Bir Annenin Sıcaklığı

Arroganz, Kutsal Ağaç Tapınağı'nın içine doğru süzüldü.

İçindeki hırsı ve kini dindiremeyen Ideal, acı bir tonla, "Görünen o ki Serge yine hiçbir işe yaramadı," diye mırıldandı. Kelimeler ağzından dökülür dökülmez Arroganz onu sımsıkı kavradı ve yaydığı şok dalgasıyla bedenini toza çevirdi.

Arroganz'ın kokpit kapağı yukarı doğru açıldı. İçeriden çıkan kişi Leon değil, Kyle'dı.

"Anne! Anne!" Koşarak Arroganz'ın devasa elinin üzerine atladı. Metal el yavaşça aşağı inerek Kyle'ın durduğu yerden Yumeria'ya ulaşabileceği bir mesafeye geldi. Kadının gözleri açıktı fakat bilinci yerinde değil gibiydi. Kyle ona ne kadar seslense de hiçbir tepki alamadı. Yine de pes etmeden, daha da yüksek sesle haykırmaya devam etti.

"Çok... Çok özür dilerim. H-hata bende. Ne olur geri dön. Gitmeni istemiyorum. Ayrı düşmemiz sorun değil, gerçekten sorun değil ama senin böyle acı çekmene dayanamıyorum! Seni bu halde görmeye katlanamıyorum!"

Haykırırken yanaklarından aşağı çaresizlik dolu, iri gözyaşları süzülüyordu. Daha önce ona karşı bu kadar soğuk davranmasının bir sebebi, gerçek hislerini göstermekten utanmasıydı; bir diğer sebebi ise annesinin ayaklarının yere daha sağlam basmasını istemesiydi.

"S-seninle daha çok vakit geçirmek istiyorum. Çünkü... Çünkü ben senden önce öleceğim! Her zaman yanında olamam, işte bu yüzden..."

Yumeria safkan bir elfti. Kyle ise bir yarı elfti. Dışarıdan bakıldığında aralarındaki fark anlaşılmasa da aralarındaki en büyük uçurum yaşam süreleriydi. Yarı elfler ancak insanlar kadar yaşayabilirken, elfler gibi yarı insan ırkları bundan birkaç kat daha uzun bir ömre sahipti. Aynı şekilde, yarı elflerin büyüme hızı da insanlarla aynıydı. Kyle şu an küçük bir çocuk gibi görünse de yakında yetişkin bir adam olacaktı... Ve bir gün, Yumeria'dan çok daha önce bu dünyaya veda edecekti.

"Beceriksiz birisin belki ama aynı zamanda çok nazik ve yumuşaksın. Senin bu yönünü çok seviyorum. Ama ben yanında olup seni korumazsam, birileri seni kolayca kandırır, kullanır diye korktum. Kendini toplamanı bu yüzden istedim. Haklı olanın ben olduğumu sanmıştım."

Gözyaşları daha da hızlanarak akarken, bağışlanma ümidiyle yalvarmaya devam etti. Yumeria hala tepkisizdi. Kyle, umudunu kaybetmeye başlarken annesinin elini sımsıkı tuttu. "Çok özür dilerim, anne. Ben... Seni gerçekten çok seviyorum. Seni kendimden uzaklaştırdığım için, şimdi bu acıları çekmene sebep olduğum için çok ama çok özür dilerim..."

Yumeria bir daha asla gözlerini açmasa bile Kyle hayatı boyunca ona bakmaya kararlıydı. Elini ona doğru uzattı. Parmakları Kutsal Ağaç'a değdiği an, o zamana kadar başı öne düşmüş olan annesi yavaşça yüzünü kaldırdı. Şaşkınlıktan donakalmış gibi bir hali vardı.

"A-Aaa? Şafak söktü mü bile?" Gözleri Kyle'ı buldu. "Ah, günaydın Kyle... Hm? Kyle, n-neler oluyor böyle?! Neden öyle ağlıyorsun? Bir yerin mi acıdı? Şey, ııı, korkma, seni şimdi hemen iyileştiririm, biraz dayan... A-Aaa, bir dakika? Neden hareket edemiyorum?" Uyanmıştı uyanmasına ama nerede olduğunu ve ne yaşadığını henüz kavrayamamıştı. Kyle kollarını onun boynuna dolayıp hıçkıra hıçkıra ağlayarak annesine sarıldı.

"Ü-üzgünüm! Ç-çok, çok üzgünüm!" Kyle'ın hıçkırıkları sesini neredeyse anlaşılmaz kılıyordu.

Yumeria şefkatle gülümsedi. "Neler olduğunu tam anlayamadım ama her ne yaptıysan seni affettim tatlım. Nasıl affetmem? Ben senin annenim."

Arroganz'ın ekran gözleri, Yumeria'nın bilincinin yerine geldiğini görünce parıldadı. Metal parmaklarıyla kadını tutsak eden dalları kavrayıp tek bir hamlede söküp attı. İçinde bir pilot olmamasına rağmen hareket ediyordu. Yumeria serbest kalır kalmaz Kyle onu zırhın kokpitine doğru yönlendirdi. "Anne, bu taraftan!"

"E-Emin misin? Efendi Leon bize kızmaz, değil mi?"

"Tabii ki kızmaz! Zaten ondan çoktan izin aldım. Hadi, acele et de içeri gir! Etrafımız düşmanlarla sarılı!" Kyle başını yukarı kaldırdığında, tepelerinde süzülen Serge'in Gier'ını fark etti.

Serge yukarıdan onlara bakarak mırıldandı: "Leon o şeyin içinde değil miydi yani? Ve siz ikiniz... Anne oğul musunuz?"

Kyle, korumacı bir tavırla Yumeria'nın önüne geçti. Bu kötü oldu, diye düşündü. Eğer şimdi saldırırsa işimiz biter.

Gier'ın sağ eli hızla onlara doğru uzandı. Kyle, en azından Arroganz'ın kokpitinin güvenliğine sığınabilsin diye annesini kenara itmeye yeltendi. Fakat Yumeria daha hızlı davrandı. Kyle daha ne olduğunu anlayamadan onu kokpitin içine doğru itti. Kyle kendini bir anda içeride buldu. "A-Anne!"

Gier'ın eli üzerine doğru gelirken bile Yumeria oğlunun yüzüne bakıp gülümsedi. Kyle, ona ulaşmak için çaresizce elini uzattı. Hayır! Seni geri almak için buraya kadar gelmişken olmaz!

Arroganz arkasındaki konteyneri gövdesinden ayırıp kendini doğrudan Gier'ın üzerine fırlattı. İticiler tam güç çalışarak diğer zırhı geriye doğru sürüklemeye başladı.

"Sizi bırakmayacağııııım!" diye kükredi Serge.

Kyle bu fırsatı kaçırmadı ve Yumeria'yı elinden yakaladı. Onu çekip kokpitin güvenliğine aldıktan sonra bağırdı: "Arroganz, içeri girdik!"

Kokpit kapağı kapandı. Arroganz havaya doğru yükseldi. Arkasındaki konteyneri, dolayısıyla da ana iticilerini kaybettiği için hızı büyük ölçüde düşmüştü. Daha da kötüsü, konteyneri paramparça eden Gier, şimdi elindeki mızrakla Arroganz'ı deşmek üzere hemen arkalarından geliyordu.

Brad aniden araya girdi. "Acele edin! Bartfort'a gidin!" Kendi zırhı ağır hasar almıştı ama her nasılsa Gier'ın üzerine atılıp onu kavramayı başardı ve Serge'i yavaşlattı.

"T-Teşekkürler!" dedi Kyle.

Arroganz, Einhorn'a dönmek üzere yola koyuldu. Kutsal Ağaç Tapınağı'nın üzerindeki gökyüzüne çıktıklarında, düşman savaş gemilerinden eser kalmamıştı. Asi ordusunun zırhları da bozguna uğratılmış olmalıydı; çünkü Kyle'ın etrafta görebildiği tek şey müttefiklerin gemileri ve zırhlarıydı.

Leon, Einhorn'un güvertesinde onları bekliyordu.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.