rağmen, "O küçük hareketlerin her biri beni öyle mutlu ediyordu ki... Tam bir budala gibi görünüyor olmalıyım," dedi.

"......"

Ona verecek bir cevap bulamadığım için sessizlik içinde sadece dik dik bakmakla yetindim.

Onlarınki çarpık bir ebeveyn-çocuk ilişkisiydi; kadının hayalini kurduğu o ideal tablodan fersah fersah uzaktı. Yine de aralarında kan bağı vardı; birbirlerine yabancı olsalar da aynı zamanda anne ve çocuktular.

"O günler ızdırap doluydu ama şimdilerde fark ediyorum ki, içinde bir sürü küçük mutluluk da barınıyormuş."

İnsan hayatı asla mükemmel değildir; her ömür sayısız başarısızlık ve hayal kırıklığıyla bezelidir. Kadının da şu ana kadarki yaşamında bu gerçeği acı bir şekilde kavradığına emindim.

Buna rağmen, "Eminim önümde hâlâ bir sürü tatsızlık var, geleceğim dayanamayacağım kadar acı dolu şeylerle geçecek. Ama yine de o kızla bir ortak nokta bulmaya çalışmak istiyorum. Çünkü şu an sahip olduğu tek anne benim," dedi.

Kıza gerçekten yakınlaşabilecek tek kişinin kendisi olduğundan emin olduğunu da sözlerine ekledi.

Hayatı rayından çıkmış halde uzun süredir yaşayan Clarice’in annesi, bunları söylerken bana gülümsedi.

"Bunca zaman onu reddetmişken, şimdi böyle bir şeyi yemem tuhaf kaçar mı acaba?"

Bakışlarını dün geceden kalan yahniye çevirdi. Clarice’in yaptığı yemekti bu. Gitmeden önce annesi için biraz ayırmıştı.

Başımı iki yana sallayarak, "Bence bu onu çok mutlu edecektir," diye cevap verdim.

Kadın verdiğim cevabı duyunca belirgin bir rahatlama ile başını salladı ve elindeki kaşığı ağzına götürdü.

Hayatın o küçük sevinçlerinden birinin tadına baktı.


"Annem başıboş ölüler tarafından katledildi. Kendi zayıflığım yüzünden kendimi asla affetmeyeceğim."

Ertesi öğleden sonra, Hilal Şirketi binasının önünde büyük bir kalabalık toplanmıştı. Binanın dördüncü katı yerle bir olmuştu. Gece yaşanan arbedeyi ve sonrasındaki tüm detayları duyan halk, Clarice’in annesinin ölümü için yas tutuyor, gözyaşları sel olup akıyordu.

Sanki kendi anneleri ölmüş gibi ağlıyorlardı.

"Leydi Clarice! Lütfen üzülmeyin!"

"Biz sizin yanınızdayız!"

"Daima arkanızda olacağız!"

"Yaşasın Leydi Clarice!"

"Yaşasın!"

Etrafı akıl tutulması yaşayan destekçileriyle sarılmıştı.

"Herkes... Teşekkür ederim." Clarice elini göğsüne koyarak yüzüne bir gülümseme yerleştirdi. "Lütfen, hepiniz... Bana bir kez daha inanmanızı ve yolumdan gelmenizi rica ediyorum. Söz veriyorum, bir daha kimse annemle aynı kaderi paylaşmayacak."

Halkın bu genç kadını nasıl gördüğünü merak ediyordum. Gerçekten de usta bir oyuncuydu.

Acaba onlara göre, annesi yeni ölmüş olmasına rağmen metanetle gülümseyen cesur bir genç kız mıydı?

Gözlerine muhteşem bir cadı ve güvenilir bir koruyucu gibi mi görünüyordu?

"......"

O öğleden sonra...

...insanlar alkışlar ve tezahüratlarla etrafını sarmışken...

...arkamı dönüp şehir kapılarına doğru yöneldim. Clarice’e veda etmedim. Ne ortam buna müsaitti ne de aramızda böyle bir hukuk vardı.

Gün ışığında şehir hayat doluydu.

Yanımdan geçen çocuklar, dördüncü katı yıkılmış binayı parmaklarıyla gösteriyorlardı. Ellerinde Clarice modelinde oyuncak bebekler vardı.

Eminim ki tüm bu olanlardan sonra bile ölülerin ortaya çıkması kesilmeyecekti.

O da doğmamış çocukları katletmekten vazgeçmeyecekti.

Ve buna rağmen oradaki insanlar, tüm mutluluklarını Hilal Cadısı Clarice için feda ederek ona adanmış hayatlar yaşamaya devam edeceklerdi.

Tıpkı o ölüler gibi.


Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.