Çaresizliğin Kıyısında

Fernand, Einhorn’un Louise’i taşıyan devasa gemiye balıklama dalışını uzaktan izledi. Savaş gemisinin köprüüstünde dikilmiş, gözlerine inanamayarak bu manzarayı seyrediyordu.

Deli olmalı bu! Onun burada ne işi var? Neden her şeye burnunu sokuyor?! Fernand’ın soylu gururu bu durum karşısında tamamen paramparça olmuş, aklı durmuştu. Adamları emir almak için ona sesleniyordu ama yüzündeki ifadeden şoka girdiği, ağzından tek bir mantıklı söz çıkmayacağı açıkça belliydi. Leon, cumhuriyete ve halkına zaten şimdiye kadar sayısız kez korku salmıştı. Karşılarındaki kişinin o olduğunu bilmek Fernand’ı dehşete düşürüyordu.

Efendimiz Fernand! Ne yapacağız?!

N-ne saçma bir soru, diye kekeledi. Kurbanı koruyacağız elbette! Louise’i savunmak için adamlarına saldırı emri verdi.

Gelgelelim, onunla aynı korku girdabına kapılan adamlarının kıpırdayacak hali yoktu.

A-ama düşmanımız o aşağılık şövalye. Ona karşı hiçbir şansımız yok. Üstelik koruyucunun armasını taşıyor!

Morallerin yerle bir olduğunu görmek için dahi olmaya gerek yoktu. Fernand’ın ise adamlarını yüreklendirmek için elinden hiçbir şey gelmiyordu.

Birden telsizden Leon’un sesi yankılandı. Gözlerim beni yanıltmıyor ya? Gerçekten karşılık vermeyecek misiniz? Tepemde dalgalanan korsan bayrağını görüyorsunuz, değil mi? Beni hâlâ görmezden mi geleceksiniz? Sakın bana korktuğunuzu söylemeyin.

Fernand kükredi: Kesin şu yayını!

Sistemlerimizi hacklemiş. Engelleyemiyoruz!

Demek bizimle açık açık uğraşmaya niyetli, ha? Fernand’ın yakışıklı yüzü öfkeden kasıldı. Leon ise bu duruma sadece güldü.

Ne oldu? En azından biraz zorluk çıkarırsınız sanmıştım ama bu çocuk oyuncağıymış. Gerçi siz eziklerden pek bir şey beklememek gerekirdi. Ne de olsa kendi kıçınızı kurtarmak için gencecik bir kızı kurban etmeye dünden razı bir ülkesiniz.

Arka plandan düzenli aralıklarla silah sesleri yankılanıyordu. Leon çoktan gemiye sızmış, içeridekilerle çarpışmaya başlamıştı.

Budala, diye tısladı Fernand. Ne yaptığının farkında mısın sen?! Eğer buna engel olursan, yanına kar kalacağını mı—

Efendimiz, sanırım sesimizi duymuyor.

Lanet olsun!

Leon sistemi öyle bir manipüle etmişti ki kendisi konuşabiliyor ama onların sesini almıyordu. Fernand diğer gemilere hareket emri vermek istese bile iletişim hatları olmadan bunu yapması imkansızdı.

Leon’un ses tonu birden değişti, ciddileşti. Size söylemek istediğim son bir şey var. Eğer yaptıklarımla bir alıp veremediğiniz varsa, gelin ve gücünüzü gösterin. Eğer bu durum içinizi bu kadar kemiriyorsa, canımı alın. Tabii buna gücünüz yetiyorsa.

Fernand önündeki masaya yumruklarını indirdi. Onu kurban etmek için can attığımızı mı sanıyorsun gerçekten?! En başta bizi köşeye sıkıştırmasaydın bunların hiçbiri yaşanmayacaktı!

Normal şartlar altında lordlar kararlarını çok daha temkinli tartışırdı. Ancak başlarında Leon gibi yabancı bir gücün tehdidi sallanırken, kutsal ağacın kendilerini terk edeceği ve cumhuriyetin çökeceği korkusu zihinlerini esir almıştı. İnsan kurban etme fikrini bu kadar kolay kabullenmelerinin, ellerini kollarını bağlayıp teslim olmalarının tek sebebi buydu. Tüm bu felaketin fitilini ateşleyen ise Leon’un ta kendisiydi.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.