Kibirli Bir Cadı ve Küçük Sanatçılar

Affedersiniz küçük hanım, siz bir büyücü müsünüz?


Belli bir ülkenin köşe başında öylece dalgın dalgın dikilirken birinin kolumu çekiştirdiğini hissettim.


Yumuşak, kabarık kıyafetler içinde bir grup küçük kız çocuğu tepemde dikiliyordu.


Kızlar, sanki karşılarında tuhaf bir yaratık varmış gibi bana bakıyorlardı. Hatta bakış açınıza bağlı olarak bu bakışlarda bir miktar imrenme bile sezilebilirdi.


Göğsümü hafifçe gururla kabartarak, "Öyleyim, ben bir büyücüyüm," diye yanıtladım. "Üstelik bir cadıyım."


Küçük kızlar hep bir ağızdan, "Hmm?" diyerek kafalarını aynı anda yana eğdiler.


"Cadı mı?"


"O ne demek?"


"Harika bir şey mi?"


Anlıyorum. Görünüşe bakılırsa bu ülke epey ücra bir köşede kalmış.


"Harika bir şeydir tabii. Cadılar, büyücüler arasındaki en seçkin büyü kullanıcılardır. Yani çok güçlüyüzdür, hem de en güçlüsü."


Göğsümü daha da büyük bir gururla kabarttım.


Küçük kızların hepsinin gözleri parladı, ağızlarından hayranlık dolu bir nida döküldü.


"Bu kadar güçlüysen bize kardan bir heykel yapar mısın?"


"Kardan heykel istiyoruz."


"Bize kardan heykel yap!"


Hoppala, bu da nereden çıktı şimdi?


"Neden kardan heykel yapacakmışım?"


Kızlardan biri yol kenarını işaret etti. "Şurada bir tane kardan heykel var. Onu yapmak için elimizden geleni yaptık."


Israrlarına dayanamayıp gösterdikleri yere baktım. Gerçekten de yol kenarında, yüzünde neşeli bir gülümsemeyle geleni geçeni izleyen küçük bir kardan adam duruyordu.


"Hımm... epey iyi olmuş." Havuçtan burnu ve kafasındaki kova şapkasıyla her yerde görebileceğiniz türden bir kardan adamdı ama yine de kendine has bir havası vardı.


"Biz ondan çok daha iyi bir kardan heykel istiyoruz."


"Evet, kardan adamımızı gölgede bırakacak bir heykel istiyoruz."


"Ama sanırım o, bizimkini geçecek bir heykel asla yapamaz."


Vay vay... Görünüşe bakılırsa bu küçüklere büyücülerin ne kadar üstün varlıklar olduğunu öğretmek gerekiyordu.


"O klişe kardan adamdan daha iyisini mi yapayım? Çocuk oyuncağı. Muhteşem bir kardan heykel ortaya çıkarmak benim için bir parmak şıklatmak kadar kolaydır."


"Tamam o zaman, yap hadi."


"Bekliyoruz!"


"Hadi!"


Bu saygısız tavırlı üç küçük kızı susturmak için asamı elime aldım.


"Pekala, izleyin de görün! Muhteşem kardan heykel dediğin işte böyle olur!"



Eşi benzeri görülmemiş bir sürprizle, o yılın kardan heykel yarışmasını mahallede yaşayan üç küçük kız kazandı. Şaşırtıcı olan ise, bu dünya tatlısı üç çocuğun böylesine sarsıcı bir heykel inşa etmiş olmasıydı. Heykelin detayları aşırı derecede titiz işlenmişti ve kavisleri neredeyse kutsal denecek kadar kusursuzdu. Bu artık basit bir kardan heykel değil, jüriyi hayretler içinde bırakan bir sanat eseriydi. Ancak tek bir sorun vardı.


Jürilerden biri heykeli işaret ederek, "İyi de... dünyalar güzeli bu kadın da kim?" diye sordu.


Kızlardan biri gayet rahat bir tavırla, "Ha, o mu? Geçen gün ülkemize gelen cadı," diyerek yalanı patlattı. "Bize modellik yapması için ona yalvardık."


Jüri üyesi donup kalmış bir halde, "Şey... demek dış görünüşüne bu kadar düşkün biri ha?" diyebildi.


"Biz de öyle düşündük." Kızlar da şimdiye kadar yapılmış en iyi kardan heykele bakarken aynı şaşkın ifadeyi takınmışlardı.



Yayın Bilgisi: 6. Cilt

Melonbooks Satın Alım Bonusu


Yazar Notu:

Bu küçük kızlar gelecekte büyük işler başaracaklar, değil mi? En azından ben öyle düşündüm.


Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.