Louise olduğu yere çakılıp kalmıştı. “N-nasıl tahmin edebildi?”
O yüzük aslında üzerinde “Kurtarma Biletidir: Üç Defa Kullanılabilir” yazan bir kâğıt parçasıydı. Zamanında bunu kabul etmeyi reddettiği için erkek kardeşi kâğıdı kıvırıp yüzük haline getirmişti. Bir başkası yüzüğün varlığını bilse dahi, içinde ne yazdığını kendisi ve küçük kardeşinden başka kimsenin bilmesine imkan yoktu. Serge bile fark etmemişti.
Zihnini kurcalayan bu gerçekleri sindirmeye çalışırken zamanın nasıl geçtiğini anlayamadı. Kapının çalınmasıyla düşüncelerinden sıyrıldı. Gelenin kim olduğunu sorduğunda, kapı hafifçe aralandı ve Noelle içeri süzüldü.
“Ah, Noelle.”
“Louise, seninle konuşmam gereken bir şey var.”
“Otur.”
Louise, zihinsel düzlemde yaşadıkları o anları hâlâ dün gibi hatırlıyordu. Bütün sırlarını öğrenmiş bir kadınla konuşmaya pek hevesli değildi. Yine de Noelle’e bir minnet borcu olduğunu inkâr edemezdi.
“Beni kurtarmama yardım ettin. Teşekkür ederim.”
Noelle sessizliğini korudu. Hakikati görmüştü bir kere; Louise’in sakladığı o gerçek duyguları biliyordu. Belki belirsiz, belki de silik bir histi ama Louise küçük kardeşini romantik bir duyguyla sevmişti. Sırf kardeşini çaldığını düşündüğü için kendisine zorbalık yaptığını öğrenmek Noelle’in canını sıkmıştı. Ona göre bu, tamamen yanlış kişiye yöneltilmiş haksız bir öfkeydi.
Sırf bu yüzden, daha yeni oturduğu sandalyeden hışımla kalkıp Louise’in suratına bir tokat patlattı.
Bunu hak etmiştim galiba, diye düşündü Louise. Bereket versin ki pek güçlü bir tokat değildi.
“O nişan meselesinden hiçbir zaman haberim olmadı,” diye patladı Noelle.
“Ha?”
“Bütün bunlar ben küçücük bir çocukken yaşanmış şeyler. Doğrusunu isterseniz o zamanlara dair pek bir şey hatırlamıyorum. Ama en azından size hiçbir nişan lafı duymadığımı söyleyebilirim.”
Bu durum, Noelle’in Louise’in küçük kardeşi hakkında da en ufak bir fikri olmadığı anlamına geliyordu. Louise acı bir kahkaha attı. “Ne? Yani şimdi bana Leon’un kandırıldığını mı söylüyorsun? Tanrım, kanım beynime sıçradı. Siz Lespinasse’lar bizden ne istiyorsunuz? Bizi aşağılamaktan ne zaman vazgeçeceksiniz?”
Noelle bir anda öne atılıp Louise’i yakasından kavradı. Louise gözlerini dikip baktığında, kızın yanaklarından gözyaşları süzüldüğünü fark etti.
“Neden ağlıyorsun?”
“O zihinsel bağ yüzünden bütün anılarını gördüm. K-küçük kardeşine gerçekten ne kadar değer verdiğini hiç bilmiyordum.”
“Tiksinti verici bir yetenek. Benim hakkımdaki her şeyi öğreniyorsun ama karşılığında ben hiçbir şey elde edemiyorum, öyle mi?” Louise yapılan bu haksızlığa içten içe öfkelenerek söylendi.
“Bizim nişanımız için bu kadar heyecanlandığı rüyamda görsem aklıma gelmezdi. Cenazesine gelemediğim için tüm kalbimle özür dilerim ama en kısa zamanda mezarını ziyaret edeceğime söz veriyorum.”
“Böyle bir şey yaparsan memnun olurum.” Louise duraksadı, ardından başını iki yana salladı. “Yok, hayır. Yalan söyledim. Onun mezarının yanına bile yaklaşmanı istemiyorum.”
Noelle gülümsedi. “Bak, bu tavır sana çok daha fazla yakışıyor.”
“N-ne ima etmeye çalışıyorsun sen?”
“Benim tanıdığım Louise ukalanın tekidir, lafını da hiç esirgemez. Leon’un karşısında meleği oynamanı izlemek tüylerimi ürpertti.”
“Sen ne dedin bakayım?!” Bu kez Louise, Noelle’in yakasına yapıştı. İki genç kız öfkeyle birbirlerine gözlerini dikti, fakat Noelle içinde yükselen sevinç hissini bastıramıyordu.
“Hah, işte bu yüz! Bu cidden çok komik. Bunca zamandır bana zorbalık eden kadın, meğer sevgili küçük kardeşini çaldığımı sandığı için beni kıskanıyormuş.”
“Ç-çizgiyi aşıyorsun ama!”
Atışmaları kısa sürede saç baş başa, dişe diş bir kavgaya dönüştü.
“Senden her zaman nefret ettim, biliyorsun değil mi?” diye bağırdı Noelle. “Neyin var senin be? Sırf kardeşini elinden aldığını düşündüğün için birine zorbalık edilir mi?!”
“Benim sayemde başkalarının hedefi olmaktan kurtuldun! Bana teşekkür edeceğine bela oluyorsun başıma, seni baş belası!”
Sonunda birbirlerine tokat atmaya ve yastık fırlatmaya başladılar. Birkaç dakikalık bu hırpalayıcı kavgadan sonra ikisinin de dermanı kalmadı. Yatakta yan yana uzanıp gözlerini tavana diktiler. Saçları başları dağılmış, üstleri başları perişan bir halde soluklanmaya çalışıyorlardı. Yine de içlerinde biriktirdikleri tüm o öfkeyi dışarı attıkları için hafiflemiş hissediyorlardı. Bu durum özellikle Noelle için geçerliydi.
Noelle huzurlu bir ifadeyle, “Sonunda içimdeki her şeyi döktüm,” dedi. “Şimdi çok daha iyi hissediyorum.”
“Çılgın barbarın tekisin,” diye karşılık verdi Louise. Yüzünde beliren hafif tebessüme rağmen sesi her zamanki gibi iğneleyiciydi. “Leon’un karısı olmamana çok sevindim.”
“Bunu senden duyacak değilim. Adamın listesinde ancak ikinci sıradaydın.”
“Emin ol, seni tanımış olsaydı o listeyi günceller, beni tekrar bir numaraya koyardı.”
Atışmaya devam etseler de ikisinin de yüzünde bir gülümseme vardı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.