Şu an için bir çocuğum.
Sevimli, küçük bir kız çocuğu. Bu haldeyken doğru düzgün büyü bile yapmam imkansız ama içinde bulunduğum bu durumun avantajlarını kullanmazsam kendime ihanet etmiş olurdum. Nedenini soracak olursanız, çünkü ben bir gezginim!
Pekala, hadi hemen şu para basma işine koyula—
"Eee? Yine neden böyle giyindin bakayım sen? Kimin çocuğusun?"
Handan çıkmamın üzerinden daha birkaç dakika bile geçmemişken devriye gezen bir muhafıza enselendim ve koruma altına alındım.
Görünüşe göre şu sıralar bu ülkede cadılara karşı büyük bir temkinlilik hakimdi. Durum böyleyken küçük bir kızın cadı kostümü giyip kendi kendine "Heh-heh... para... gelsin paralar..." diye mırıldanması haliyle şüphe uyandırmış olmalıydı.
Gözyaşları içinde özür diledim. "Hüüh... Ü-üzgünüm... Bir daha yapmayacağım..."
Tabii ki bunların hepsi bir roldü. Biri bana kızdı diye hemen pişmanlık duyacak biri olsaydım, kendim olamazdım zaten.
"Eyvah, neden ağlıyorsun ki şimdi... Her neyse, o kıyafet insanlar üzerinde yanlış bir izlenim bırakıyor, o yüzden bir daha giyme, tamam mı?"
Gözlerimden süzülen gözyaşlarını (göz damlasını) silerken, "Tamaaam..." diyerek başımı salladım.
Ertesi gün—
Cadı gibi giyinmek belli ki kötü bir fikirdi, bu yüzden bu sefer para kazanmak için falcı taklidi yapmaya karar verdim. Kapüşonumu iyice öne eğersem kimse benim alelade bir küçük kız olduğumu anlamaz diye düşünmüştü—
"Eee? Sen neden yine burada para kazanmaya çalışı—? Hey, yine mi sen?"
Fal bakmaya başlamamın üzerinden birkaç dakika geçmişti ki yine devriye gezen bir askere yakalandım ve tekrar koruma altına alındım.
Meğer bu ülkede yol kenarına tünleyip şaibeli işler çevirenlere karşı sıkı önlemler alınmış. Muhtemelen sokaklarda tuhaf iksirler satan başka küçük kızlar olduğu içindir. Affedilir gibi değil.
"Vaaah... Hüüh... Gerçekten çok özür dilerim... Bir daha yapmayacağım..." Vakit kaybetmeden yine ağlama numaramı abarttım.
Küçük bir kızın gözyaşlarına karşı koyabilecek tek bir yetişkin var mıdır bu dünyada? Hayır, tabii ki yoktur.
"Aman be... Tamam, peki. Öyle ağlama lütfen. Seni zorbalıyormuşum gibi görünüyor, anladın mı?" Asker yüzünü ekşitip sıkıntıyla yanıma çömeldi. "Kötü bir niyetin olmadığını düşünüyorum, o yüzden seni burada çok fazla azarlamayacağım. Ama bir daha böyle işlere kalkışmayacaksın, anlaştık mı?"
"Eveeeet..."
Görünüşe göre beni affedecek. Tam tahmin ettiğim gibi, küçük bir kızın döktüğü gözyaşları kadar güçlü bir şey yo—
"Güzel. Anlamana sevindim. Şimdi, ceza ücretini alalım."
"Ha? Para mı ödemem gerekiyor?"
"Tabii ki ödeyeceksin."
"Hüüh..."
"Ağlaman hiçbir işe yaramaz."
"Tch."
"Dilini tıklatıp durma bana!"
Demek ki kötü şeyler yapmak gerçekten iyi bir şey değilmiş. Bunu derin derin düşünürken, ceza ücretini askerin avucuna tokat gibi çarptım.
Büyücü gibi giyinmek yasaktı. Yol kenarında fal bakmak yasaktı. Bütün bunlar günün sonunda ceza ödememe sebep olduğu için, ben de en sonunda kürkçü dükkanına dönüp kibrit satmaya devam ettim.
Cilt 6
Toranoana Satın Alım Bonusu
Yazar Notu:
Bu olay, Priscilla'nın hikayesindeki boş anlardan birinde yaşandı. Konuyu dağıtıyorum ama küçük Elaina'nın hem mangada hem de animede boy göstermesine çok sevindim. Küçük Elaina gerçekten çok tatlı...
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.