Sharon sık sık o kendine güvenen, mağrur edasıyla dolaştığı ve üzerine de tam bir cadı gibi giyindiği için dışarıdan bakan biri onu kolayca işinin ehli, becerikli biri sanabilirdi...
"Ziyaret ettiğim son ülkede ne oldu biliyor musun? Bana gelip, 'Son zamanlarda buralarda kötü niyetli bir cadı türedi. Sokak köşelerinde falcı ayağına yatıp vatandaşlarımızı dolandırıyor. Onu cezalandırmanı istiyoruz,' dediler. Ben de haliyle gerçek bir cadı olmadığım için, milleti kandırmak için kılıktan kılığa giren böylelerine hiç tahammül edemem. İşi hemen kabul ettim."
"Hadi ya... Demek öyle..."
Sokak köşelerinde falcılık yapıp insanları dolandıran bir cadı mı?
Bu tarif bana bir yerlerden tanıdık geliyordu sanki...
"O cadı köşesine kurulur, oradan geçenlere 'Hey genç hanım, bugün şansın çok kötü. Başına çok ama çok kötü bir şey gelmesi an meselesi,' diye seslenirmiş. Duyduğuma göre şüpheli görünümlü kavanozlar satıyormuş. Bir de cadı olacak! İnanılır gibi değil, değil mi?"
"Haklısın. Tam bir rezillikmiş bu yaptığı. İlahi adaletin pençesinden kurtulamamalı."
Onu onaylayarak başımı salladım. Sharon üsteledi. "Değil mi? Tam bir rezil, tam bir çöp! Yaşamasının bile bir anlamı yok, haksız mıyım?"
Sharon hiç acımadan saydırmaya devam ediyordu. Nedenini tam kestiremesem de içime bir sızı oturdu.
Belki o kadar da ileri gitmene gerek yoktur?
Ardından o ülkede başından geçenleri ballandıra ballandıra anlatmaya devam etti.
Duyduğuma göre kavanozları satın alanlar dolandırıldıklarını anlayıp cadının yanına şikayete gittiklerinde, o kurnaz kadın hemen lafı çevirip üste çıkmayı başarıyormuş. "Bak, yabancı bir cadıdan kavanoz satın almışsın. Bu başlı başına çok ama çok kötü bir durum değil mi? Yani sonuçta yalan söylememişim, başına kötü bir şey gelmiş işte," gibi saçmalıklarla milleti kandırıp tek kuruş iade yapmıyormuş.
Bu cadıyı cezalandırması istenen Sharon ise ne yapacağını şaşırmış durumdaydı.
Her ne kadar cadı gibi giyinse de aslında kendi yaşında, sıradan bir genç kadındı. Gerçek bir cadıyla karşı karşıya gelmek onun için büyük tehlike demekti. Hem cadının bu habis işlerine son vermeli hem de onunla yüz yüze gelmemeliydi. Böyle bir şeyin mümkün olup olmadığını kara kara düşünmeye başladı.
Sharon dertliydi. Uzun uzun düşündükten sonra sonra—
"Hey, baksana! Sen oradaki, bir kavanoz almaz mısın? Eğer bu kavanozu alırsan benim gibi mutlu olursun!"
—cadıyla aynı kirli işe soyunmaya karar vermişti. Hem de yüzünde en ufak bir tereddüt olmadan, büyük bir özgüvenle.
"Bir dakika, bir dakika," diyerek anılarını yarıda kestim. "...Neden böyle bir şey yaptın ki?"
"Bilmem, canım öyle istedi işte."
Bir şekilde o anın havasına kapılmış ve nihayetinde o sahtekar cadıyla aynı şüpheli işe girişmişti. Ancak mevzu Sharon olunca, işler hiç beklenmedik bir yöne sapmıştı.
"İşte bizim Leydi Sharon'ımız! Sayenizde cadı o karanlık işlerini tamamen bıraktı!"
Sharon falcı taklidi yapmaya başlayınca, diğer cadı bir anda her şeyi bırakıp ortadan kaybolmuştu.
"Heh... Ben de öyle tahmin etmiştim. Benden beklenen de buydu zaten..."
Sharon, kalabalığın arasından gururlu bir ifadeyle geçti. Cadının neden falcılığı bıraktığını bilmeden kendi başarısını kutluyordu.
"......"
Şey, zamanlamaya bakılırsa... Ben sadece yakalandığım için o işi bırakmıştım...
Ama en iyisi bunu ona hiç söylememek.
[Yayın Bilgisi] Cilt 7
Melonbooks Satın Alım Bonusu
[Yazar Notu]
İkisi de tam bir işe yaramaz, değil mi?
Sharon'ın okurların belli bir kesimi arasında çok ama çok popüler olduğu söyleniyor. Editörüm sürekli başımın etini yiyor, "Onu hikayeye dahil et, daha fazla yaz!" diye. Ama ne bileyim, hikayeye dahil etmek istediğim daha o kadar çok karakter var ki.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.