Dönüşü Olmayan Yol

Karşıma çıkan düşmanları birer birer devirip koridorda ilerlerken önümde genç bir adam belirdi. Silahımı kaldırıp ona doğrulttum ama o acı bir tebessümle teslim olduğunu belirtmek için iki elini birden havaya kaldırdı.

Teslim oluyorum, dedi.

Bu biraz fazla kolay oldu. Bir oyun mu peşindesin?

Onu tanımıştım; bu Emile idi. Kendisini daha önce birkaç kez görmüştüm ama ilk defa doğrudan konuşuyorduk.

Emile utanarak yanağını kaşıdı. Korkutucu veya can acıtıcı şeylerden pek haz etmem de. Pleven'in adamlarına zaten geri çekilmelerini emrettim. Louise'i arıyorsan bu taraftan gitmelisin.

Yalan söylüyor gibi görünmüyordu. Tedbiri elden bırakmadan silahımı indirdim ve yanından geçip gitmeye yeltendim.

Rault hanesinin askerlerini hiçbir yerde göremedim, dedi. Zırhlarını konuşlandırmayan tek taraf da onlardı. Yoksa aranızda bir iş birliği mi var?

Duraksayıp Emile'e baktım ve gülümsedim. Bu tepkimden cevabımı çıkarmış olacak ki yüzü aydınlandı.

Biliyordum! Saldırınızın zamanlaması, konumlanışınız, her şey fazlasıyla şüpheliydi. Birinin size içeriden bilgi uçurduğundan emindim zaten.

Rault hanesinin bize destek sağladığı doğruydu. Hatta bunu canıgönülden, büyük bir memnuniyetle yapmışlardı.

Düşmanın karşısında böyle ulu orta konuşmasan iyi edersin, dedim. Kendini vurdurtursan benden bilme.

Sen öyle bir şey yapmazsın. Hem zaten ileride Serge seni bekliyor. Benden duymuş ol, dişli bir rakiptir.

O zaman sabırsızlıkla bekliyorum! Dünyada kendini beğenmiş heriflerin burnunu sürtmekten daha keyifli bir şey yok. Yine de o sadece bu işin tuzu biberi olur. Benim asıl amacım Küçük Hanım Louise'i kurtarmak.

Emile'in yanından ayrıldıktan kısa süre sonra ileride bir kapı göründü.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.