Hocamla olan yolculuğum her zamanki gibi devam ediyordu.
Akşam vakti, yolculuğumuzun ortasında bir ülkenin hanında konaklarken hocam aniden o anlamsız cümleyi kuruverdi:
“Elaina, bil bakalım ne oldu? Doğrusunu istersen, geçenlerde yemek yapmayı öğrendim.”
Hocam yemek yapmayı öğrenmişti.
Bu sözleri zihnimde evirip çevirdikten sonra cevabı dışarı püskürttüm. “Neden bahsediyorsunuz siz?”
“Tahmin edeceğin üzere, bu yaşımda tek bir yemek bile hazırlayamıyor olmak beni utandırdı. Daha ciddi ve saygın bir hayat sürmek için gereken becerileri edinmem gerektiğine karar verdim. Ben de yemek yapmaya başladım.”
Onu mutfakta dikilirken görmem boşuna değilmiş demek ki; sebebi bu olmalıydı.
“Yani, bugün sizin yaptığınız yemeği mi yiyeceğiz?”
“Şey, sonuç olarak öyle olacak, evet.”
“................................................ Öyle mi... demek...?”
“Neden dünyanın sonu gelmiş gibi bir yüz ifadesine büründün?”
“Sadece çıraklık günlerimden kalma acı hatıraları depreştirdi de...”
Gözlerim uzaklara daldı. Bir keresinde, çıraklık dönemimde, her gün gayretle büyü becerilerimi geliştirdiğim o zamanlarda, hocamın yaptığı yemekten dikkatsizce bir lokma almış ve kendimi birkaç gün boyunca yatağa hapsolmuş halde bulmuştum. Bu tecrübe yüzünden, onun pişirdiğini iddia ettiği her şeye karşı aşırı şüpheciydim. Dahası, o vakitler bir daha asla yemek yapmasına izin vermeyeceğime dair yemin etmiş ve işleri sadece bulaşık yıkamakla sınırlı kalsın diye elimden gelen her şeyi yapmıştım. Bu yüzden, hocamın ağzından yemek yapmak gibi kelimeler döküldüğü an, hayalimde canlanan tek şey kıyamet senaryosuydu.
“Efendim, kendinizi bu kadar zorlamamalısınız...”
“Elaina, endişelenmene hiç gerek yok. Genç görünebilirim ama ben bir yetişkinim. Doğal olarak kendi yemek yapma becerilerimin ne seviyede olduğunun gayet farkındayım. Başlangıçta basit bir şeylerden denemeye dikkat ettim, o yüzden korkacak bir şey yok.”
“Şey, denemeye mi başladınız? Ne demek istiyorsunuz? Bugün ilk denemeniz olduğunu mu söylüyorsunuz?”
“Kesinlikle öyle, o-ho-ho!” Hocam kahkahayı bastı.
“Lütfen buna bir son verin efendim. İnsanlar ölecek.”
“Aşk olsun! Ne kadar da zalimce bir laf,” dedi hocam mübalağalı bir şaşkınlıkla. Ardından mutfak bıçaklarından birini eline aldı. “Sadece izle Elaina. Ne kadar geliştiğimi sana göstereceğim.”
Ardından hocam işe koyuldu.
Ve birkaç dakika sonra...
Hocamın hazırladığı yemeğe öylece bakakaldım. “Efendim, bu nedir?”
“Sandviç.”
Ancak bunlar ikimizin dükkandan satın aldığı sandviçlerin aynısıydı. Hocamın bahsettiği yemek yapma eylemi, sandviçleri sadece ortadan kesmekten ibaretti.
“Bu yemek yapmaktan ziyade sadece bıçakla kesmek gibi sanki, öyle değil mi?”
“Yani, hemen bir anda ustalaşacak değilim ya? Günden güne becerilerimi gayretle geliştirebilmek için işe basit şeylerle başlamam lazım.”
Hocam tekrar gülümsedi. “Tıpkı senin çıraklık dönemindeki halin gibi.”
Cilt 9
Toranoana Satın Alım Bonusu
Yazar Notu:
Bir ara uzman bir aşçı olabileceğimi düşündüğümde, ben de her türlü beceriyi denemiştim. Bu arada, konuyla pek alakası yok ama RYO ve diğer oyunlarda, seviye yetersizliğinden veya maliyetinden dolayı kuşanamadığınız silahlar ve eşyalar olur, değil mi? Benim için de tüm o farklı mutfak gereçleri temel olarak bu eşyalarla aynıydı. Paramın yettiği bir ekipman satın alsam bile seviyem çok düşüktü ve onu kullanamıyordum. Hay aksi.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.