Ben çaydanlıktaki hayaletim.
Uzak diyarların birinde, çaydanlığı ovduğunuzda ortaya çıkıp dileklerinizi gerçekleştiren bir ruhun hikâyesi anlatılır. Günün birinde, adamın biri ailesinden kalma depoyu düzenlerken eski bir çaydanlığı şöyle bir ovmuş. O an emzikten bir duman bulutu yükselmiş, bembeyaz bir hayalet figürü belirip kimliğini ilan etmiş.
Adamın şaşkınlıktan dili tutulmuş.
Çaydanlıktaki hayalet, kollarını kavuşturup tepeden bir bakış fırlatarak, “Sana tek bir dilek hakkı tanıyorum,” demiş. Görünüşe bakılırsa anlatılanlar doğruymuş.
“Cidden mi?” Adamın hayreti katlanmış. Şunu da belirtmek lazım, bu adam kumarda yüklü miktarda para kaybettiği için boğazına kadar borca batmıştı; bu yüzden şansını paradan yana kullanmaya karar verdi. Açıkçası, pek de dikiş tutturamamış, sünepe tipin tekiydi.
“Pekala, o zaman bana biraz pa—”
Adam tam ağzını açıp dileğini söyleyecekken, işte tam o saniyede olanlar oldu.
“İsteğini duydum.”
Yanında birdenbire bir cadı belirdi.
Kim miydi bu?
Tabii ki bendim.
“Bunu yapmak istediğine emin misin?” diye sordum. “Ölü birinden para istemek içine sinecek mi yani?”
Adam, aniden ortaya çıkıp içine kurt düşüren bu meçhul cadı karşısında şaşkına dönmüştü.
“Sen de kimsin?”
“Şu durumda kim olduğumun pek bir önemi yok, öyle değil mi?”
“Yani, sonuçta burası benim evim, o yüzden—”
“Beni dinliyor musun? Çaydanlıktaki hayalet, tabiri caizse mevtadır. Ölü birinden mal mülk ya da para kabul ettiğinde veraset vergisine tabi olursun. Yani para alabilmek için önce para ödemen gerekir. Bu pek de hayal ettiğin şeye benzemiyor, değil mi?”
“Hmm, bu kesinlikle sorun olur...”
Adam derin bir iç çekti.
Ama endişelenmesine gerek yoktu. Benim aklımda zaten bir plan vardı.
“Ne yapacaksın? Bir dilek hakkın var.”
Hayalet sabırsızlanıyordu. Adam ise bana dönüp kekeledi.
“Şey, aslında şu an pek bir dileğim yok. Rica etsem içeri geri döner misin?”
“Dileğin bu mu yani?”
“Tabii ki hayır, saçmalama. Seni sonra tekrar çağıracağım, hadi şimdi çabuk içeri gir lütfen.”
“Pekala.”
Hayalet, dumanlar içinde süzülerek çaydanlığın içine geri döndü.
Çaydanlığı elime alıp adama baktım. “Çaydanlıktaki hayaletten doğrudan para alamıyor olsan bile, ondan para kazanmanın binbir türlü yolu var.”
Sonra adamı da yanıma aldım ve her dileği gerçekleştiren bir hayaletin hapsolduğu bu çaydanlığı satmak üzere yola koyulduk. Tahmin edeceğiniz üzere, onu astronomik bir fiyata okuttuk.
Ve herkes sonsuza dek mutlu yaşadı.
Cilt 13
Melonbooks Satın Alım Bonusu
Yazar Notu:
Eğer bir şey gerçek olamayacak kadar güzelse, muhtemelen öyledir. Kendi kendime düşündüm; eğer bir lambadan cin çıksa ve bana her istediğimi vereceğini söylese, belki de gider lambanın kendisini satardım. Bu hikâye de işte bu fikirden doğdu. Genellikle, insanlar gökten zembille inen güçleri suistimal etmeye çalıştıklarında işler pek de yolunda gitmez.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.