Luxion’ın ana gemisine doğru koştum. Revire doğru attığım her adım güvensiz, her hamlem bocalayarak oluyordu. Luxion’ın uzaktan kumandalı terminali hemen arkamda süzülüyor, ağa hapsedilmiş Ideal’i peşinden sürüklüyordu. Yakalandığından beri ağzını bıçak açmamıştı ama hâlâ hayattaydı.
Nihayet revirin kapısına vardığımda Marie’yi dışarıda, Carla ve Kyle’ın desteğiyle otururken buldum. Beni gördüğü an gözyaşlarına boğuldu. “Hani çabuk olacaktın, odun kafalı!”
“Üzgünüm.”
İçeri girdiğimde kalabalık bir grubun Noelle’in yatağının etrafını sardığını gördüm. Clement, aldığı yaralara rağmen sargılar içinde kızın yanı başında duruyordu. Bay Albergue ve Bayan Louise geldiğimi fark edince bana yer açmak için kenara çekildiler. Yatağa yaklaştığımda Angie ve Livia gözlerini bana çevirdi.
Angie’nin yüzünü derin bir keder kaplamıştı. “Noelle,” dedi yumuşak bir sesle. “Leon geldi.”
Livia’nın yanaklarından süzülen gözyaşları durmak bilmiyordu. “Lütfen aç gözlerini, Noelle Hanım.”
Bayan Yumeria da oradaydı. Sappie’yi kucağına bastırmış, hıçkırıklara boğulmuştu. “L-Lord Leon, Noelle Hanım…”
Yatağının başucuna varıp yüzüne bakmak için üzerine doğru eğildim. Elimdeki arma bu yakınlaşmaya tepki vererek parıldamaya başladı. Onun elindeki de aynı şekilde ışıldayınca, narin elini avuçlarımın arasına alıp sıktım.
Noelle gözlerini güçbela aralayabildi. Hayatının pamuk ipliğine bağlı olduğu her halinden belliydi. Tene nüfuz eden hortumlarıyla bedenini saran bir sürü cihaz vardı etrafında. Onu ayakta tutan tek şeyin bu makineler olduğuna şüphe yoktu.
Cleare’in sesi duraksayarak duyuldu: “Elimizden… elimizden geleni yaptık.” Daha fazlasını başaramadığı için suçluluk duyduğu seziliyordu. “Ona daha erken ulaşabilseydik, tedavisine anında başlasaydık belki… Hayır, muhtemelen yine değişmezdi. Kurşunlar hayati organlarını delip geçmiş. Anında ölmemiş olması bile bir mucize.”
“Çok güçlüsün, Noelle,” dedim. Boştaki elimle yanağını okşarken yüzümde hüzünlü bir tebessüm belirdi.
“Leon, şey… Bencillik ettiğimi biliyorum ama duymanı istediğim bir şey var.”
“Nedir?”
Acı çektiği her halinden belliydi. Sadece nefes almak bile onun için büyük bir mücadeleye dönüşmüştü ama gözlerini gözlerimden bir an olsun ayırmıyordu. “Seni seviyorum. Sana âşığım.”
Gözlerinden yaşlar boşalırken sessizliğimi korudum.
“Aklı zaten başka iki kadında olan bir adama sırfı kadem âşık olmamın yanlış olduğunu biliyorum. Ama… hislerime engel olamıyorum işte. Sadece… yine de bilmeni istedim.”
Sağ elini daha da sıkı kavradım. Arkamdan Ideal’in bize karşı savurduğu öfkeli hırıltılar yükseldi.
“Bundan asla kaçamayacaksınız. Hiçbiriniz! Kutsal Ağaç benim tek umudumdu. Elimde kalan tek şeydi! Cehaletinizin derinliğini bir bilseydiniz, sizi gidi aşağılık mahluklar! Islah olmaz aptallarsınız siz…!”
Luxion, “Mahvetmeden önce kes sesini,” diyerek Ideal’in bedeninden elektrik akımı geçirdi. Ne var ki bu tedbir bile onu susturmaya yetmedi.
“Paspas olacaksınız, yeni insan soyunun artıkları! Hiç var olmamalıydınız. Bunu idrak edemediğin için aynı günahı sen de taşıyorsun Luxion. Neleri, kaç kişiyi feda ettiğimizden haberiniz var mı sizin?”
Cleare, Luxion’ın yanına süzülüp çıkıştı: “Şu gürültücü domuzu artık buradan dışarı atmayacak mısın?”
Noelle kelimeleri zorlukla toparlayarak, “Leon, yalvarırım,” dedi. “Bana cevabını ver. Ne hissettiğini bilmemek her şeyden daha kötü. Ne hissettiğini duymadan ölmek istemiyorum.”
Gözlerinin içine bakarak nihayet döküldü kelimeler dudaklarımdan: “Ben de seni seviyorum. Benimle gel, Noelle.”
Yüzünde bir tebessüm belirdi. Gülümsedi ve hafifçe fısıldadı: “Yalancı.”
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.