Tarihin Tozlu ve Yasaklı Yüzü

Linaria ile çıktığımız tarih avı her zamanki gibi tam gaz devam ediyordu.


Linaria ile dedim ama dürüst olmak gerekirse kendimi daha çok onun asistanı gibi hissediyordum. Akıntıya kapılmış, öylece peşinden sürükleniyordum işte.


“Hey, şu heykele bak! Ne kadar da havalı, değil mi?”


Ortağım Linaria, dışarıdan bakınca gayet sıradan görünen bir heykele yanağını sürtüyor, bir yandan da kendi kendine tuhaf tuhaf kıkırdıyordu. Neyini bu kadar beğendiği hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu.


“Bu heykelin olayı ne ki? Pek bir numarasını göremedim.”


“Sorduğuna sevindim. Vaktiyle, çok kudretli bir cadı tamamen oyun olsun diye, ‘Param bitti... En iyisi gidip birkaç kişiyi dolandırayım bari,’ diyerek kasaba halkını soymaya başlamış. O günlerde şehrin lideri de, ‘Bu saçmalıkları yapan cadıyı asla unutmayalım diye bir heykel dikilsin,’ demiş. İşte bu heykelin müzedeki yerini alması böyle olmuş. Uzun lafın kısası; ulu bir figürün şanını yürütmek için değil, halkın nefretini taze tutmak için yapılmış. Böyle heykellere pek rastlanmaz.”


Demek öyle.


“Kusura bakma ama hikayeyi dinledikten sonra bile hala bir anlam veremiyorum.”


“Tarihe biraz daha ilgi duymalısın.”


“Senin de sağduyuya biraz daha ilgi duyman gerektiğini düşünüyorum, Linaria.”


“Ne kadar kaba. Bende ondan bolca var!” Linaria bunu söylerken yanağını sürtmeye devam ediyordu. “Baksana Alte, böyle nadir bir heykel bir daha karşımıza çıkmaz.”


“Eh, orası doğru.”


“Buradan ayrıldıktan sonra onu bir daha görme şansımız olmayabilir.”


“Haklısın.”


“Eğer şimdi yanağımı ona sürtmezsem, bir daha asla böyle bir fırsatım olmayacak, öyle değil mi?”


“Üzgünüm ama sadece şu son kısım... Ne dediğini gerçekten anlayamıyorum.”


Öyle değil miymiş? Bana sorma da kime sorarsan sor...


“Her neyse, tarihi bir heykele yanağını sürtmek çok iyi bir deneyimdir. Sen de denemek istemez misin?”


“Hayır, pek istemem—”


“Utanma canım.”


“Utandığımdan değil de—”


Yani, aslında... Ondan da önce...


“Linaria, oraya girmen yasak...”


“Ha?”


Linaria kafasını sevimli bir şekilde yana eğdi. Heykelin etrafı bariyerlerle dikkatlice çevrilmişti ve yetmezmiş gibi üzerinde koca harflerle şu yazı asılıydı: GİRMEK YASAKTIR. HEYKELE DOKUNMAYINIZ. Gelgelelim Linaria çoktan bariyerin içine sızmış, heykelin üzerinde keyif sürüyordu.


“—Heeyyy! Siz oradakiler! Ne yapıyorsunuz bakayım?!”


Beklendiği üzere, kuralları hiçe sayan Linaria güvenlik görevlisi tarafından anında suçüstü yakalandı.


“...Ha? Şey, ımm...” Linaria’nın gözleri faltaşı gibi açıldı, yardım istercesine bana baktı. Bakışlarımı sessizce başka yöne çevirdim ve ona sadece tek bir şey söyledim:


“...Eh, ne diyelim, böyle şeyler de insan için değerli birer deneyimdir, sence de öyle değil mi...?”



[Yayın Bilgisi] Cilt 9

Gamers Satın Alma Bonusu


[Yazar Notları]


Başlangıçta Alte ve Linaria’nın hikayelerini Gezgin Cadı ile tamamen alakasız, yeni bir proje olarak yazmayı planlıyordum. Fakat bir şekilde kendilerini ana anlatının içinde buldular. Detayları başka bir yerlerde yazmıştım galiba ama her halükarda, hikayenin zaman çizelgesine nasıl oturdukları konusunda şunu diyebilirim: Elaina artık bir yetişkin olduktan sonra dünyanın ne hale geldiğini görmemiz için güzel bir yol oldular. Yine de bir gün, onlar için başlangıçta planladığım hikayeleri de yazmak isterim (diyerek yayıncıya manalı bir bakış atar).


Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.