Kırmızı Elmanın Hikmeti

Bir zamanlar, uzak bir ülkede turistik bir geziye çıkmıştım. Geniş bir meydana vardığımda, tek başına dikilmiş, kara kara düşünen bir adam ilişti gözüme. Adam, yemyeşil bir çimin önünde durmuş, adeta beynini kemiriyordu.


"Bu tam bir felaket... Şimdi ben ne yapacağım?"


Sıkıntıda olduğu her halinden belliydi. Yanına gidip laf atınca, döküldü hemen: "Mesele şu ki, bu çimlerin üzerinde yürüyen insanların ardı arkası kesilmiyor."


Bana önümüzdeki o hazin tabloyu gösterdi. Meydandaki bu yeşillik belli ki sadece manzarayı güzelleştirmek için oradaydı; hatta üzerine ÇİMLERE BASMAYINIZ yazılı bir tabela dikilmişti.


Gelgelelim şehrin sakinleri tabelayı zerre umursamıyor, paldır küldür içeri giriyorlardı. Çöküp piknik yapmaya bile başlamışlardı. Adamın dediğine göre, ne kadar uyarıda bulunursa bulunsun, hatta etrafa çit bile çekse de herkes kuralları çiğnemeye devam ediyordu.


"Ne yapsam acaba?"


Adam derinden bir iç çeker.


Anlıyorum, anlıyorum.


"Pekala, eğer sorun buysa..."


Adamın yanı başında ansızın bir cadı beliriverir. Kim miydi bu cadı?


Tabii ki bendim.


"Bu işi bana bırakmaya ne dersin?"


"Öncelikle, sen de kimsin?"


"Şu çim problemini kesinlikle çözebilirim."


"Peki öyle olsun. Bu arada, sen kimsin demiştik?"


Böylece, çimlere izinsiz girme nezaketsizliğini gösteren o insanların kökünü kazıma işini üstlenmiş oldum. Aslına bakarsanız, bu tür sorunları halletmek için kullandığım yöntem olabildiğince basitti.



Ertesi gün...


Genç bir kadınla bir adam çıkageldi. Hiç çekinmeden çimlerin ortasına kadar yürüyüp piknik yapmaya başladılar. ÇİMLERE BASMAYINIZ tabelasını görmezden gelerek, sürekli gülüşüp flört ediyorlardı.


Aman tanrım, hiç mi ahlak kalmadı bu insanlarda?


Vakit kaybetmeden çiftin yanına yaklaşıp söze girdim.


"Tünaydın! Sizinle bir an konuşabilir miyim?"


İkisi de boş boş yüzüme bakarken devam ettim: "Aslına bakarsanız, son zamanlarda sizin gibi insanlara şöyle hediyeler dağıtıyorum. O-ho-ho-ho-ho-ho-ho!"


Konuşurken onlara kıpkırmızı bir elma uzattım.


"Bundan sonra ne zaman bu çimlerde piknik yaparsanız, size mutlaka hediyeler sunacağım. O-ho-ho!"


"Peki..." Aşırı şüpheli tavırlarıma karşı tereddütlü bir tepki verseler de pikniklerine devam ettiler.


Bu sırada ben de boş durmadım; çimlere ayak basan kim varsa etraflarında dolanıp elma dağıtmaya devam ettim.


Nihayetinde, yasaklı çimlerde elinde elmalarla gezinen garip ve tekinsiz bir cadı olduğuna dair sarsıcı bir söylenti yayılmaya başladı. Hal böyle olunca, insanlar birer birer çimlerden elini eteğini çekti.


"Demek öyle. Onları uyarmak yerine, çimlere girmelerini destekler gibi görünüp ortamı huzursuz ettin, onlar da gelmekten vazgeçti, öyle mi?" Adam, dizine vurarak güldü ve bana hak ettiğim ödülü takdim etti.


Onaylarcasına başımı salladım.


"Sonuçta o garip kadından uzak durmak istiyorlar, öyle değil mi?"



Yayın Bilgisi: 13. Cilt

Toranoana Satın Alım Bonusu


Yazarın Yorumu:


İnsanlara "Hayır, yapma!" demek yerine, "Tabii, lütfen buyurun, devam edin, hi-hi-hi-hi-hi..." demek, yapılan işe karşı daha güçlü bir tepki doğuruyor. Bu, tam olarak bize "Asla basma!" denilen düğmeye basma isteği uyandıran o psikolojik fenomenle aynı şey.


Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.